mehmet yuva225

Savaş ve seçim!

Seçim sürecini Hatay ve Gaziantep vilayetleri arasında yaşadım.

Türkiye-Suriye arasında mevcut olan tek resmi kapı olan Yayladağı-Keseb hudut kapısı muhalif silahlı gruplar tarafından Mart ayının ortalarında işgal edildi. Buradan Keseb kasabası dâhil bölgenin köy ve mezralarına karşı büyük bir saldırı yapıldı. Amaç, Lazkiye vilayetine bağlı olan yüksek dağ ve tepeler ile kıyı şeridin kontrol edilmesi idi. Başka bölgelerden yüzlerce militan buraya kaydırıldı. Saldırının ilk günlerinde Suriye ordusu ve onunla birlikte hareket eden milis kuvvetler anında müdahale yerine geri çekilme ve militanların hudut kapısından daha ileri noktalara çekme taktiği uygulandı. Önlerinde ciddi bir mukavemet görmeyen militanlar mümkün olan en geniş alanları ele geçirme hırsı ile ileriye atıldı.

Türkiye kaçan muhalifleri istemiyor mu?

Bu aşamadan sonra Suriye ordusu ve milis kuvvetler militanların toplanma merkezlerini ve kullandıkları güzergâhları tespit etmeye başladı. Ablukaya alma ve topluca imha etme askeri stratejisi ile hareket eden Suriye ordusu yoğun top ve füze bombardımanı ardından bölgede büyük bir taarruz başlattı. Bugün itibari ile çok ciddi kayıplar veren militanlar arkalarında ciddi kayıplar bırakarak Türkiye hududuna doğru kaçış halindedir. Türkiye, terör grupların Suriye dâhilinde kalması için önce topçu ateş desteği ile yardımına gitse de esas amacın militanların Türkiye topraklarına girmemesini sağlamak olduğu yönünde ciddi göstergeler var. Bunlardan biri TSK’nın Hatay-Suriye geçiş güzergâhlarında önlem almasıdır. Bu uygulama terör grupları arasında ciddi bir tedirginlik yaratmıştır. Muhalefet kaynakları, Suriye ordusu önünde ağır kayıplar veren silahlı grupların Türkiye’ye geçişlerinin önlenmesinin büyük bir felakete yol açacağı ve TSK’nın bu tavrını anlayamadıklarını ifade etmişlerdir. Bu konuyu, saklı niyetler, açığa çıktığında daha detaylı analiz edeceğiz. Bu gelişmeler ışığında Hatay seçmeni AKP’nin savaş politikalarını kabul etmediğini, Hatay Büyükşehir yönetiminin militanlar ile haşır neşir olan AKP’nin adayı Sadullah Ergin’e teslim edilmemesi gerektiğini CHP adayı Lütfü Savaş’ı tercih ederek göstermiştir. Suriye ile “dostluk ve açılım” dönemini AKP’yi ödüllendirerek gösteren Hatay halkı Suriye ile “savaş” söylem ve eylemlerini cezalandırmıştır. Bu husus Lütfü Savaş’ın her daim nazar-i dikkate alması gereken bir ilke olmalıdır.

‘Hristiyanlar Beyrut’a Aleviler tabuta’

Seçimin “galibi” olarak beton balkondan konuşan Erdoğan:

“Suriye ile savaş halindeyiz. Suriye’ye bombaların kurşunların altında açlıkla kıtlıkla baş başa ama Türkiye’nin AK Parti’nin zaferi için dua eden mazlum kardeşlerime teşekkür ediyorum.” dedi.

Samandağ’ını seyreden Kel dağının hemen arka yamaçlarında bekleyen ağzı salyalı sırtlanlar Suriye’de yapılan talan, şantaj, katliam, terör ve tecavüzleri Hatay bölgesi içinde planlıyor. “Hristiyanlar Beyrut’a Aleviler tabuta” diye naralar atanlar Hatay’a inmek için işaret bekliyor. Seçim süreci boyunca elimde mikrofon bu tehlikeye dikkat çekmeye çalıştım. Neden İşçi Partisi, Ulusal kanal, Aydınlık gazetesi, TGB, Liseli Gençlik Birliği ve Öncü Kadın ile siyasi-iktisadi rant kaygısı ile hareket etmeyen millet-perver, vatan-perver kardeşlerimin yanında durduğumu, onları desteklediğimi açıkladım. Halkımız gittiğim her yerde bizi bağrına bastı. Samimi sevgisi ve saygısı ile mest etti. Gittiğim her yerde büyüklerimin, küçüklerimin ve kardeşlerimin derin muhabbeti ve değerli göz yaşlarına muhatap oldum. Yaşadıklarım anlatılmaz yaşanır. CHP, MHP gibi siyasi muhalefet partileri benimsendikleri ve çözümler ürettikleri için değil ancak AKP iktidarına tepkili olduğu için Hatay halkının teveccühüne mazhar oldular. Seçim süreci boyunca halktan gelen en önemli sorular:

“Muhalefetin nasıl bir Türkiye istediği, ne inşa etmek istediğini bilen var mı? Bölücülük meselesinde, Suriye ve bölgesel meselelerde ne istiyorlar? Hudut bölgelerimize nasıl bir alternatif sunuyorlar bilen var mı? AKP Gaziantep’te neden kazanır? Çünkü sanayi kuruluşlarına, tüccarlara alternatif sunuyor” demişlerdir. AKP temsilcileri, “Halep’in sanayisini sizin sanayinizi korumak için talan ettiler, yıktılar. Suriye’de savaş var ama bu sizin ticaretinize olumsuz etki yapmıyor. Suriye hudut bölgelerine satılan malların büyük çoğunluğu Antep’ten gidiyor. Sizin Antep-fıstığınıza rekabet oluşturan Halep-fıstığı tarlalarını üretemez hale getirdik. Tekstil, yağ, gıda ve mobilya sektöründe size rekabet etme şansını yok ettik. Buna karşılık onlarca Suriyeli milyarderin parasını Antep’e yatırmasını sağladık. Petrol kaçakçılığını önlemedik. Böylece daha ucuz akar-yakıt sahibi olmanızı sağladık” demektedirler. “Muhalefetin ne dediğini bilen var mı? Buradaki sanayici, tüccar, esnaf ve tarım çiftçisi AKP’ye değil de kime oy verecek?” diye sormaktadırlar.

Bu seçimde bir kez daha tanık olduk. Emaresi okunmayan partilerin aldığı oyları bile açıklayan medya, binlerce oy almış ve Hatay-Samandağ Belediye Meclisine üye sokabilmiş İşçi Partisi’ni telaffuz etmeye korkmaktadır. Korkmakta da haklıdır. Çünkü asıl kavganın altı oku da Mustafa Kemal’in ilkelerini de temsil eden bu kuvvetler ile olacağını biliyorlar.

Mehmet YUVA - 02 Nisan 2014 - Aydınlık

Son Yazılar