mehmet yuva225 

Esad aday olmayabilir!

Suriye anayasasına binaen Suriye Arap Cumhuriyeti Başkanlık makamına

aday olmak isteyenler 22 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında Anayasa Mahkemesi başkanlığına resmen müracaat etmeli. Seçimin yapılabilmesi için en az iki aday yarışmak zorundadır. Anayasa mahkemesi Başkanlığı adayların başvuru taleplerini inceledikten sonra, yasaya uygunluk söz konusu ise, onay alan dosyayı Suriye Halk Meclisi Başkanlığına gönderir. Bugün itibari ile Anayasa Mahkemesi Başkanlığına müracaat edenlerin sayısı iki kişi. Mahir Abdul Hafız Hajjar 23 Nisan günü en erken adaylık başvurusunu yapan kişi oldu. Anayasa mahkemesi Hajjar’ın başvurusunu kabul edip Halk Meclisi Başkanlığına iletti. Mahir Abdul Hafız Hajjar’ın resmi aday olabilmesi için Halk Meclisi 35 üyesinin onayı gerekiyor.

Komünist aday!

Hajjar, 1968 Halep doğumlu. 1984’te Suriye Komünist Partisi üyesi oldu. 2000 yılında partisinden istifa eden Hajjar, Halep Komünist Birliği hareketini kurdu. 2003’te, farklı sol örgüt mensupları ile birlikte, daha sonra ‘Halkın İradesi Partisi’ adını alacak olan ‘Suriye Komünistlerin Birliği İçin Ulusal Komite’ kurucu lideri oldu. 2007’de Suriye Halk Meclisi (Parlamento) seçimlerine aday oldu ama seçilemedi. 2012’de, Suriye savaşı esnasında, ‘Değişim ve Özgürlük İçin Halk Cephesi’ listesinden en çok oy alan ikinci aday sıfatı ile Halk Meclisi’ne seçilerek bağımsız parlamenter oldu. Halep Üniversitesi, Filoloji bölümü mezunudur. Anayasa Mahkemesi Başkanlığına adaylık için başvuran ve başvurusu kabul edilerek Halk Meclisine gönderilen ikinci dosya Hassan Abdullah Nuri’ye ait. 1960 Şam doğumlu olan Nuri, 1982 yılında Şam Üniversitesi İktisat Fakültesi İşletme Bölümünden yüksek lisans aldı.

1989 yılında Amerikan Kennedy Üniversitesinden doktora unvanını alan Nuri, 1997-2000 yılları arasında Şam Sanayi Odası Genel Sekreter görevinde bulundu. 1998-2003 yılları arasında milletvekili olmuş, 2000 -2002 yılları arasında idari kalkınma işlerinden sorumlu devlet bakanı görevini üstlenmişti. Nuri herhangi bir partinin üyesi değildir. Suriye Devlet Başkanlığı seçimi yurtdışında 28 Mayıs-1 Haziran ülke içinde 3 Haziran 2014’te yapılacak.

Esad olmazsa tanıyacaklar mı?

Suriye savaşı dünyanın iki kutba ayrışmasını sağladı. Seçim bu süreci derinleştirecek.

Bu tabloya binaen, dünyanın yarısı seçim sonuçlarını tanıyacak diğer yarısı tanımayacak. Suriye seçim sürecine şiddetle karşı çıkanların argümanı Esad’ın adaylığı. Cumhurbaşkanlığı makamında olan birinin aday olmak istediğini bildirmesi yeterli olacaktır. Ancak, Esad halen adaylığını açıklamış değil. Peki, Esad aday olmaz ve seçim şu ana kadar resmi başvuru yapmış olan adaylar arasında hâsıl olursa, Obama, Cameron ve Erdoğan-Davutoğlu rejimin başını çektiği blok Suriye seçim sonucunu kabul eder mi? Adayların profiline baktığınızda her iki aday BAAS üyesi değil. Adayların biri Komünist, ikinci aday sanayici ve ABD’de doktora yapacak kadar “liberal”. Ama ve lakin her iki adayın hanesi temiz ve her ikisinin siyasi tarihi Suriye için mücadele ile dolu.

