bessam abdullah225

Erdoğan ve kimyasal katliam!

Dört bakanın neden istifa ettiğini, oğlu Bilal’in neden rüşvet ile ilişkilendirildiğini,

yığınla hukuksuzluk vakasını, kapıda bekleyen ekonomik krizi, Suriye ve bölgemizdeki terör ateşini ve keyfi yönetme iradesini sorgulamayan kitle, Erdoğan ile devam etmeyi yeğledi. Benden vazgeçerseniz imtiyaz ve kazanımlarınızdan olursunuz temasını işleyen Erdoğan ve şürekâları paralel yapı ve dış tehdit unsurları üzerinden Türkiye’yi yeniden tanzim ediyorlar.

Rus uydu görüntüleri açığa çıkarmıştı!

Türkiye halkının seçim hakkına müdahale etme gibi bir arzumuz olamaz. Lakin Türkiye’nin milli ve vatan maslahatlarına zarar veren müdahaleler söz konusu olduğunda Türk halkı lakayt davranma lüksüne sahip değildir. Erdoğan ve temsil ettiği zihniyeti sorgulamak zorundadır. Bu meselelerin başında 21 Ağustos 2013’te Şam Doğu Ğuta bölgesinde kullanılan ve onlarca çocuk ve sivili katleden kimyasal sârin gazı ile alakalıdır. Erdoğan-Davutoğlu rejiminin istismar ettiği bu vahşet, ABD’nin Suriye’ye saldırması, daha çok Suriyelinin katledilmesi ve daha çok tahribata sebebiyet vermesinin önünü açacaktı. Kimyasal saldırıdan Suriye devleti ve Başkanı Esad’ı sorumlu gösteren karanlık güçleri deşifre etmiştik. Aydınlık gazetesi bu olayın arkasında kimin olabileceğini ve hangi amaçla tertip edildiğini henüz ilk günden itibaren ortaya koymuştu. Bugün bu hakikat daha net görülmektedir. Mahalli kaynaklar ve olaya tanık olanların ifadeleri ile kimyasal saldırıyı terör grupların organize ettiğini paylaşmıştık. Rus uydu görüntüleri tedavüle sokulan yalanları yalanlayan nitelikteydi.

Sorumluluğu sadece Erdoğan’a yakınlar da suçlu!

BM raporunda mevcut olan yığınla soru. Kimyasal saldırıyı tahkik etmekle görevli komisyonun raporu. Suriye devletinin elinde olan ve BM Güvenlik Konseyini takdim ettiği terör grubu mensuplarının itirafları. En nihayet, Amerikalı gazeteci Seymour Hersh’in 4 Nisan 2014’te konu ile alakalı kaleme aldığı detaylı araştırma ve analiz yazısı. Ortaya koyduğu verilerin askeri ve sivil istihbarat kaynakları tarafından servis edildiği aşikâr. ABD, Rus ve Suudi istihbaratın elinde daha çok bilgi, fotoğraf ve ses kaydının olduğu da gizli değil. Erdoğan, MİT ve Jandarma’nın işin içinde olduğu net. Ancak faturanın tümünü Erdoğan’a kesmek isteyenler de kimyasal saldırı ve katliamdan büyük sorumluluk taşıyor. Ancak, bütün emareler bu işin sadece Erdoğan ve yakın çevresine muhakkak kesileceği yönünde. Erdoğan’ın Suriye’ye dış müdahalenin gerekçelerini yaratmak istediği ve işgal arzuladığı Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığında patlayan dinleme skandalı ile daha net ortaya çıkmıştır.

Erdoğan’ı kimyasal silah tuzağına düşürdüler!

Somut verilere ve yaşadığımız sürecin ortaya koyduğu gerçekler ile Seymour Hersh’in özetlediği şudur:

Elimde mevcut olan bilgiler belgeye dayalı olup yüksek rütbeli siyasi, askeri ve güvenlik personelinden elde edilmiştir.

ABD kimyasal saldırı ile alakalı düzenlenen raporu tahrif etmeye çalışmıştır. İlk etapta Erdoğan’a kırmızı çizgimiz olan kimyasal silahların kullanımı çiğnenirse müdahale ederiz, itikadı verilmiştir. Saddam’ı Kuveyt tuzağına düşüren ABD, Erdoğan’ı da Kimyasal Silah tuzağına düşürmüştür. Başından itibaren Suriye’deki rejimi ve Esad’ı devirmek isteyen Erdoğan, dış müdahalenin ancak kimyasal bir saldırı söz konusu olduğunda gerçekleşeceğini biliyordu. Bundan dolayı kimyasal silah kullanımı fikrine sıcak bakmış ve yapılması için MİT ve Jandarmayı bunun için kullanmıştır. Erdoğan, kimyasal silah kullanıldığı zaman, zaten Esad’ı devirmek isteyen ABD’nin, kayıtsız şartsız Esad’ı sorumlu tutacağı ve Suriye’ye müdahale edeceği derin yanılgısı ve hatasına düşmüştür.

Davutoğlu’nun yıkıcı rolü!

Bu yanılgı ve Erdoğan’ı yönlendirmede Davutoğlu’nun rolü büyüktür. Davutoğlu, Erdoğan’ı Kimyasal saldırı, işkence fotoğrafları, “Suriye’de savaşı kazanıyoruz” “ABD ve dış müdahale için şartlar olgun ve hazır” telkinleri ile Erdoğan’ı Suriye bataklığında tutan isimlerin başında gelmektedir. ABD Devlet Başkanı Nixon’u Vietnam da satan, Vietnam yenilgisi ve savaşın sorumlusu olarak gösteren, Watergate skandalında Nixon’u yalnız bırakan onun Dışişleri Bakanı Yahudi-Siyonist Kissinger misalidir.

21 Ağustos 2013’te ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel ve Genel Kurmay Başkanı Martin Dempsey için hazırlan çok özel bir raporda, Suriye ordusunun ilerleme kaydettiği ve silahlı grupların gerilediği, bundan dolayı ABD’nin müdahalesi için Erdoğan’ın ne pahasına olursa olsun muhakkak bir gerekçe hazırlama peşinde olduğu, rapor edilmiştir.

2013’ün baharında, Erdoğan’ın talimatı ile MİT ve Jandarma kuvvetlerinde güvenilir personele El-Nusra sorumluları ile birlikte sârin gazının elde edilmesi, transferi ve kullanımı için çalışmalar yaptığı, ABD istihbarat kurumları tarafından ABD Savunma Bakanlığına rapor edilmiştir.

Beyaz Saray’da hayal kırıklığı!

ABD’nin harekete geçmediğini gören Erdoğan yanına Davutoğlu ve Hakan Fidan’ı alarak Obama’yı ziyaret etmiştir. İlk görüşme ve Beyaz Saray’ın bahçesinde yapılan basın açıklaması Erdoğan’da büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Hersh, o akşam Erdoğan’ın onuruna verilen yemekte, Erdoğan’ın Obama’ya Suriye’nin ABD’nin kırmızı çizgisini çiğnediğini Hakan Fidan’ın konu ile alakalı kendisine daha ayrıntılı açıklama yapacağını söyleyince, Obama MİT Müsteşarı’nın sözünü keserek: “Biz biliyoruz...!” demiştir. Erdoğan tekrar söz alarak: “Sayın Başkan, Suriye kırmızı çizginizi çiğnedi” nakaratını tekrarlayınca, Obama MİT Müsteşarına hitaben: “Sizin Suriye’de radikal gruplarla ne yaptığınızı biliyoruz” demiştir.

Hersh, Suriye’de onlarca masum çocuk ve sivili katleden sarin gazının terör grupları tarafından yapıldığı ve terör gruplarına bu gazı MİT ve Jandarmanın Türkiye üzerinden ulaştırdığını belgeleyen kanıtlara sahip olduğunu iddia etmektedir. Hersh’e binaen, Erdoğan’ın başında bu kadar bela varken en tehlikeli meydan okumanın, Suriye ordusu önünde ezilen yüzlerce teröristin Türkiye topraklarına girdiklerinde olacağını söylemektedir.

Erdoğan “zararın neresinden dönülürse kardır” ve “donu ile inatlaşan donuna eder” atasözlerine kulak vermesi elzemdir. Türk halkının Türkiye’nin ulvi menfaatlerine zarar veren Erdoğan ve şürekâsına bunu hatırlatması tarihi bir görevdir.

Bessam Abu ABDULLAH -11 Nisan 2014 - Aydınlık

Son Yazılar