bessam abdullah225

Suriye’de olmak ya da olmamak!

Suriye bölgeyi etnik ve mezhepsel kökende bölmek isteyen,

ekonomik talana dayalı ve fikri istibdat hedefleyen projeleri yerle bir etti. Bu proje, özelde, ırkçı “Yahudi” İsrail devletinin ulvi çıkarlarına hizmet eden ve ona karşı en etkili tehdidi oluşturan Suriye başta olmak üzere, bölge mukavemet kuvvetlerini, Irak ve Mısır’ı tasfiye edilmesini amaçlamaktaydı. Bu amacın gerçekleşmesi için Irak’ta olduğu gibi Suriye’nin de eğitim kurumları hedef alındı. Laik, Cumhuriyetçi, halkçı, devrimci, bilimsel ve uygarlıklar tarihi bilinci ile donanmış nesiller yetiştiren kurumlar yerine hoşgörü yoksunu, bağnaz, yobaz ve tekfiri terbiye ile yetiştirilmiş karanlık zihniyetler ikame edilmek istenmiştir. Krizin ilk günlerinden itibaren siyasi sistemin en önemli parçası olarak telakki edilen eğitim kurumları silahlı terör grupları tarafından hedef alındı. Türkiye, Ürdün ve Lübnan hudut bölgelerinden giren binlerce yabancı karanlık mahlûkların musallat olduğu yerlerden devlet otoritesi geri çekilmek zorunda kaldı. Medeni, çağdaş ve milli değerlerle terbiye veren müesseselerin yerine bu karanlık zihniyeti temsil eden eğitim anlayışı devreye girdi. Kendileri gibi olmayan herkesin katledilmesine yol veren, mezhepçi, kin ve nefret duyguları ile serseri mayınlara benzer yeni nesiller üretme amaçlandı. Şam, Halep ve İdlib vilayetlerinin bazı bölgelerine uzun bir zaman hâkim olan silahlı terör grupları bu bölgelerden çıkamayan sivil halkın çocuklarını okullara gitmeyi yasakladılar.

‘Rejim okulu haram’

“Rejimin” okullarına girmenin dinen haram olduğu ve o sınıflarda eğitim alanların cehennemde yanacağı telkin edildi. Bazı bölgelerde öğretmen ve okul idarecileri çok büyük baskılara maruz kaldılar. Terör grupların isteğini yerine getirmeyenler “rejimin ajanları” suçlamaları ile cadı avına maruz kaldılar. Köy ve mezralara giden imtihan sorularına zorla el konuldu, soruların cevapları yazılarak öğrencilere dağıtıldı. Öğretmen ve idarecilerden silah zoru ile işbirliği yapmaları istendi. “Devrimden sonra” size her türlü eğitim kolaylığı sağlayacağız yalanı ile çocuk yaşta öğrenciler silahlı gruplara katılmaları için teşvik edildiler. Milli Eğitim Bakanlığı olayların yaşandığı bölgelerde yapılan imtihanların ilga edildiğini ilan etmesine rağmen, öğrenciler ve velileri iletişim araçlarından mahrum bırakıldıkları ve medya organlarının seyredilmesi ve dinlenmesinin haram kılınmasından dolayı ahali ne olup bitiğini bilmemekteydi.

Alevilerden korkan çocuk!

Suriye Milli Eğitim Bakanlığının resmi verilerine binaen Suriye genelinde yakılan ve tahrip edilen eğitim kurumların yarattığı zarar 100 milyar Suriye lirası olarak belirlendi. Terör grupların okulları hedef alan havan topları ve füzeleri 700 öğretmen ve idareci ile sınıflarda ders halinde olan 200 öğrenciyi katletti. Ancak esas tehlike, okulların askeri kışlalara dönüştürülmesi, buralardan her tarafa havan ve füzelerin atılması değildir. En büyük tahribat Ulema heyeti olarak tayin edilen “öğretmenlerin” çocuklarımızın beyinlerine enjekte ettikleri zehirdir. Bu heyetin “devrim eğitimi” ile alakalı hitabelerini masaya yatıralım:

