turk topcusu vurdu teroristler girdi

Türk topçusu vurdu teröristler girdi!

Türkiye belediyeler ve mahalli idare seçimlerine üç gün kaldı.

Bu seçimler mevcut Erdoğan-Davutoğlu rejiminin önemli imtihanlarından birisi olacak. Bu rejimin miadı doldu. Dibe vuran Erdoğan’ın ve onun sultasından nemalanan her kesin korkuları var. Erdoğan’ın ruh hali normal değil. Koltuktan inmemek için her hukuksuzluğu yapma potansiyeli var. Türkiye ve Türk halkını Suriye’de her türlü maceraya atacak kadar rasyonel olmaktan çıkmış. Erdoğan ve Davutoğlu üç senedir Suriye konusunda bütün yalan ve fitne politikalarını kullandı. Kullanmaya da devam ediyor.

Ankara’dan gelen emir!

Erdoğan-Davutoğlu rejiminin son icraatlarına Yayladağı-Kesep hudut kapısı ve bölgesi ile Halep kenti etrafındaki bölgede tanık olduk. Bölgeden gelen haberlere binaen, Yayladağı-Kesep bölgesine saldırı başlatan Şam Ensarları, Şam İslam ve El-Nusra terör gruplarının geçişlerini kolaylaştırmak için “Türk” topçusunun hudut bölgesine ateş açtığı, sıfır noktada mevcut olan “Türk” karakolu ve Yayladağı hudut kapısında görevli memurların Ankara’dan gelen emirlerle terör gruplarına yol açtığı yönündedir.

Ambulanslar sınırda hazır!

Terörist gruplarla ortak hazırlanan bu operasyonların örtbas edilmesi için yandaş basında, Jandarmanın bölgede güvenlik kontrollerini arttırdığını ve hatta hudut bölgesinde bir “cephaneliğin ele geçirildiği” haberini servis etmişlerdir.

Topraklarını ve halkını bu terör saldırılarından korumak için bölgeye giden Suriye savaş uçağının vurulması; bu hukuksuzluğu “sınır ihlali” yalanı ile bir “zafer” olarak takdim etmesi; terör gruplarının ölü ve yaralılarını Hatay hastanelerine taşımak için sınırda bekletilen ambulanslar; silah ve militanların sokulması için Yayladağı hudut kapısının demir bariyerlerinin sökülmesi; bölgeye kimse sokulmazken terör gruplarına ait araçların Yayladağı hudut kapısında cirit atmaları; “Türk” hudut kapısında mevcut olan binaların ElKaide Kan-nas katillerine tahsis edilmesi Erdoğan-Davutoğlu rejimin Türkiye başta olmak üzere bölge ve Dünya selameti için ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğuna bariz örneklerdir.

Varlığına bile tahammül edemedikleri Türk bayrağı, Süleyman Şah türbesi, Türk askeri, Milli değerlere sarılması ve kankası Ftipi örgütlenmeye saldırırken “Şii-Alevi” inanca iftira atarak saldırması, münafık, faşist ve mezhepçi Erdoğan-Davutoğlu zihniyetin taşıdığı potansiyel tehdit ve nelere kadir olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Arap, Ermeni, Türkmen, Kürt, Alevi, Sünni ve Hıristiyan inancın muhabbet içinde yaşandığı Hatay vilayetinin bir benzeri olan ve diğer vilayetlere kıyasla sakin olan Lazkiye vilayetini kana bulamaları, bu zihniyetin ne denli hasta olduğunu ve barış ve huzurdan ne kadar rahatsızlık duyduğunu deşifre etmektedir. Bu rejim yüce divanda muhakkak yargılanacaktır.

Türk istihbaratı ve cihatçı terör!

Bu mahkemeden kurtulmak için saltanatı terk etmeme kararı almış olan Erdoğan-Davutoğlu her türlü hukuksuzluğu ve senaryoyu piyasaya sürebilir.

Kesep saldırısı, “Türk” istihbaratı ile tekfiri dini terör örgütleri arasındaki organik bağı da deşifre etmiştir. Rus istihbarat kaynaklarının deşifre ettiği en önemli husus şudur ki, “Türk” istihbaratının sadece bölgemizde değil, Kafkas ve Balkanlar’da da bu tekfiri dini terör örgütleri ile derin ilişkilerinin kuvvetli olduğu yönündedir. Böylece, Çeçen ve diğer Kafkas kökenli terör grupları ile Kosova, Bosna ve diğer Balkan bölgelerinden Suriye’ye getirilen terör örgütlerinin Türkiye-Suriye hudut bölgelerinde bu kadar rahat hareket etmelerinin arkasındaki sebep de anlaşılmaktadır. Çeçen terör grubun en maruf isimlerinden olan Seyfullah el-Çeçeni olarak bilinen şahıs Suriye’ye gelmeden önce uzun yıllar İstanbul’da ikamet etmiştir. Büyük oranda çeçen kökenlilerden oluşan “Hilafet Ordusu” terör örgütünün başında yer alan bu mahlûk Suriye’de “Emir” tayin edilmişti. Aynı şahıs, Halep merkezi cezaevine yapılan saldırıda komutanlık yapmıştı. Bu şahıs daha sonra öldürülmüştür.

Bu örgütlerle, “gazeteci” kılıklı ve Erdoğan-Davutoğlu rejimi ve istihbarat çevreleri ile irtibatlı maruf isimler taşeronluk ve yataklık yapmaktadır. Kendileri de Balkan ve Kafkas kökenli olan bu “gazeteci” kılıklı militanlar, Adana-Niğde otoyolunda katliam yapan şahısları da yakinen tanımaktadır.

Devamı yarın....

Bessam Abu ABDDULLAH - 27 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar