naci bestepe225

Vatan nasıl?

Yusuf Afat, Karadeniz’in bir yayla köyünün çocuğu.

Deniz piyade subayı olmuş. İç güvenlik harekâtına katılmış. Dağlarda terörist peşinde koşmuş.

Afganistan’a gönderilmiş.

Oradaki yaşlı bir Afgan sormuş Anadolu’yu, “VATAN NASIL?” diye.

O da kendi hikâyesini anlattığı kitaba bu adı vermiş.

Bana kitabıyla birlikte aşağıda bazı bölümlerini aktardığım bir mektup gönderdi.

Yusuf Afat’a balyoz

“Balyoz davasından dolayı üç dijital veride sadece ismim yazılı diye 16 yıl cezaya çarptırılarak TSK’dan ilişiğim kesilene kadar şimdilik ‘Mamak Askeri Cezaevi’nde esir olan Deniz Piyade Kurmay Albay Yusuf Afat’ım” diye başlıyor mektup.

Türk subayı budur işte!

“İftirayla ‘darbeci, terörist!’ olarak yaftalandığım ‘Balyoz Davası’ hakkında, gerçekleri en az benim kadar bilmeniz nedeniyle bu konudan hiç bahsetmeyeceğim. Ancak, suçsuz olmamıza rağmen diri diri bir karanlığa gömüldük ve şimdi her türlü söyleme rağmen üzerimize beton dökülüyor. Eğer bizlerin diri diri gömülmesi vatanın geleceğine olumlu katkı sağlayacaksa, ‘kanım da, canım da’ feda olsun aziz vatanıma...

Malum çevrelerde vicdansızca ‘Ordumuzun, din düşmanı (!) olarak ilan edildiği’ dönemlerde, Karadeniz yaylalarında keçi çobanlığından ulu önder Atatürk’ün de mezun olduğu Kara Harp Okulu’na sadece bileğimin hakkıyla girdim ve alnımın akıyla subay oldum. Hayatım boyunca da doğduğum-büyüdüğüm yerleri, keçi çobanlığı yaptığım günleri hiç unutmadım. Bu can bedende kaldığı sürece de unutmayacağım. Yine, eğilmeden ve bükülmeden bileğimin hakkıyla, Kurmay Subay oldum. 20 yıl önce 1993-1995 yılları arasında Şırnak’ta iç güvenlik harekâtına iştirak ettim. Ne büyük bir çelişkidir ki bugün, ülkemizin bölünmez bütünlüğü adına canımızı ortaya koyan bizler iftirayla ‘terörist’ ilan edilerek zindanlara koyulduk.

Ah... bu zindanların dili olsa da yaşadığımız mezalimi bir dile getirebilse. Ama ne mümkün. Bu yüzden, iftiraya-kumpasa maruz kaldığımız bu süreçte ‘yazarlık’ gibi çok ciddi bir hususta önemli bir tecrübesi de, iddiası da bulunmayan şahsım tarafından cezaevi şartlarında amatör bir heyecanla ‘tarihe not düşmek’ adına bir kitap yazabilme çabası içine girdim.

Yaşanan çelişkiler yumağının küçük bir örneği olan bu kitapta ““anlatılmak istenenlerin, ‘Türk halkına önümüzdeki dönemde umutla bakılacak yarınlar için zifiri karanlıkta bir mum ışığı kadar aydınlatması’ benim için bir mutluluk kaynağı olacaktır...

Halkın bağrından çıkan Türk subayına reva görülen komploların boyutlarını kamuoyuna anlatması açısından küçük de olsa katkı sağlayacağını düşündüğüm bu kitabı size takdim etmekten onur duyarım.”

Onur duydum!

Bütün yaşadıklarına karşın vatanına ve ulusuna olan duygu ve düşünceleri böyle Yusuf Albay’ın.

Türk subayı budur işte.

Değerli silah arkadaşım, Yusuf Albayım; Kitabınızı göndermenizden, Türk subayına yakışır anlatımınızdan ve davranışınızdan ben onur duydum.

Türk halkına, subayını daha iyi tanıması için “Vatan Nasıl?”ı okumasını öneririm.

Mamak’taki kahramanlarımızdan Albay Murat Özenalp’in en kısa sürede sağlığına kavuşmasını diliyorum.

ÇARŞAMBA İĞNELERİ!

GÖREVLİ

RTE, göç ettirilme sırasında ölen Ermenilerin torunlarından özür diledi.

Verilen görev gereği...

CAHİL

RTE, “Malum Almanya mahkemesinin verdiği karar var...” diyerek, “Ermeni soykırımı” iddiaları konusundaki bilgi ve ilgi seviyesini gösterdi.

Makam cehalet gidermiyor...

ELÇİ

ABD, Erivan Büyükelçisi Heffern: “Türkiye-Ermenistan sınırı açılabilir.”

AKP’nin ne yapacağını Türk vatandaşı değil ABD’li bilir...

ALDATMA

Rüşvet sanığı Zarrab arkasında Türk bayrağıyla konuşturuldu.

Allah’la aldatmadan sonra BAYRAKLA ALDATMA...

Naci BEŞTEPE - 30 Nisan 2014 - Aydınlık

Son Yazılar