“İnsanlar ikiye ayrılır. Normal insanlar ve Nusayriler (Alevi mezhebi) ile onları destekleyen Rafıziler (Şiiler) Dürziler ve İsmail’iler. Resul ile müşrikler arasında zuhur eden mücadele gibi dinimizin istediği esas kavga bu küffar gruplarla olmalıdır.” 26 Şubat 2014 tarihinde Lübnan El Ahbar gazetesine konuşan Suriyeli bir mülteci anne, 10 yaşındaki oğlunun nefsi sorunlar yaşadığı ve karanlıktan çok korktuğunu ifade etmiştir. Anne, oğlunun bir müddet dinci ulema heyetinin terbiyesine maruz kaldığını, her an kapılarına bir “vahşi Nusayri mahlûkun” dayanacağını ve onu ve annesini katledeceğine inandırıldığını söylemiştir. Oğlunun başka mezheplerden olan çocuklar ile oyun oynamadığını ve bunun büyük bir günah ve küfür olduğuna iman ettiğini paylaşmıştır.

‘Şeyhin içine Nusayri kaçmış’

Dinci tekfiri “ulema” topladıkları çocuklara hitaben Allah’ın kendilerini özel bir güç ile donattığını, çok iman ettikleri takdirde kurşunların kendilerine tesir etmeyeceği, dünya ve ahiret lezzetlerinden sadece kendilerine yardımcı olanların yararlanacağını terbiye etmektedirler. Çocukların istişare amaçlı başvurdukları ve dinci tekfiri ulemadan farklı konuşan Şeyhlerden üçü Filistin Yarmuk mülteci kampında kaçırılmış ve en çirkef işkencelere maruz kalmıştır. Çocukların önünde yaşanılan bu vahşeti “ulema”, üç “Sünni” Şeyhin içlerine “Nusayri Şeytanı” girdiğini ve onu defetmek için bu uygulamanın şart olduğunu” beyan etmişlerdir.

‘İsrail’i kollayan ‘müslüman’

Nisan 2013 tarihinde “Müslüman” Kardeşler Örgütü tarafından teşkil edilen “Eğitim Komiteleri” Mursi döneminde Mısır’ı ve Suudi Krallığını üs alarak Suriye Milli Eğitim Bakanlığının ders kitaplarını “yeniden” yazmışlardı. Merhum Devlet Başkanı Hafız Esad’ın fotoğrafları kapanmış ve Suriye bayrağı Fransız işgali döneminde dayatılan ve bugün terör grupları tarafından kullanılan üç yeşil hilalli bayrak resim edilmiştir. Hafız Esad’ın İsrail’e karşı kazanılan Ekim 1973 savaşını gösteren ve elinde Suriye Milli bayrağını taşıyan resim yerine İkinci Dünya Savaşı esnasında resmedilen ABD askerleri ve bayrağı kullanılmıştır. Daha sonra ABD askerinin elindeki ABD bayrağı muhalefetin bayrağı ile değiştirilmiştir. İğrenç olan kendilerine “Müslümanım” diyen bu güruhun eğitim müfredatlarında kendi ülkelerini çirkef gösterirken İsrail’i kollamalarıdır. Zaten İsrail’in resmi itiraflarına binaen şu ana kadar İsrail askeri ve sahra hastanelerinde 1600 terörist yardım görmüş. Netanyahu da bu hastaneleri ziyaret ederek, Suriye’yi karanlığa götüren bu “mücahit” güruha acil şifalar dilemiş.

Suriye halkı ve ordusunun bu savaşı neden kazanmak zorunda olduğunu anlatabildik mi? Çünkü mesele olmak veya olmamak ve karanlık ile aydınlığın savaşıdır.

Bessam Abu ABDULLAH - 13 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar