sule perincek aydinlik225

Cesaretli insanlara ihtiyacımız var!

Siyasete güzellik, zeka, yaratıcılık, incelik, ciddiyet ve mutluluk kattılar.

Unutmuşuz. Son dönemde kasetlerle, atışıp sataşmakla uğraşanları “açıklarım haa!!” diye parmak sallayan siyasileri izlemekten.

Gerilim filmi gibi.

Ne zaman nereden ne patlayacak! Yok artık, bu kadar da olmaz!

Nerede benim uçuk ilacım!

Bir de Hocaefendinin kötü duaları, İmralı’nın çöküşü, saman çöpünün altından üstünden el sıkışmalar eklenince...

Ne filmi, doğrudan hatta bağlanıyoruz. Gözümün önüne, hani adı neydi; titreyen bir şarkıcı vardı o geliyor haberleri filan izlerken.

*** *** ***

Oyum kıymetli!

İşçi Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Levent Kırca ve Şişli Belediye Başkan adayı Ümit Zileli’yi dinliyorum.

Oyum kıymetli.

Bizdendir, hoştur... yok bizde.

Elekten geçecek!

Bakıyorum.

İlkönce, saydamlar. Yüreklerini görüyorum. Burdan bakınca öte yanı da, arkalarını da.

İkisini de sımsıcak sarasım geliyor. Sahiciler. Yağlı pehlivan da değiller. Tuttun mu elinden, tutuyorsun. Kayıp kayıp gidivermiyorlar.

Sonra:

Türküm, doğruyum, çalışkanım!..

Kimse artık bunu göğsünü gere gere söyleyemiyor. Müthiş bir özellik oldu.

Yalancıktan değil, sandığı geçene kadar değil... doldura doldura... gözümüzün içine baka baka...

“Birinci sözcüğü söylemeyeyim. Zaten ne öyleyim ne böyle... şunu elbirliğiyle silsek de rahatlasak... Ortadakini neme lazım hiç ağzıma almayayım, iki gün sonra çekmeceden bir şey çıkarıverirler... Çalışkanlığa gelince... kendime yandaşıma sağım solum sobe derecesine göre az ya da çok çalışacağıma ant içerim!”

Bizimkilere bakıyorum. Vaatlerden önce, bu!

Gerisi gelir.

“Atatürk” bulvarı açmışlar, bana ne!

Türkiye’nin birikimini harekete geçirirler. Çözüm projeleri çekmecelerde bekliyor. Onları masanın üzerine koyacak irade gerekli olan.

“Zülfi yare dokunduk...”

Dokunmaktan çekinmeyecek bir irade!

*** *** ***

Manzara koyduk, koyacağız!

Dürüstlük ve kararlılık zor dönemde belli olur.

İkisinin de 12 Eylül dönemini biliyorum. Biri sık sık ekrana “manzara” koydururdu, anımsarsınız. Siyasi Türkçemize kavram kazandırmışlığı var.

Ötekinin silah altındayken bile gözü karaydı. Haksızlık oldu mu tutmayın. Öksürsen kabahat olan bir dönem. Askerliğini yaparken 2000’e Doğru’ya gönderdiği, üstelik fotoğraflı haberleriyle gündemi nasıl sarsmıştı.

Buna karşılık ikisinin de Ordumuza darbe yapıldığı şu dönemde de Silivri’de ilk göğüslerini siper etme cesareti gösterenlerden olmaları bir rastlantı mı.

Doğru çizgi.

Kaç yıldır sınav üstüne sınav.

Dahası?

İşçi Partisi’nin dinamiği. Şu bileşime bakın!

Uzaya bile giderler. Yok artık o kadar da abartmayayım, diyecektim ama bir an şüpheye düştüm.

Hiç belli olmaz.

*** *** ***

Doğruya, doğru!

Levent Kırca, Ümit Zileli’nin yemeğine başka bir programdan geldi. Konuşma yaparken CHP’yi de eleştirdi. Süheyl Batum, Zileli’nin alosuz omosuz gazeteciliğini, kişiliğini, yeterliğini iyi bilenlerden. Kalkmış ta Ankara’dan gelmiş. Kimse onun salonda olmasını yadırgamadı. Olması gereken güçbirliği kapsamında... Bağrına bastı.

Salondaki konuk bileşimi de zaten öyleydi. Atatürk’te birleşenler.

Ayrıca, parantez içinde söyleyeyim. Kırca’nın CHP eleştirisi de sonuna kadar doğruydu.

Bir “ayrıca” daha söyleyeyim sonra tekrar salona döneyim. Kandil’e gitmek, Pensilvanya’ya gitmek CHP’de itibar olmamalı. Yakışığı Atatürk’te birleşmektir.

Kırca; mikrofondan da, masaya oturunca da Batum’dan özür diledi.

Batum’un sözleriyle bitireyim:

-Şu dönemde cesaretli insanlara çok ihtiyacımız var. Size saygım sonsuz!

Şule PERİNÇEK - 23 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar