bessam abdullah225

Haziran’daki Suriye Başkanlık seçimleri! (2)

Suriye’de yaklaşan Başkanlık Seçimleri üzerine

yazarımız Bessam Abu Abdullah’ın kaleme aldığı 24 Nisan tarihli makalenin devamını dikkatinize sunuyoruz:

Suriye hükümeti kamplarda tutulan Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri için çok büyük bir çaba verdi. Bu samimi çaba her daim görmezden gelindi. Ülkelerine dönmek isteyenler tehdit edildi. Kamplardan çıkmak isteyenlerin başına türlü belalar geldi. Suriyeli mülteciler kadavra misali siyasi ve mali çıkarlar için kullanıldı. Organ, uyuşturucu ve kadın tüccarları kamplarda cirit atıyor. Erdoğan-Davutoğlu rejimi Suriyeli mülteciler için milyarlarca dolar para harcadığını ve onları en iyi şartlarda misafir ettiğini iddia etse de sokaklarda dilenen ve en ucuz şekilde çalıştırılan, cinsel istismara maruz kalan on binlerce Suriyelinin mevcut olduğu gerçeğini örtbas edememektedir. Yapılan bütün propagandalara rağmen, BM resmi raporlarına binaen onlarca devlet Suriye dışında kalan mültecilerin toplam ihtiyaçların sadece yüzde 25’ini karşılayabilmiştir. Suriye’ye dayatılan ve yıllarca ve halen sürmekte olan kirli savaşa ve ekonomik talan ve yıkıma rağmen Suriye devleti, Suriye halkının toplam ihtiyacın yüzde 75’ini karşılamaktadır. Bu gerçeğe rağmen, farklı ülkelerin, ama özellikle Türkiye Kamplarında esir tutulan Suriyeliler üzerinden “milyonlarca Suriyeli’nin” seçime katılmadığı işlenecek.

BM’nin Cenevre yalanı!

ABD ve İngiltere’nin seçim sonuçlarını tanımayacağı açıklamasının ardından, seçim sürecini baltalamayı amaçlayan ilk adım BM Genel Sekreteri sözcüsü Stefan Ducarric tarafından atıldı. BM sözcüsü: “Genel Sekreter Ban Ki Mun ve Suriye’de siyasi çözüm sürecinden BM adına sorumlu olan El-İbrahimi, bu şartlar altında Suriye’de yapılacak seçimin siyasi çözüme katkı yapmayacağını ve bu seçimin 12 Haziran 2012 tarihinde Cenevre’de yapılan toplantının ruhuna aykırı olduğuna inanmaktadırlar” demiştir. BM sözcüsü bu açıklama ile Suriye halkının iradesine ipotek koymak istemiştir. Bu iradeyi hiçbir harici kuvvetin teslim alamadığını unutmuşa benzer. Sözcü’nün görevi seçimin nezih, demokratik ve güvenli bir ortamda yapılması için her türlü uluslararası desteği sunmasıdır. Suriye muhalefetinin aday göstermesi ve bu aday ile seçime katılarak Suriye sahasında silahın değil sandığın hakem olmasını talep etmesidir. Her fırsatta sandık, seçim ve demokrasiden söz eden güruh ve benzeri hükümetlerin Suriye’de gerçekten barış ve halkın iradesine saygılı olsalardı bu yönde bir kararın alınması için ortaya konulan çabalara hizmet ederlerdi. Her fırsatta Suriye ile alakalı Cenevre ittifaklarına atıfta bulunanlar yalan söylemektedir. Bu ittifakların hiç birinde seçim ve Başkan Esad’ın adaylığı ile alakalı bir şey mevcut değildir. Önce siyasi çözüm sonra seçim gibi bir saçmalıkta yer almamaktadır. Aksine, bu ittifaklarda Suriye devleti ve kurumlarının muhafaza edilmesi ve Suriye’nin sadece Suriyeliler tarafından idare edilmesi ve halkın iradesine saygı duyulması mevcuttur.

Muhalefet neden korkuyor?

Burada sorulması gereken en önemli soru şudur: Arkasında dünyanın en nüfuzlu ve zengin merkezler olan ve milyarlarca dolar servete sahip olan Suriye “muhalefeti” seçimden neden korkar? BM dâhil her türlü garantiyi alabilecek olan “muhalefet” halkının önüne neden bir ortak aday ile çıkmaz? Çünkü çıkacak yüzü yoktur. Çünkü çıkması halinde büyük bir hezimet yaşayacağını bilmektedir. Suriye halkının ezici çoğunluğunun kendilerinden nefret ettiğini bilir. Ellerinde mevcut olan bütün imkânlara rağmen yurt dışında bile Suriyelilerden destek görmedikleri ve Suriyelilerin onların savaş tüccarları olduklarını bildiğini bilir. Her vicdanlı Suriyeli, muhalefetin kökünün dışarıda olduğunu ve Suriye’de yaşamayan siyaset ve ekonomi baronları olduklarını bilir. Muhalefet ve efendileri bunları bildikleri için her yerde “sandık” der, ama Suriye’de sandıktan korkar. Arap dünyasının Nazım Hikmet’i olarak kabul edilen Filistin asıllı şair Mahmut Derviş’in kitaplarını Suudi Arabistan’da yapılan kitap fuarında yasaklayan zihniyet, din, Allah, peygamber yalanları ile halkın ve sandığın iradesine ipotek koyanlar; “Ergenekon” ve “paralel yapı” diyerek hukuk katliamı yapanlar, demokrasiyi iktidar olmak için araç olarak görenler Suriye’deki sandıktan korkmalıdır. Bu sandık Suriye düşmanları Sarkozy, Clinton, Bendar Bin Sultan, Robert Ford ve daha nicelerini gömdü ve daha nice Suriye düşmanlarını gömecek. En büyük korkuları bundandır.

Bessam Abu ABDULLAH - 25 Nisan 2014 - Aydınlık

Son Yazılar