fijimori karsiti bir eylem peru225

Erdoğan, Alberto Fujimori'yi tanıyor mu?

Alberto Fujimori 1990 Temmuzunda Peru Devlet Başkanı seçildi.

Peru o tarihte, nasıl çözeceğini bilemediği bir terör ortamında, ekonomik ve siyasi sorunlarla boğuşuyordu. Japon asıllı Fujimori'nin seçilmesinde karşısındaki aday Nobel ödüllü yazar Mario Vargas Llosa'nın onu "çekik gözlü" diye aşağılamasının da payı vardı.

Zira halktaki sömürgecilik döneminden gelen dışlanmışlık ve aşağılanmışlık duygusu bu söylemle kolayca bütünleşti. Fakat asıl gerçek Fujimori'nin bürokrasi ve istihbaratla bir hazırlık içinde iktidara taşındığıydı. Bu Peru siyasetinin kendi devrimine olan ihanetinin bir sonucuydu.

Fujimori, ilk iş olarak gizli servisin başına CIA'yla işbirliği yaptığı için ordudan atılan bir subay olan Viladimiro Montesinos'u getirdi. Montesinos, kanundan değil ama Fujimori'den aldığı olağanüstü yetkilerle, bürokrasi ve orduda büyük tasfiyeler gerçekleştirdi. İşadamlarını haraca bağladı, gazeteleri havuz hesaplarıyla satın aldı. Gazetecileri tehditlerle susturdu.

Montesinos, Fujimori'nin maharetli adamıydı; Aydınlık Yol lideri Abimael Guzman'ı başkent Lima'da, Hava Kuvvetleri Komutanlığına iki sokak ötede, CIA'nın katıldığı bir operasyonla yakalıyordu. Guzman evinde ele geçirildikten yarım saat sonra gelen Montesinos'la kırk yıllık dost gibi sohbet ediyordu. Sonraki aylarda Montesinos-Guzman buluşmaları sıklaşıyor, örgütü beraber yönetmeye başlıyorlardı.(Bu toplantıların görüntüleri Youtube'de mevcuttur)

Fujimori devleti kendine göre biçimlendirirken halka buzdolabı, elbise, tv dağıtarak populist bir siyaset de izliyordu. Bu arada parlamentoyu fesheden Fujimori 1979'un devrimci anayasasını iptal ederek kamu mallarının özelleştirilmesini serbest kılan kendine özel bir anayasa yaptı.

fujimori peru

Kaçtı kaçtı, hapsi boyladı...

Fujimori-Montesinos ikilisi 1995 genel seçimlerine bir ay kala Ekvador'a sudan bir sebepten savaş ilan etti. Bu şartlarda yüzde 64 oy desteğiyle yeniden başkan seçildi. Onun Genelkurmay Başkanı Hermoza'nın mahkemedeki itirafına göre Fujimori'nin 20 yıl daha iktidarda kalması üzerine bir plan yapılmıştı.

2000 yılına gelindiğinde geniş halk kesimlerinde ve iş çevrelerinde Fujimori diktatörlüğüne karşı öfke vardı. Ayrıca büyük patron ABD'yle de arası bozulmuştu. O yıl yapılan seçimlerin ilk turunda yüzde 49 oy aldığı açıklandı. Muhalefet sokağa döküldü ama bir polis cinayeti provokasyonuyla bastırıldı.

Bir ay sonra Montesinos'un bir generalle beraber bir gazetenin satın alınması işini kotardığını gösteren video patladı. Bu videoyu yüzlercesi takip etti. Montesinos ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Ondan bir ay sonra da Fujimori, Brunei'de gerçekleşen APEC toplantısına giderken yanında kırk kasa ve yetmiş bavul belgeyi geri dönmemek üzere götürdü.

2001 Temmuzunda Venezuela'da yakalanan Montesinos, Chavéz hükümeti tarafından Peru'ya teslim edildi. 2005'e kadar Japonya'da yaşayan Fujimori ise o tarihte Meksika'ya gitmek üzere geçtiği Şili'de ele geçirildi. Bugün halen Montesinos, Fujimori ve generalleri Peru'da hapiste bulunuyorlar.

Latin Müziğinin babaları kapıştı!

Venezuela'daki faşist darbe girişimi sanat dünyasında da yeni saflaşmaları beraberinde getirdi. Politik Salsa müziğinin babası; Panama kökenli 65 yaşındaki Rubén Blades blogunda hükümetle "muhalefet" arasında uzlaşmacı bir yazı yazınca Küba müziğinin devi 67 yaşındaki Silvio Rodríguez kendi blogundan sordu: "Sosyal devrim nedir bilmiyor musun?"

Silvio, Rubén'in dizelerinden alıntılar yaparak Latin Amerika tarihine göndermelerle somutlaştırdığı yazısında "eğer vatan ya da ölüm diye haykırılmasaydı bugün bir tarihimiz olamazdı" hatırlatması yapıyor. Küba'nın emperyalizmin tüm kuşatma ve istila hareketlerine rağmen yarım asrı aşan direnişini örnek veren Silvio yer yer sertleşerek Ruben'i tokatlıyor: "Chavéz emperyalizmle çarpışmasaydı da salsa yapıp kıçını mı sallasaydı?"

Silvio Rodríguez o kadar kızmış ki bir zamanlar hayranı olduğunu açıkladığı Rubén Blades'i artık dinlemeyeceğini açıklıyor. Silvio kızmakta haklı ama bir gerçeği kaçırıyor: Rubén asla onun gibi gerçek bir devrim pratiği içinde olmadı. Rubén aslında hayatında karşılığı olmayan sözlere imza attı. Bu nedenle o devrimin zorunluluklarını bilemez ve asla bilemeyecek.

Özgür UYANIK - 25 Mart 2014 - Aydınlık Buenos Aires

Son Yazılar