mehmet yuva225

Şam Şerif’ten hayırlı pazarlar!

Şam geniş bir coğrafyanın adıdır.

Mekke ve Medine gibi ehemmiyetli iki kadim merkeze ev sahipliği yapan ve medeniyetlerin kıblesi olmuş tarihi Hicaz bölgesinin soluna düşen bölgeye Bilad el-Şimal denilmiştir. Kuzey yurdu demektir. Hicaz bölgesinin sağına düşen bölgeye Bilad el-Yamin ismi verilmiştir. Yamin sağ kesim anlamında olup zamanla Yemen olmuştur. Şam coğrafyası Büyük Suriye dâhil (Ürdün, Filistin, Lübnan), Anadolu’yu da kapsar. Suriye’nin başkenti Şam değil Dimaşk’tır. Ancak Dimaşk Şam ile özdeşleşmiştir. Şam özellikle Anadolu insanı için şerif olmuştur. Anadolu’nun farklı mekânlarından yola çıkan Hac kafileleri Şam’da mevcut olan Hicaz Tren istasyonunda toplanırdı. Osmanlının bölgedeki en önemli askeri merkezi olan 4. Ordu karargâhın hemen yanındadır. Bu karargâh bugün Suriye İçişleri Bakanlığına ev sahipliği yapmaktadır. Bu karargâhın sorumlusu olan Cemal Paşa’nın ikamet ettiği konak istasyona çok yakındır. Bu tarihi konak halen kapalı tutulmaktadır. Osmanlı askerinin kışlası istasyonun Batı yakasında olup bugün Hukuk Fakültesi olarak istihdam edilmektedir. İstasyonun kuzey doğusunda, 19. yüzyılın sonunda eklemeler yapılarak 34. Padişah II. Abdülhamid adına kurulan Hamidiye Çarşısı mevcuttur.

Hamidiye Çarşısı dünyanın en eski ve Aram-i medeniyeti tarafından Bereket tanrısı BAAL adına yaptırılan muazzam tapınağa giden ve volkanik taş kolonlar ile çevrili olan yollardan birisi üzerine inşa edilmiştir. BAAL tapınağı, Suriye’nin Roma döneminde Jüpiter mabedi olarak kullanılmıştır. 1. yüz yıldan itibaren, Hristiyanlığın egemen olmasıyla, tapınak Kilise’ ye dönüştürülmüştür. 7. yüz yılda Müslüman orduların Suriye’yi kontrol etmesi sonucu önceleri tapınağın bir bölümü daha sonra tamamı Camii olarak ibadethaneye açılmıştır. Bu mekân Emevi hanedanlığına da ev sahipliği yapmıştır. Tapınak Filistin’de şehit edilen Peygamber Hz. Yahya’nın başsız bedenine ve Kerbela’da şehit edilen Hz. Hüseyin efendimizin bedensiz başına yataklık etmektedir.

Tapınağın bahçesinde Batı haçlı cani-harami kuvvetlerini Temmuz 1187’de vuku bulan Hıttin muharebesinde (Şam-Kudüs arası) bozguna uğratan ordunun komutanı Selahaddin Eyyubi’nin kabri ve ilk Türk hava şehitliğimiz vardır.

İlk hava şehitlerimiz!

“Muavenet-i Milliye” isimli tayyaresiyle uçan pilot Fethi Bey ve rasıt Sadık Bey çeşitli güçlükleri ve bir kazayı atlattıktan sonra, 27 Şubat 1914 tarihinde büyük bir kalabalığın katıldığı uğurlama töreniyle Şam’dan Kudüs’e hareket ettiler. Aradan dört saat geçtikten sonra tayyare halen Kudüs’e varmayınca arama çalışmaları başlatılmıştı. Yapılan araştırmalar sonucunda, maalesef tayyarenin enkazı ve şehitlerimizin cansız bedenleri Tabariye Gölü kıyısındaki Samra kasabasına yaklaşık iki kilometre mesafede, Golan tepelerinin eteklerinde bulundu. İlk hava şehitlerimizin naaşları özel bir trenle o zamanki Suriye Vilayet merkezi olan Şam’a getirilerek, büyük bir törenden sonra Emevi Camii Selahaddin Eyyubi Türbesinin bahçesine defnedildi. Bu olayın üzerinden iki hafta geçmeden, Yafa’dan havalanan pilot Nuri Bey ve rasıt İsmail Hakkı Beyin tayyaresi “Prens Celaleddin” denize düşerek kaza geçirdi. Bu kazada hayatını kaybeden Nuri Bey havacılığımızın üçüncü şehidi olarak Şam’daki diğer şehitlerimizin yanına defnedildi. Hava pilot şehitlerimizi 90. yılında onları rahmetle anıyoruz. Modern Haçlı cani-harami şebekelerine ve onları kahraman olarak kabul eden basiretsiz politikacılara karşı diren Şam’ı bu şehitlerimizin duaları korumaya devam edecektir.

*** *** ***

Hırsızın biri bir eve girmiş. Ne var ne yok toplarken ev sahibi kadın sese uyanmış. Kocasını dürterek: ‘Uyan efendi uyan, evde hırsız var’. Kocası umursamaz bir tavırla: ‘yat uyu kadın. Nemelazım, alimallah yakalarsak suçlu duruma düşeriz’ demiş.

İnşallah her Pazar Şam merkezli haber ve analizlerle dünyamızı mercek altında tutmaya devam edeceğiz.

Mehmet YUVA - 02 Mart 2014 - Aydınlık

Son Yazılar