milli bayrak antiemperyalist simgedir

Türk bayrağı, antiemperyalizmin bayrağıdır!

Neden Emperyalizm Kendi Bayrağını Dayatıyor?

Ezilen milletlerin emperyalizme karşı direnişlerinin simgesi haline gelen ulusal bayraklar konusunda, özellikle sol görünümlü kesimlerin akıl almaz yanlışlıklarını anlayışla karşılamak doğru olmadığı gibi, bilimsel sosyalist bir yaklaşım da olamaz.

Türk bayrağını, hiçbir tartışmaya mahal vermeksizin Türkiyeli sosyalistler taşır. Türk bayrağı düşmanlığı virüsü, emperyalist merkezlerin psikolojik savaşlarının vazgeçemedikleri malzemeler içinde yer alır. 1960’larda Türkiye’ye gelen ABD’nin “Barış Gönüllüleri Casusları” milli bilincin körelmesi için açıkça çalıştıkları yeterince yazıldı, çizildi. Sorunu şöyle netleştirmekte yarar var; ne zaman ki ABD Türkiye’ye girdi, işte o zaman Türk bayrağı düşmanlığı da başladı. NATO süreci de bunu besledi ve büyüttü!

Alman Cumhurbaşkanı rahatsız!

Almanya’da 1984 sonrası PKK’nın bölücü eylemleri yaygınlık kazanmış ve Türk toplumunu ablukaya almıştı. 1990’ların ortalarından itibaren ise Türk bayrağına saldırılarda artış gözlendi. PKK eylemlerinde Türk bayrağı yakmak gelenek haline gelmişti. Türk konsoloslukları önünde Türk bayrakları Alman polisinin gözleri önünde yakılıyordu.

1 Mayıs etkinliklerinde Türk bayrağı taşıyan İşçi Partisi yürüyüş kolu, sol görünümlü grupların saldırılarına uğruyor ve kavgalar oluyordu. Yurtdışında vatan savunmasının sembolünü korkusuzca savunan tek parti, tartışmasız İşçi Partisi’dir.

Almanya’nın Sosyal Demokrat cumhurbaşkanlarından Johannes Rau, Türklerin düzenlediği eylemlerde Türk bayrağının yerine Alman bayrağının taşınmasını öneriyordu. Yine o dönemin Sosyal Demokrat İçişleri Bakanı Otto Schily de Türk bayrağından dolayı rahatsızlıklarını dile getirmekten çekinmiyordu. Emperyalist merkezlerin sözcüleri Türk kimliği ve Türkleri temsil eden her şeyden alerji duyar hale gelmişti.

Acaba bu durumu neye yorumlamalı? Solculuk adına ortaya çıkan marjinal grupların Türk bayrağına karşı duruşları ile bölücülüğü besleyip büyüten emperyalizmin temsilcilerinin tavırlarındaki benzerlik düşündürücü değil midir?

Alman bayrağı!

Alman Ceza Yasası, madde: 90 a, paragraf 3: “Kim açıkça bir toplantıda ya da yayın dağıtmak suretiyle Alman Federal Cumhuriyeti’ne ya da herhangi bir eyalete ya da anayasal düzenine küfreder ya da kötü niyetle alayda bulunursa ya da Alman devletinin bayrağına ya da eyaletlerin flamalarına ya da bunların renklerine hakaret ederse, üç yıla kadar hapse ya da para cezasına mahkûm edilir.”

Şimdilerde bazı solcular ve liberallerin hayranlıkla dile getirdikleri, “Batılılar bayrağa önem vermezler ve böylesi bir ‘tabuları’ yoktur” yalanının gerçeği yansıtmadığını görüyoruz. Bu görüş, neo-liberalizmin ve onun türevi olan neo-solculuğun emperyalist projeler içinde rol üstlenmelerinin yansımasından başka bir şey değildir.

Berlin Tiergarten İdare Mahkemesi, 8 Temmuz 1997 tarihli kararında, Alman bayrağına saygısızlıkta bulunan Andreas Röhler’i ilk önce psikiyatrist kontrolünden geçmesini önermişti.

Karl Marks ve milli bayrak!

Marks’tan Mao Zedung’a bilimsel sosyalizmin öğretmenlerinin milli simgelere bakışları konuyu aydınlatmaya fazlaca yetiyor. Gerçi Marks ve ardıllarından “daha Marksist!” solcularımıza bunu anlatmak güç olsa da anlatmaya sabırla devam edeceğiz. Bu noktada birkaç örnek verelim:

1) Alman olan Schleswig- Holstein’de, Danimarka’ya karşı açılan savaş haklı bir savaştı. Marks, özellikle Danimarkalı azınlığında yaşadığı Schleswig-Holstein Eyaleti’nin Almanya’ya bağlanmasını istiyordu. Bu bağlamda Danimarka ile silah bırakışması Marks tarafından eleştirilmişti. İşte bunu anlatmak için K. Marks, Köln’ün banliyölerinden Worringen’de bir açık hava toplantısı düzenlemişti. “Kürsüde Alman birliğini temsil eden sarı-kırmızı-siyah bayrağın yanı sıra kızıl bayrak da dalgalanıyordu (abç.)”. (K. Marks. Biyografi, s.208-209, Öncü Kitabevi.) solcularımıza duyurulur!

