ulusal susturulamaz2

‘Kral Çıplak’ dedik ULUSAL’ı vurdular!

Ulusal Kanal’da Kasım ayının başından bu yana her Cuma gecesi ekrana gelen Kral Çıplak, bu hafta “vuruldu...”

Önce izlemeyenler için programdan söz edeyim:

Kral Çıplak, hem haber, hem de yorum programı...

Can Karadut’la birlikte haftanın önemli gelişmelerini ekrana getirip, bunları sokaktaki insanlara ve her hafta değişen bir stüdyo konuğuna yorumlatıyoruz.

Elbette ben de boş durmuyorum ve Allah ne verdiyse (!) konuşuyorum!

*** *** ***

Programın konuklarında aradığım tek şart var:

“Kral Çıplak” diyor olmaları...

Yani iktidar yandaşlarına, dostlarına, dincilere, liboşlara, bölücülere bu programda yer yok!

Zaten bu, konuk ettiğimiz isimlerden de belli:

Umut Oran, Muharrem İnce, Süheyl Batum, Aykut Erdoğdu, Timur Selçuk, Aysel Çelikel, Erdoğan Teziç, Pınar Türenç, Sabih Kanadoğlu, Metin Feyzioğlu, Ataol Behramoğlu, Muazzez İlmiye Çığ, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Zülfü Livaneli...

*** *** ***

Bu haftaki konuğumuz ise ceza hukukunun duayenlerinden Avukat Celal Ülgen’di... Saat 22.00’de başlayan programda, cezaevinde geçirdiği beyin kanaması sonucu ölen Balyoz hükümlüsü Albay Murat Özenalp’ten, devletin 1 Mayıs’ta estirdiği terör havasından, uygulanan yasaklardan ve TÜKETMİYORUZ isimli halk hareketinden söz ediyorduk ki; 22.50’de yayın gitti.

Evet; televizyonculuk tarihinde çok nadir görülen bir şey oldu ve yayınımız saatlerce dondu.

*** *** ***

Kanal’ın deneyimli teknik personelinin uzun süren çalışmalarına karşın sorun çözülemedi.

ULUSAL Kanal Genel Müdürlüğü de dün öğlen saatlerinde şu açıklamayı yaptı:

“02.05.2014 cuma günü, saat 22.50’de yayınımız kesilmiştir. Teknik ekiplerimizin Türksat yetkilileri ile yaptığı görüşmeler sonucu yayın kesintisinin Türk Telekom Metro Ethernet hattından kaynaklandığı belirtilmiş ve Türk Telekom’la iletişime geçilmiştir. Beyoğlu bölgesi santrallerinde genel bir arıza olduğunu belirten Türk Telekom yetkilileri sorunun ne zaman çözüleceğine dair bilgi vermemiştir.

ULUSAL’ın saatlerdir sağlıklı yayın yürütemiyor olması ve sorunun ne zaman çözüleceğine dair bilgilendirilmiyor olmamız en hafif tabirle sorumsuzluktur.

Sorunun en kısa zamanda çözülmesi, kanalımızın maddi ve manevi kayıplarının daha da büyümemesi için bütün yetkilileri göreve çağırıyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

*** *** ***

Gördüğünüz gibi, ULUSAL Kanal Genel Müdürlüğü oldukça “zarif” davranmış ve yapılanın bir sabotaj olduğunu söylememiş...

Bu arada, sabotaja uğramasına neden olan programın adını da vermemiş... Ben söyleyeyim:

Bu program, Kral Çıplak!

Yapımcısı ve sabit konuğu da benim.

Bizim her hafta “Kral Çıplak” dememizden rahatsız olan birileri akıllarınca “Kralı giydirmeye” çalıştı.

Ancak ellerine yüzlerine bulaştırdı.

*** *** ***

Biz bu programda kimseye hakaret ya da küfür etmiyor, gerçekleri tüm çıplaklığıyla yorumlamaya çalışıyoruz.

Her ne kadar Türkiye’de basın özgürlüğünün olmadığı artık uluslararası kuruluşlarca tescillenmiş olsa da...

Kral giyinmediği sürece, çıplak olduğunu haykırmaya devam edeceğiz!

Kral’ın tüm soytarılarına duyurulur!

GÜNÜN SORUSU!

Ünlü ceza avukatı Celal Ülgen, Kral Çıplak’ta askeri okulların da dincilerin eline geçtiğini belirterek, “Atatürkçü gençler, dolaplarına konulan porno filmlerle tehdit edilerek okuldan ayrılmaya zorlanıyor” dedi. Sorum Genelkurmay Başkanı’na:

Genelkurmay Başkanlığınız döneminde kaç askeri öğrenci, hangi gerekçeyle okullarını bıraktı?

ŞAKA GİBİ BİR GÜNDÜ!

Önceki gün Türkiye’nin, dünya basın özgürlüğü sıralamasında 120’nci sıradan 134’üncülüğe gerilediği açıklanmıştı. Buna göre, Türkiye’nin yeni yeri artık, “basını özgür olmayan ülkeler”in arasıydı.

Şaka gibi ama dün de 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ydü...

Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun öncülüğünde ve çoğu internet sitelerinde çalışan ya da emekli olan gazetecilerin katılımıyla Cağaloğlu’nda bir yürüyüş yapıldı.

Bu yürüyüşe birkaç kişi dışında merkez medyadan katılan olmadı.

Zaten bu “merkez medya” ne kokar, ne bulaşır!

Gazeteciler öldürülür, işten atılır, dayak yer; düzenlenen yürüyüşlere onlardan kimse katılmaz...

Sadece burunlarının büyüklüğünden değil, fena halde korktukları için böyle davranırlar aslında...

İşsiz kalmaktan, mimlenmekten ve “marjinal gazeteci” gibi görünmekten çekinirler.

Bu yüzden bırakın etkinliklere katılmayı, iki kişi bile bir araya geldiklerinde, bu tür konulara girmezler.

Sözüm bu arkadaşlara:

Tamam; siz her türlü esareti hak ediyorsunuz da bizim günahımız ne be kardeşim?

Sizin yüzünüzden o esareti yaşamaktan bıktık artık!

GÜNÜN İSYANI!

Dünkü Aydınlık’ta okumuşsunuzdur: Türkiye’nin; basını özgür olmayan ülkeler arasına girmesini arkadaşlarımız yandaş gazetecilerin kurduğu Medya Derneği Başkanı ve karikatürist Salih Memecan’a sormuş... O da “Biz prensip kararı aldık; medya, basın konusuna hiç girmiyoruz. Kendimizi daha ziyade eğitim işlerine verdik” diye yanıtlamış... İsyanım kendisine:

Sizi eğitim bile kurtaramaz!

Mustafa MUTLU - 04 Mayıs 2014 - Aydınlık

Son Yazılar