ufuk soylemez225

Dinleyenler, hain ve casus konuşanlar, Muaviye ve Yezid...

Devletin çivisini çıkardılar. Mezhep ayrımcısı, fanatik dinci,

her türlü kayırma, yolsuzluk ve hırsızlığa gırtlağına kadar batmış, sansürcü, bölücü ve anti-demokratik politikaların faili olan iktidar, ortaya dökülen dinlemelerle rezili rüsva oldu.

Bugün onun karşısına geçen, cemaat görünümlü, ABD güdümlü F- tipi terör örgütü de, yıllarca saklayıp şantaj için biriktirdiği ama - çıkarları ve sahiplerinin talimatıyla - bugüne kadar ortaya çıkarmadığı alçakça elde edilmiş, her türlü özel - resmi, sır ve dinlemeyi tam gaz pompalıyor. Ancak, gelin görün ki, çağdaş, demokratik bir hukuk devletinde, binde birinin bile siyasi deprem etkisi yaratması kaçınılmaz olan, dinlemeler, tapeler, resimler, rezillikler,günahlar ve ihanetler bunların yüzünü bile kızartmıyor.

İktidar, bölücü ve gerici siyasetini sürdürmek, baba - oğul- bacanak haramzade düzenlerini sürdürebilmek, mezhepçi ve Allahla aldatan ideolojik fanatizmini devam ettirebilmek, hepsinden önemlisi bütün bu pisliklerinin - rezilliklerinin, kanunsuzluklarının,zulümlerinin ve ihanetlerinin hesabını vermemek için, ülkemizi ve milletimizi ateşe atıyor. Bizi müslüman komşumuz Suriye ile kanlı bir savaşa sürükleyecek, çirkin tezgahlara, provakasyonlara, terör yöntemlerine ve teröristlerle işbirliğine dahi gidecek kadar gözünü karartmış ve yoldan çıkmış görünüyor.

Kraldan çok kralcı olan bazı partizan - militan, müsteşarlar ve kamu görevlilileri de bugünkü tetikçiliklerinin hesabını sanki hiç vermeyecek gibi, pervasızlaşmış durumdalar maalesef. Kendi topraklarına füze atarak, mazlum müslüman komşumuzla kanlı bir savaşı kışkırtacak kadar gözü dönmüş bu kamu görevlileri, AKP iktidarı ile birlikte “Uluslararası savaş suçları” Mahkemesinde yargılanmalarına kadar gidebilecek bu cüretkarlıklarının hesabını nasıl verecekler acaba?

Evet, devletin de, bireylerin de, gizli, yasadışı dinlenmesi, görüntülenmesi, rezilliktir, çirkinliktir ahlaksızlıktır ve de ihanet ve casusluktur kuşkusuz ki. Ama Nasreddin Hocanın ünlü fıkrasındaki gibi, “Hırsızın hiç mi kabahati yok” diye sorarlar adama. İktidarı ile muhalefeti ile yasadışı, her türlü etik ve ahlaktan uzak, casusluk - ihanet ve alçaklık eseri tapelerle - dinlemelerle, gözetlemelerle memleketi bir bataklığa ve tımarhaneye çevirdiler adeta.

İlkesiz, vizyonsuz, değerlerden yoksun, şahsi çıkarını vatanından milletinden önde gören, bu iktidarla da, bu muhalefet anlayışı ile de ancak kaosa ve çıkmaz yola savruluruz.

Malezya cihatçısı kafalar!

Komşumuz müslüman Suriye halkının, emperyalizm destekli cihatçı - fanatik dinci terör gruplarının saldırısına ve tecavüzüne uğramasına destek vermeye çalışan ve bu minvalde konuşanlar, Muaviyenin ve Yezidin soyundan gelen ve yolundan giden alçaklardır.

Türk Milleti, komşu müslüman ve mazlum Suriye halkı ile vicdansız ve haksız kanlı bir savaşa girmeyi asla istemiyor. Türk milleti, kendi can derdinde olan, kangölüne dönmüş, Suriye’den ve halkından, Türkiye’ye yönelik ciddi bir saldırı ya da tehdide asla ihtimal vermiyor.

O nedenle, bu meseleyi Kıbrıs gibi, milli bir dava olarak da görmüyor.

Türk milleti, Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışını terk eden, Malezya cihatçısı kafaların bizi tüm komşularımızla kanlı - bıçaklı hale getirmesinden hiç mi hiç hazzetmiyor.

Suriye ile bir kanlı mezhep savaşını kışkırtanlar, arkalarında Türk milletinin desteğini asla bulamayacaklar ve göremeyeceklerdir.

Çağdaş, laik, demokratik bir Türkiye’den yana olanlar, “haydut” bir devlet yönetimi anlayışını, 30 Mart seçimlerinde inşallah yerle bir edecekler, tasfiye edecekler ve kurulacak ilk Milli Hükümet vasıtasıyla da, hesap soracaklar. Bundan adım gibi eminim.

Ufuk SÖYLEMEZ - 29 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar