bessam abdullah225

Suriye’de Yabrud zaferi milattır!

Suriye teröre karşı savaşında üçüncü senesini tamamlamış, dördüncü yılına ve son ilkbaharına adım atmıştır.

Bu sene “Ihvan Baharı” faslının Kuzey Afrika coğrafyasından Türkiye’ye kadar geniş bir alanda bittiği ve bu zihniyetin tarihin çöplüğüne atıldığı zaman olacaktır. Çok şiddetli çatışmalar sonucunda Yabrud bölgesi Suriye ordusunun elinde. Terör örgütlerin askeri sevkiyatları ve dış bağlantıları için çok önemli olan Kalamun bölgesinin merkezi olan Yabrud kentinin temizlenmesi Arap medyasında sessizce geçiştiriliyor. Terör örgütleri birbirlerini ihanetle suçluyor. Bu sebeple aralarında müthiş bir kanlı husumet baş gösterdi. Terör gruplarına destek veren Arap hükümetleri gelişmeler karşısında sus pus olmuş. Klasik tehditler ve hamasi söylemler dışında hiçbir şey yapamamanın aczine düşmüşlerdir.

Kırım ve Yabrud!

Yabrud kentinin ordunun eline geçmesinin Kırım’daki gelişmelerle bir alakası var mıdır? Kırım’ın bir halk referandumu sonucu Suriye’nin müttefiki Rusya’ya dâhil olması tarihi bir rastlantı mıdır? Yoksa Ukrayna ve Kırım hadiseleri ile aynı döneme rast gelmesi arasında bir direkt bağlantı var mıdır? Terör gruplarına destek veren ülkeler ve en önemlisi ABD stratejik bir “yenilgi” olarak kabul edilen Yabrud muharebesini nasıl telakki edecekler?

Yabrud’ta sağlanan hayati önemdeki askeri zafer ile Rusya’nın ABD ve Batı ile Ukrayna, Kırım ve diğer bölgelerde sürdürdüğü mücadeleden bağımsız değildir. ABD ve müttefikleri, Rusya, Çin, İran, Suriye, Lübnan Hizbullah’ı ve müttefik mukavemet kuvvetlerinin duvarına çok kötü toslamışlardır. Zikrettiğimiz kuvvetlerin sağlayacağı her başarı Suriye sahasına olumlu yansıyacaktır. Suriye sahasında kazanılan her askeri, siyasi başarı uluslararası arenada ABD ve müttefiklerini geriletmeye yarayacaktır. Bu çerçevede Yabrud zaferinin ne anlama geldiğini masaya yatıralım:

Batı için sonun başlangıcı!

Suriye ordusu ve Hizbullah’ın Suriye-Lübnan hudut bölgesini güvenli mıntıka haline dönüştürülmesi Yabrud zaferi ile büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Terör gruplarına Lübnan üzerinden sağlanan askeri destek büyük ölçüde kesilecektir. Bu bölgeden hareketle, askeri ilerleme Suriye’nin diğer bölgelerinde de devam edecektir.

Yabrud zaferi, terör grupları arasındaki hilafeti derinleştirmiştir. Büyük bir moral bozukluğu yaşayan silahlı gruplar birbirlerini suçlama dâhil kendi aralarında kıyasıya bir kavga baş göstermiştir. Halkın desteğini tamamen kaybeden bu gruplar Suriye ordusunun halkın büyük bir sevgi ve desteğine haiz olduğunu yaşayarak öğrenmişlerdir. Bu durum moral bozukluğunu derinleştirmiştir.

Suriye devletini terör gruplarına destek verip askeri güç kullanarak dize getiremeyeceğini idrak eden ABD, bu gruplarla daha çok ilişki istememektedir. Bu grupları terör sorumlulukları ile yalnız bırakmıştır. Suriye sahasında terör gruplarının uygulamaya koyduğu barbar eylemlerine ortak olmak istememektedir. Bu grupların çoğuna ne kendisi ne de müttefikleri söz geçirememektedir. Serseri mayın misali olan bu grupları daha çok sırtlanmayı sorun olarak görmektedir. Bölgesel müttefikleri üstlendikleri sorumlukları yerine getirememiş ve bunlara itimat edilemeyeceğini idrak etmiştir.

Suudiler suçluyu buldu: Katar!

ABD maslahatları gereği “müttefik ve memurlarını” zor durumda da bıraksa her daim geri adımı hesaba katar. Suriye’nin müttefik devletleri ile sağlayacağı anlaşmalara ehemmiyet verir. Çıtayı yükselterek daha çok taviz koparma arzusundadır. Ancak son merhalede her şeyi kaybetme uğruna elini taşın altına koymayacak ve Suriye meselesinde Suriye ve müttefiklerinin dayatacağı çözümü kabul edecektir.

Uluslararası arenda terör örgütlerinin hamisi olarak telakki edilen Suudi Krallığı bu algıyı değiştirmek için destek verip kolladığı Müslüman Kardeşler Örgütü, Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) ve El-Nusra terör gruplarını terörist ilan etmiştir. Bu örgütlerin hamisi olarak suçu Katar Krallığına havale etmiş ve Katar’daki büyükelçiliğini geri çekmiştir. Bu yönde karar almaları için Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’e baskı kurmuş ve bunun neticesinde bu ülkeler büyükelçiliklerini Katar’dan çekmişlerdir. Bu gelişmeler, zaten mevcut olan, Suudi-Katar kavgasını derinleştirmiştir.

Rusya asıl hedef olduğunu gördü!

Katar, bu gelişmeler yaşanırken, İran ile yakınlaşma sinyalleri vermiş ve Suriye meselesinde farklı bir pozisyon alacağının işaretini vermiştir. Katar’ın bu kararı Suudi Krallığının büyük tepki göstermesine sebep olmuştur.

Suudi-Katar kavgası ve Suriye sahasındaki yenilgi bu ülkelerden gelen ve Suriye’den kaçabilen teröristlerin ülkelerine dönmelerine yol açmıştır. Körfez ülkeleri dönen teröristler ile ne yapacağını konusunda ciddi bir kaygı taşımaktadır.

Rusya, Batı ve ABD’nin sürekli yalan söylediğini, verdiği sözleri yerine getirmediğini, Ukrayna ve Kırım sahasında yaşanılan olaylardan sorumlu olduklarını görmüştür. Esas hedefin Rusya’nın ablukaya alınması ve iç karışıklıklarla kontrol edilmesi olduğunu idrak eden Putin resti çekmiştir. Putin, Suriye sahasında Batı ve müttefiklerinin kaybetmesi için elindeki bütün imkânları seferber etme kararı almıştır.

Suriye, Erdoğan hükümeti ve onun üzerinden pazarlanan “Uyumlu İslam” projesini tarihin çöplüğüne atmıştır. Erdoğan hükümetinin yolsuzluk, hukuksuzluk ve ABD’nin kucağında oturan “Müslüman” ile yaşadığı kavga, Türk halkının siyasi sorumluluk üstlenerek bu kuvvetlerden bir bütün olarak kurtulmanın gerekli olduğu bilincini yükseltmiştir.

İran Erdoğan’ı kurtarır mı?

Zor durumda olan Erdoğan İran’a büyük bir umut bağlamıştır. İran, Erdoğan’ı “kurtarmak” için telkinlerde bulunmaktadır. Bu telkinlerin işe yarayıp yaramayacağını zaman gösterecektir. Türkiye’nin ulvi maslahatları için köklü bir değişimin gerekli olduğu aşikârdır. Suriye sahasında önümüzdeki aylarda şahit olacağımız büyük başarılar Türkiye’nin istikrarı ve egemenliği için önemli olacaktır. Aynı zamanda Türk halkının kendi ulvi çıkarları için atacağı her olumlu adım Suriye ve bölgeye olumlu yansıyacaktır. Kesin olan Yabrud öncesi ve sonrası tarih olacaktır.

Bessam Abu ABDULLAH - 20 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar