mehmet yuva225

Davutoğlu’nun eseri!

Hz. Süleyman’a, hayvanlarla özellikle de kuşlarla konuşabilme yeteneği bahşedilmişti.

Bir gün yaralı bir kuş ona gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Dervişi huzuruna getirten Hz. Süleyman sorar; Bu kuş senden şikâyetçi, niye bu kuşun kanadını kırdın? Derviş; Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacakken kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı incindi, der. Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa dönerek; Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun! Kuş cevap vermiş; Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım! Hz. Süleyman bu savunmayı beğenir ve kısasın yerine gelmesi için; Kuş haklı, hemen bu dervişin kolunu kırın, diye emreder. Kuş o anda; Efendim, sakın böyle yapmayın, der. Niçin diye sorar Hz. Süleyman. Kuş; Efendim, bunun kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın. Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın...

Bu rejim acil değiştirilmeli!

Derviş kıyafeti ile Suriye’ye yaklaştılar. Gerisi malum. Kanadını kırdılar. Tüylerini talan ettiler. Yetmedi, dünya cani ve haramilerini musallat ettiler. Tarihin şahit olduğu en karanlık, en sahtekar ve en kindar zihniyetini Türkiye-Suriye arasına yerleştirdiler. Hudut kapılarını teslim ettiler. İnsani yardım yalanları ile talan edilen malın değerine karşılık ticaret emtiası sattılar. Savaş lordları ve savaş ticaret rantçıları yarattılar. Hudutlarımız dünya istihbarat örgütlerinin operasyon merkezi. Suriye’nin yıkımı, talanı ve terörize edilmesi için devşirilen bu cani ve harami şebekelerin efendileri farklı merkezlere tabi. Suriye için planlanan 21. yüzyılın en kapsamlı terör hareketinin son merhalede Türkiye’yi hedef alacağı tespitini yüksek sesle dillendirdik. Bu planın ayrıştırıcı ve bölücü karekterine atıfta bulunduk. Irkçı, faşist ve talancı özüne dikkat çektik. Allah ile aldatanların, din ile soyanların imansız olduklarını haykırdık. Tekrar yüksek sesle paylaşalım: Türkiye ve bölgemizin selameti için ülkemizde egemen olan mevcut rejim acilen değiştirilmelidir.

Tek sınır kapısını Davutoğlu kapattı!

Türkiye’nin farklı kentlerinde katliamlar yaptılar. Tereddütsüz ‘Esad’ dediler. Hatay Cilvegözü hudut kapısını patlattılar. “Muhakkak Esad ve işbirlikçileri yapmıştır” dediler. Reyhanlı katliamını yaptılar. Videosunu canlı yayınladılar. Tekbir getirdiler. “Esad’ın işidir” dediler. Ergenekon kumpası misali birilerini sorumlu ilan ettiler. Adana-Niğde otobanı üzerinde güvenlik kuvvetlerine kahpece saldırdılar. İçişleri Bakanı bile “Batı uyruklu, Balkan kökenli” açıklamalarla temkinli davranırken, El-Kaide bağlantısı güçlü emareler taşırken, yandaş medya Niğde’de “Esad terörü” diyecek kadar fahişeleşti. Ertesi gün, Hatay Yayladağı bölgesinden Lazkiye vilayetine ve tek güvenli kapısı olan Keseb hudut kapısına geniş çapli bir saldırı başlattılar. Türkiye-Suriye arasinda en güvenli ve tek hudut kapısı olarak Suriye krizi boyunca hizmet veren bu kapı Davutoğlu’nun özel talimati ile Mayıs 2013 tarihinde kapatılmıştı. Bu karar ile  Davutoğlu Türk ve Suriyeli vatandaşları terör örgütlerinin kontrol ettiği kapılara mahkum etmişti. Hemen ardınandan Hatay-Lazkiye güvenli hudut bölgesi önemli bir terör merkezi haline geldi. Lazkiye’de Alevi, Ermeni, Kürt, Türkmen ve Suriye devletine karşı silah taşımayan her topluluğa karşı katliamlar yaptılar. Türkiye’yi kana bulayanlar bu bölgeden transfer edilen cani ve harami şebekeleri. Hangi karanlık amaçlar için olursa olsun Türkiye ve bölgemizde terör estiren bu çeteler ülkemizin içinde bulunduğu köhnemii rejim ile Davutoğlu’nun eseridir.

‘Lanet olsun!’

Bir okurum israrla, “hocam, benim Sünni bir Müslüman olduğumu belirtmenizi ve bu bedduamı paylaşmanızı istirham ediyorum” diyerek yüreğinin derinliklerinden gelen bu ahı harfiyen paylaşıyorum: “Suriye’de soykırım uygulayanlara LANET OLSUN!.. Destekçilerine LANET OLSUN!.. Bile bile görmezden gelenlere LANET OLSUN!.. Masum insanları katledenlere, silah temin edenlere, yardım ve yataklık yapanlara, bağış yapanlara, içinde olanlara, dışardan destekleyenlere, sempati duyanlara, katliama sevinenlere, dünya nimeti için göz yumanlara, katillere, hırsızlara LANET OLSUN!..” Amin.

Mehmet YUVA - 23 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar