kocasiz yasanir vatansiz yasanmaz sule perincek225

Siz hiç sabunluyken ağladınız mı...

Bu hafta bana izin verin. Yazmayayım.

Aklım zaten başka yerde.

Yazsam...

Kalemimden bir kaza çıkacak diye korkuyorum.

Tahliyelere, tahliye edilmemelere isyandaydık...

Kabardıkça kabarıyor.

Geçen hafta Almanya’daydım. Uşak milletvekilimiz Dilek Akagün Yılmaz’la birlikte TGB’nin, ADD’nin çağrılısı olarak Mannheim’da, Worms’da, Saarbrücken’de konuşmalar yaptık. Sonra ben devam ettim. Frankfurt, Dortmund... sırada Wiesbaden, Hannover, Berlin vardı. 2014’ün 8 Mart’ında kadınlarımızı, sorunlarımızı konuşacaktık.

Şu Türkler ilginç.

Nereye gitseler gözlerinin, yüzlerinin, yüreklerinin güzelliklerini götürüyorlar.

Mustafa Kemal’in askerleri oralarda da nöbette.

Kucaklaştık. Dertleştik. Heyecanlandık.

Sonra bir telefon geldi. İlk; güzel kardeşim Nilgül Doğan’dan. Ondan sonra bir trafik.

Televizyonda alttan yazılar geçmeye başladı.

İnanın yalnızca Doğu Perinçek tahliye olacak olsa, göreve devam ederdim.

Yedinci yıla girdik.

Hasret yaktı kavurdu.

Haksızlık hepsinden beter.

Vatanımızın, milletimizin birliği bütünlüğü, bağımsızlığı söz konusu.

Ama bütün Türkiye ayağa kalktı. Geliyor.

Halden anlarlar.

Duramadım. İlk uçak. Elimizde telefon.

Yetişebilecek miyim...

Yol ne uzunmuş...

Saat hesabı, dakika hesabı...

*** *** ***

Görüşüyorlar...

Sonra bir haber. Hâkimler evlerine gitmiş. Mesai saati bitmiş.

*** *** ***

Başkasının acısı bize her zaman daha acı gelmiştir.

Küçük bir çocuğun üvey anasından kafasına yediği hamam tası bizi daha çok acıtmıştır; sabun gözümüzü daha çok yakmıştır.

Demir kapıların ardını düşünüyorum. Ne zamandır kalın büyük torba depoluyorum içeriye. Kitaplar filan ağır, çıkarken taşıması zor olur diye...

Ne olur ne olmaz.

Bugün yarın...

Ama işte alt yazı geçiyor bugün.

Dışarıda ailelerini, çocuklarını düşünüyorum.

*** *** ***

Dedim ya yazacak durumda değilim.

Ne vaktim, ne yüreğim müsait.

İzninizle...

Ben Silivri’ye gidiyorum.

Bu arada selamlarımla, herkese Cemal Süreya’nın şiirini gönderiyorum. Dün mesai saatinin bitiminden bu yana nedense dilime takıldı.

 *** *** ***

“Sizin hiç babanız öldü mü?

Benim bir kere öldü, kör oldum.

Yıkadılar, aldılar, götürdüler.

Babamdan ummazdım bunu kör oldum.

Siz hiç hamama gittiniz mi?

Ben gittim lambanın biri söndü

Gözümün biri söndü kör oldum.

Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak

Söylemesine maviydi kör oldum

Taslara gelince, hamam taslarına

Taslar pırıl pırıldı ayna gibiydi

Taslarda yüzümün yarısını gördüm

Bir şey gibiydi, bir şey gibi kötü

Yüzümden ummazdım bunu kör oldum

Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?”

Şule PERİNÇEK - 09 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar