beyhan yildirim petra pau2

‘Irkçılık temel sorunumuz!’

NSU Meclis Araştırma Komisyonu Üyesi, Alman Meclisi Başkanvekili Petra Pau Aydınlık’a Konuştu:

NSU Meclis Araştırma Komisyonu’nda ‘Türk toplumunu kaygılandırmak, güvenlerini sarsmak istemedik’ dendi. Oysa 2006’da insanlar çoktan kaygılıydı. 2006 yılında Kassel’de, NRW’de: “Onuncu kurban olmasın” yürüyüşleri düzenlendi.

Almanya’yı ve ülkede yaşayan 3 milyon Türkü derinden sarsan NSU (Nasyonal sosyalist Yeraltı) örgütünün işlediği seri cinayetler ile güvenlik bürokrasisindeki zaafları inceleyen Meclis Araştırma Komisyonu Üyesi Petra Pau, Alman Meclisi Bundestag’daki ofisinde Aydınlık’a önemli açıklamalarda bulundu. Alman Parlamentosu Başkanvekili Pau, 2000- 2007 yılları arasında 8’i Türk, 1’i Yunanlı, bir de polis memurunu öldürdüklerine kesin gözüyle bakılan Uwe Mundlos (1973-2011) ve Uwe Böhnhardt liderliğindeki (1977- 2011) NSU terör örgütü seri cinayetlerinin görünen ve görünmeyen nedenlerini Aydınlık’a anlattı.

‘Sağ terör görmezden gelindi’

Beyhan YILDIRIM >>> NSU seri cinayetlerinin nedenlerini anlatabilir misiniz?

Petra PAU >>> Vardığım kessin sonuç şudur: ırkçılık, bizim toplum olarak temel sorunumuzdur. Bir diğer tespitim şudur: sağ terörden kaynaklanan tehditler Almanya’da on yıllardır sistematik olarak küçümsendi, görmezden gelindi. Bunu bütün araştırmalarımızda tespit ediyoruz. 1990’lı yılların başından bu yana ırkçı saldırılar var. Irkçılıktan kaynaklanan cinayetler işleniyor, insanları hor gören cinayetler bilinen bir gerçek. Bu cinayetleri işleyenlerin motivasyonunun bilinmesine rağmen emniyet birimleri ile savcılar çoğu kez saldırı gerekçelerini göremediler. Konuyla ilgili görevini yerine getiremeyen, bana göre NSU olayında çöküşün merkezinde olan (iç istihbaratın) Anayasayı Koruma Dairesi’nin (Bundesverfassungsschutz) birimleri ile Federal merkeze ve eyaletlere bağlı polisler de unutulmamalıdır. Silahlanan ve ideolojik olarak hazırlık yapan aşırı sağ kaynaklı tehdit, on yıllardır hafife alındı. İç istihbaratın son 20 yılda hazırladığı raporlara bakınız. Raporlarda en fazla aşırı sağın silahlandığı, cephanelikleri olduğu yazılı. Ama bunlarla nelerin yapılmak istendiği konusunda hiçbir zaman samimi yanıtlar verilmedi. ‘Özeleştiri yapıyorum: siyasetimiz iflas etti’

Beyhan YILDIRIM >>> NSU’nun seri cinayetlerine bakan yetkili dairelerde olağandışı ihmaller oldu. Bu ihmaller zinciri tesadüf mü?

Petra PAU >>> Şahsen NSU sorunsalında “ihmal” sözcüğünü sildim ben. “İhmal” denildiğinde “aptallık işte” denir, olay hafife alınır. Burada siyasetin iflası, çöküşü sözkonusu. Bunu özeleştiri yaparak da söylüyorum, uzun zamandır aşırı sağı inceleyen bir parlementer olarak söylüyorum. İtiraf etmeliyim ki, 10 yılı aşkın bir süre aynı çetenin, aynı kişilerce desteklenerek seri organize soygunlar yapacağı ve cinayetler işleyeceği benim de hayal gücümü aştı. Ancak burada bürokrasinin, yetkili birimlerin de iflası söz konusu. Polisler, savcılar, bağlı oldukları birimler görevlerini yapmadılar. Bazı yerlerde ise, siyasi olarak istenilmedi veya olmaması gerekenler oldu. Hatırlatmak isterim ki, 2006 yılında soruşturmayı yürüten daireler çok kısa bir süreliğine cinayetlerin arkasında ırkçı motiflerin olabileceği ihtimalini gündeme getirmişlerdi. Ancak o dönem bu ihtimal, duyurular yoluyla kamuoyu ile paylaşılmadı. Siyasiler tarafından duyulması istenilmedi. Eyalet içişleri bakanları ile Federal İçişleri Bakanı bunu engellediler.

2006 dunya kupasi irkci saldirilar almanya

Dünya Futbol Şampiyonası öncesi ırkçılık korkusu!

Örneğin Bavyera İçişleri Bakanı Günter Beckstein ve dönemin Federal İçişleri Bakanı Otto Schilly’ye NSU Meclis Araştırma Komisyonu’nda “Neden bu ihtimali kamuoyu ile paylaşmadınız?” sorusunu yönelttiğimde sürekli şu yanıtı almışımdır: “Türk toplumunu kaygılandırmak, güvenlerini sarsmak istemedik.” Oysa 2006’da insanlar çoktan kaygılıydılar. Hatırlayınız, 2006 yılında Kassel’de, NRW’de: “Onuncu kurban olmasın” yürüyüşleri düzenlendi. Ama aynı zamanda, hatırlatmak isterim, 2006 yılında Dünya Futbol Şampiyonası ülkemizde yapıldı. “Dostlarında misafir dünya” (“Die Welt zu Gast bei Freunden”). Herhalde ülkede insanları öldürmeye hazır Neonazilerin olduğu bilinsin istenmiyordu. O dönem ırkçılıkla ilgili açık tartışmalar vardı. (1)

Beyhan YILDIRIM >>> Meclis Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarından, vardığı sonuçlardan, çözüm önerilerinden memnun musunuz?

Petra PAU >>> Komisyon, kendisine ayrılan zaman zarfında yapabileceğini yaptı. Şunu unutmayalım ki, Komisyon’un çalışmaları eyalet hükümetleri, Federal Hükümet ve yetkili daireler tarafından olabildiğince engellenmek istendi. Araştırma Komisyonu sadece feci olan NSU cinayetlerini ve organize soygunları incelemekle yükümlü değildi. Aynı zamanda da NSU örgütünün ortaya çıkmasından sonra, 4 Kasım 2011’den sonra yetkili dairelerin tutumlarını da araştırmak gerekiyordu... Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından yok edilen klasörleri, gösterilmek istenmeyen klasörleri, geç inceleyebildiğimiz klasörleri hatırlatmak isterim.

beate zschaepe nsu davasi kilit ismi

O nedenle Komisyon’un sonuç raporunda inceleyemediğimiz soru ve konulara ilişkin bir liste bulabilirsiniz. Bu şeylerin çoğu eş zamanlı olarak cinayetlerin işlendiği eyaletlerde araştırılmalıydı. Yetkili dairelerin görevlerini yapmaması eyaletlerde incelenmeliydi. Baden-Würtemberg, Hessen, Mecklenburg- Vorpommern, Brandenburg eyaletlerinde yerel incelemelerin yapılmamış olmasını, örneğin Brandenburg’da Araştırma Komisyonu’nun kurulmamış olmasını veya neden araştırmaların yapılmadığının incelenmemesini asla kabul edemem.

Bu bağlamda şunu diyebilirim: Evet, ortak bir rapor sunduk. Bizi bölmeyi başaramadılar veya parti çıkarları doğrultusunda bir çalışma yapılmadı. Sonuçta 50 maddelik ortak bir sonuç bildirgesi hazırlandı. Her Parti de kendi taleplerini de içeren ek raporlar hazırladı.

Ancak şundan hiç memnun değilim. Şimdiye kadar hiçbir şey yapılmadı. Önerilerimizle ilgili, araştırma sırasında ortaya çıkanlarla ilgili hiçbir şey yapılmadı. Yeni bilgiler toplandı, aşırı sağı araştıran yeni birimler oluşturuldu, sonraları neredeyse her türlü aşırılığı araştıran yeni bir birimler. Ne eyalet hükümetlerine, ne de önceki veya şimdiki Federal Hükümete farklı çözüm yolları geliştirmesi için yasaklar getirildi. Örneğin istenilen toplumsal hoşgörüye, tanımaya nasıl ulaşabiliriz? Bu amaç için, gündelik hayatta demokrasi ve hoşgörü için, antisemitizmle, ırkçılıkla mücadele bağlamında projeleri nasıl finanse edeceğiz örneğin? Eğitim ve mesleki alanında da insanların duyarlı olması noktasında, yetkili dairelerin davranışları, yargı mensuplarının ve emniyet birimlerinin kontrolu noktasında da yapılması gerekenler yapılmıyor.

Nasıl olur da 2014 yılında, geçenlerde Thüringen eyaletinde olduğu gibi, insanlara karşı açıktan aşırı sağ motifli saldırılar yapılabilir? Orada iki hafta boyunca polis, saldırıların ırkçılıktan kaynaklanmış olabileceğini düşünmez, savcılık arama veya yakalama emri vermez. Böylece failler evlerini temizleyebilirler. Bunlar beni son derece rahatsız ediyor.

Bu da şunu gösteriyor ki, NSU’nun ötesinde organize ırkçı terör tehdidi henüz bertaraf edilemedi. Berlin ve Almanya genelinde mületicilerin, sığınmacıların kaldıkları yerlere yapılan saldırılara bakınız. Günümüzde 1990’ların başından yaşananlarla benzerlikler var, 1992’de mültecileri hedef alan ev yangınlarını düşünün: Solingen, Mölln, Rostock, Hoyerswerda, Völklingen gibi. Örneğin kendi seçim bölgem Marzahn-Hellersdorf’da aşırı sağcıların insanları mültecilere karşı nasıl kışkırttıklarına bakınız. Bütün bunlardan dolayı diyorum ki, şimdi ‘dur’ demenin zamanı, yarın başkaları bu nefret söylemini hayata geçirmeden.

Devamı : İstihbarat Teşkilatları Neden Tehlikeli? Irkçılık Ve Yoksulluk Arasındaki Bağ?

Söyleşi : Beyhan YILDIRIM - 20 Nisan 2014 - Aydınlık Berlin

petra pau irkcilik temel sorunumuz1

petra pau irkcilik temel sorunumuz2

Son Yazılar