“Esad olmaz” diyen blok kendilerinin memuru olmayı kabul etmedikleri sürece kim seçilirse seçilsin meşruiyeti tartışmaya açık kalacak. Esad’ın hayaleti Suriye’nin üzerinde kaldıkça mevcut durum devam edecek. Esad inzivaya çekilse bile istikrarlı, güçlü, vatan ve toplumsal bütünlüğü sağlamış olan hiçbir iktidar tercih edilmeyecek. Anti-Emperyalist, anti-Siyonist ve bu merkezlerin beslemeleri olan dini-dar oluşumlara karşı mukavemet eden bir Suriye kesinlikle kabul edilmeyecek. Peki, Esad aday olur mu olmaz mı? Gerçi, Türkiye’de bazı gazeteci kimlikli muhbirler, ben garibanı Suriye krizinin ilk dönemlerinde “Esad’ın Türk aklı” olarak sundular. Bu muhbirlere binaen, Esad ile oturmuşuz, Türkiye’de Erdoğan-Davutoğlu rejimini bir darbe ile nasıl yıkabiliriz, bunun planlarını yapmışız. Ergenekon süreci ile irtibatlandırıp aklı sıra Erdoğan-Davutoğlu rejiminin çapsız, ihanet dolu ve basiretsiz Suriye politikalarını eleştiren bizleri bu şekilde susturacaklardı. Suriye-Türkiye ilişkileri için ortaya koyduğumuz samimi ve ahlaklı çabalarımızı akademik kimliğimi kullanarak Türkiye’de Erdoğan-Davutoğlu rejiminin yıpratılması için “akrabası olduğum Esad ailesi için halkla ilişkiler faaliyetleri” yürüttüğümü iddia edecek kadar vicdan ve ahlak yoksunu oldular. “Bilmeyenin bilene karşı ortaya koyacağı bir savı olamaz. O zaman çamurlaşır batakhaneye dönüşür ve pislik kusar” Hadis-i Şerif’e binaen yaşayan bu hasta güruhu şimdilik rafa kaldıralım.

Esad’ı tanıyorsam...

Pekâlâ, Esad makamını başka bir adaya bırakır mı? Bırakır ve bırakacak. Bildiğim özel bir şey mi var? Kesinlikle hayır. Ama Esad’ı biraz tanıyorsam, önümüzdeki seçime adaylığını ilan etmeyeceğini söylemem mümkün. Bunu nasıl mı tahmin ediyorum? Suriye’nin akıllı diplomasisi, köklü siyasi geleneği, zamana oynama mahareti ve kriz idare sanatını yakinen yaşayıp okuyabildiğim içindir. Tekrar hatırlatmakta yarar var. Söylediklerim kesin bilgilere dayanmıyor ama bir iddia da değil. Esad’ın böyle bir planı hayata geçireceği yönünde güçlü emareler var. Ve bu yönde alacağı bir karar onun daha güçlü geri gelmesini sağlayacak süreci tetikleyecektir. Çünkü Esad an itibariyle devlet kurmak ve otoriteyi korumak için gereken üç şeye eskiye kıyasla daha çok sahip: siyasi-askeri liderlik, silahlı büyük ve etkin bir kuvvet ile ezici çoğunluğun mutlak desteği. 1967 İsrail-Mısır savaşının mağlubiyeti, ABD, İsrail, Suudi hanedanlığı, Fransa ve İngiltere’nin meşruiyetini sorguladığı ve ciddi bir askeri-siyasi baskı altında kalan Nasır’ın istifa ettikten sonra sokaklara dökülen milyonların onu nasıl baş tacı ettiğini hatırlayın.

Mehmet YUVA - 27 Nisan 2014 - Aydınlık

Son Yazılar