2) 8 Eylül 1864’te I. Enternasyonal Londra’da St. Martin salonunda toplandı. Salon şöyle tarif ediliyor: “Çeşitli ülkelerin bayraklarıyla (Yani İngiltere ve Fransa gibi sömürgeci devletlerin vb. bayraklarıyla) geleneksel biçimde süslenmiş olan salon bu sefer Enternasyonal İşçiler Birliği’nin kısaca I. Enternasyonal diye bilinen, proletaryanın ilk kitlesel enternasyonal örgütünün kuruluşuna tanık oluyordu.”

3) Çin Komünist Partisi kongresinde milliyetçi Gomindang’ın parti bayrağı da yer almıştır.

4) 2. Dünya Savaşı’nın ardından sosyalizme geçen Doğu Avrupa ve Balkan devletlerinin bayrakları neredeyse aynı kalmış ve yalnızca sosyalizmi sembolize eden simgeler bayrakların üzerine yerleştirilmiştir. Doğu Almanya’nın üç renkli bayrağının ortasına sadece sosyalizmin simgeleri oturtulmuştur. Romanya, Polonya vb. ülkelerin bayrakları için de bu geçerlidir. Arnavutluk bayrağında ise sadece haç’ın yerini kızıl yıldız almıştır.

Nasıl ki Alman birliğinin sembolü üç renkli Alman bayrağı ise, nasıl ki Fransız birliğinin sembolü üç renkli Fransız bayrağı ise, Türk milletinin birliğinin sembolü de Ay Yıldızlı al bayraktır. Bu gerçeğe çelme atanlar ve görmezden gelenler materyalist tarih anlayışından kopan aşiret ruhlu çevrelerdir.

Antiemperyalizmin bayrağı!

Türk bayrağı, antiemperyalizmin bayrağıdır. ABD/AB emperyalistleri Türk bayrağını gördüklerinde, kendilerini arenada hissederek öfkeleniyorlar. Ancak, sol görünümlü grupların emperyalistlerle ortak öfkelerini anlamak istemiyoruz! Çünkü devrim amacıyla yola çıkmadıkları ve dar grup zihniyeti içinde dolanıp durdukları için, Türkiye gerçeğini göremezler. Onların gözüne emperyalizm perdesi inmiştir.

Salon sosyalistleri ve kurtuluşu kitapların arasına gömülmede arayanların, gerçeği görmeleri oldukça zor! Devrimi sayfaların arasındaki dizelerin ezberlenmesinde ve mütemadiyen tekrarlanmasında arayanları sonu ne yazık ki Thomas Morr’a benzeyecek ve ütopyalarıyla kalacaklardır! Samuel Beckett’i saygıyla anıyoruz! Solcularımız bir ömür boyu “Godot”yu beklemeye devam edecekler!

Sonuç :

Türkiye solunun büyük bir bölümü Amerikancı bölücülüğün kuyruğunda ömür tüketmekle kendini bitiriyor. Önlerini görememeleri, siyasal sığlıkları ve nesnellikten uzak örgütleriyle adeta “tarikatları” andırıyorlar. Antiemperyalizm, teorik inşa, bilimsel sosyalist ideoloji, devrim çantalarında taşıdıkları dosyalar gibidir. Lazım oldukça çıkarıp kalıplar halinde sunuyorlar. Keskin devrimci çıkışlar, halktan kopuk bireysel eylemler, kışkırtmalar içinde yer almalar, milletine-halkına-ülkesine yabancılaşma karakterlerini yapılandıran unsurlardır.

1990 yılından beri Doğu Avrupa ülkelerinde yıkım sırasında insanların eline ABD/AB bayrakları vererek ortalığa döken kuvvetler ile Türk bayrağının taşınmasını engelleyen güçler nesnel olarak aynı safta yer alırlar. “Turuncu Devrimi”nin asları emperyalizmin simgelerini taşımaktan utanmamışlardır. O tür sol bu utanç verici tavrı benimsememelidir ve ders çıkarmalıdır. Çünkü mesele, sadece bayrak taşımak veya taşımamak değildir; devrim ile karşıdevrim arasında nerede durduğunuzdur.

Bilimsel sosyalistlerin (Marksistlerin) eylem kılavuzu bilimdir. Doğu Perinçek’in deyimiyle, “Bilimsel sosyalizm, bilimin doruğudur”. (Kaynak Yay. ikinci basım. s.93) O halde dogmalardan kurtulmak ve gerçeklerden yola çıkarak mücadeleye girmek en doğru olanıdır. Sol içinde bulunan sosyalistlere çağrımızdır, Türk bayrağı düşmanlığı emperyalizmle birleştirir, Türk bayrağını taşımak ise Türkiye halkıyla birleştirir ve devrim yoluna girmenizi sağlar.

Türkiye’nin bilimsel sosyalistleri antiemperyalist-demokratik değerlerimizi sonuna kadar savunmada kararlıdır. Bunun aksini savunanlar tarihin kenarlarında sürünmekle yetineceklerdir.

Murat İNCE - 01 Mayıs 2014 - Aydınlık

Son Yazılar