ufuk soylemez225

Söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil! (2)

28 Şubat 1997 tarihinde yaşananların görünürdeki sebebi

RP’nin Anayasanın laiklik ilkesi karşıtı bir odak olarak faaliyette bulunmasıdır.

Türk milletinin laik - demokratik Atatürk Cumhuriyeti konusundaki haklı duyarlılığı bu süreçte öne çıkarılmış ve tahrik edilmiştir.

Gerçek gerekçe ise ekonomik olarak RP / DYP koalisyonunun milletin çıkarlarını merkeze alan, milli - karakterli ekonomi politikalarına karşı, IMF - ABD ve içerideki çıkar gruplarının rahatsızlığıdır.

Kısaca 28 Şubat 1997 tarihindeki ekonomi - politik durumu özetleyelim;

- Ekonomide gerçekçi (reel) kur uygulanıyordu. Ne devalüasyon riski, ne de ödemeler dengesi sorunu vardı.

- IMF’den bir dolar dahi borç alınmamıştı.

- Sıcak para neredeyse yok gibiydi, sıfırdı.

- Cari açık %2 dolayında ve çok küçüktü.

- İç borçlar 28 milyar dolar civarındaydı. Bugünün onda birinden daha azdı. Dış borçlar dolar bazında ilk kez gerilemişti.

- Karlı ve tekel niteliğindeki kurumlar kamunun kontrolündeydi.

- İşsizlik %6.5 - 7 civarındaydı.

- Ekonomik büyüme %7.5 gibi oldukça yüksek bir seviyedeydi.

- 45 güne kadar inmiş olan Hazine borçlanma vadeleri TÜFEX gibi yeni enstrümanlarla uzun vadeye yayılmaya çalışılıyordu.

- Ve nihayet Kıbrıs’ta, Milli Kahramanımız Rauf Dentaş’ın arkasında duruluyor, Ermeni meselesinde milli duruş sergileniyordu. PKK’yla, K. Irak’ın içlerine, Kandil’e kadar sınır ötesi operasyonlarla etkili amansız kararlı bir mücadele sürdürülüyordu.

Kuşkusuz ki, ekonominin bugün dahi geçerli olan yapısal bazı sorunları o gün de mevcuttu. Enflasyon ve faizler yüksekti. Ama reel faizler %12 civarındaydı.

IMF’nin ‘kışkırtıcı’ uyarısı!

Yukarıdaki tablo, uluslararası para tacirlerinin, onların içerideki uzantılarının ve Türkiye’yi sıcak para - IMF programı ile kontrol etmek isteyen dış güçlerin hiç de hoşuna gitmiyordu.

19 Ocak 1997 tarihindeki Milliyet gazetesinin manşeti aynen şöyle atılmıştı; “IMF’den kriz uyarısı” . Halbuki Türkiye’de ekonomi büyüyor, çiftçiye, esnafa destek veriliyor, KOBİ’ler destekleniyor, gerçekçi kur uygulanıyor, ödemeler dengesinde problem bulunmuyordu.

Bu manşetin dayanağı olan IMF Başkanının beyanlarını “Washington’dan” gönderen kişi, Yasemin Çongar’dı! Hani şu Taraf gazetesinde Ergenekon ve Balyoz davalarında yargısız infaz biçiminde yayın yapan ve yaptıran meşhur Yasemin Çongar...

Bu manşetlerle koalisyonu yıkamayan ve ekonomik bir kriz ya da çalkantı çıkaramayan çevreler, bu kez RP’nin aşırı ve benim de hiç katılmadığım ve karşı çıktığım bir takım ideolojik - dinci söylemlerini öne çıkararak, laiklik - demokrasi - Cumhuriyet hassasiyetindeki halkı ve kuruluşları bu yönde manipüle ettiler.

Sonuç malum RP / DYP koalisyonu istifa etmek zorunda kaldı.

RP’den türeyen, Hocanın eski talebeleri, hem mağduriyet edebiyatı yaptılar, hem de “biz milli görüş gömleğini” çıkardık diye tornistan ettiler.

Hocalarını terk edip, dış güçlerin dümen suyunda iktidara geldiler.

1997’de tehlikede olan, 2014’de güvencede mi?

28 Şubat 1997 yılından, 17 sene sonra bugün 28 Şubat 2014 tarihinde ekonomi - politik görünüm bakın ne hale geldi;

- Sıcak para cenneti olduk. 150 milyar doları aşan sıcak para üretimi bitirdi. İthalatla yaşar hale geldik.

- Kamu ve özel, iç ve dış borçların toplamı tarihimizde ilk kez 500 milyar doları aştı.

- İşsizlik 2 katına çıktı. %10 civarında kronikleşti.

- IMF’den 2005 yılında hiç gereği yokken 10 milyar dolar daha borç alındı. Halen borcumuz bitmiş değil.

- Cari açık 5 katına çıktı %8’i aştı.

- Tüpraş - Erdemir - Türk Telekom - Petkim gibi kar eden, tekel niteliğindeki kurum ve kuruluşlar haraç - mezat satıldı. Yerine ne kamu ne özel sektör benzerlerini yapabildi. Yolsuzluklar arşa çıktı.

- Kıbrıs’ta ver - kurtul, Ermenilere aç - kurtul, G. Doğu’da böl - kurtul, ekonomide sat - kurtul zihniyeti egemen kılındı.

Bu tabloya bakarak,

28 Şubat 1997 tarihinde laik Cumhuriyet tehlikedeydi de, 28 Şubat 2014’de kurtuldu denilebilir mi?

Neticede, benim görevlerim ve mesleğim açısından; ekonomide sermayeyi tabana yayan, gerçekçi kur uygulayan, IMF’den bir dolar borç almadan ekonomiyi %7.5 büyüterek, esnaf ve KOBİ’lere dost olan Ekonomi Bakanı Ufuk Söylemez’in, Bakanlık görevini ve koltuğunu, milleten oy ve yetki almayan, IMF ve ABD’nin has adamı, kumarhane kapitalizminin ve gayrı milli ekonomi politikalarının dayatıcısı Rahmet Bülent Ecevit’in bilahare “hayattaki en büyük pişmanlığım” dediği Kemal Derviş devraldı.

Kartel medyasının, tekelci sermayenin, ABD’nin ve F. Gülen’in tam desteğini alan 28 Şubat, bugün TSK “günah keçisi” ilan edilerek anlaşılamaz ve anlatılamaz. İşte bu nedenlerle 28 Şubat bana göre, ne “deve”, ne “kuştan” başka bir şey değildir.

Bilmem haksız mıyım, kararı siz verin...

Not: Dün yayımlanan yazının devamıdır.

Ufuk SÖYLEMEZ - 02 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar