mehmet yuva225

Vakit bugündür!..

ABD eski Başkanı saksafoncu Bill Clinton’un doksanlı yıllarda:

“21. yüzyıl 20. yüzyılda eksik kalan projelerin tamamlanması yüzyılı olacak” şarkısı malumunuzdur. 20. yüzyılda neler olmuş? Hangi projeler eksik kalmıştı? Filistin, İngiliz-Fransız işgalleri ile Şam coğrafyasından koparılmış ve toprakları üzerine Batı’nın uzak askeri karakolu İsrail inşa edilmiştir. İsrail’in varlığı Suriye, Lübnan ve Mısır’ı fiziksel olarak birbirlerinden ayırmıştır. Ancak, Filistin mücadelesi engellenememiş ve 20. yüzyılın en mühim meselesi olarak gündeme oturmuştur. 21. yüzyılın ilk senelerinde Filistin mücadelesine sahip çıkan önce Irak işgal edilerek, harap edilmiştir. Tarihi ve doğal zenginlikleri talan edilmiş, tekrar iflah olmasın diye El Kaide ve yavruları ülkeye musallat edilmiştir. Kuzey Irak İsrail muhibbi Barzanilere peşkeş çekilmiş, Kürt halkının haklı talepleri üzerinden, “Kürt Koridoru” projesi ile özellikle Türkiye ve Suriye yeniden bölünme ile tehdit edilmiştir. 20. yüzyılda güneye yamalanan İsrail benzeri bir oluşumu 21.ci yüzyılda kuzey bölgesine Kürdistan adıyla ikinci İsrail dayatılmıştır.

Mısır hesapları!

Mısır 1881’den itibaren İngiliz nüfuzuna girmiştir. Süveyş Kanalı kontrol altına alınmıştır. Ülkede çok elzem ve devasa bir İngiliz askeri üssü tesis edilmiştir. Ancak 1952’den itibaren, Cemal Abdülnasır liderliğindeki Mısır, Afrika ve Arap dünyasında Batı sömürge devletleri, İsrail ama özellikle Suudi Vahhabi rejimin kâbusu haline gelmiştir. İsrail’i rahatsız etmeyen, Arap Birliği için aktif çalışmayan, Filistin meselesinde savsaklayan, Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgazın çıkarılması önünde engel teşkil etmeyen, Mısır’ın zengin tarihi eser kaçakçılığına köstek vurmayan, uyuşturucu kaçakçılığına yol veren, Süveyş kanalını NATO’nun askeri çıkarlarına uygun keyfi kullanacak uyumlu bir Mısır arzulanmıştır. Bugün Mısır üzerinde kavganın halen bu kadar çetrefilli olmasının sebebi budur.

‘Çete cemaati’

Libya 20. yüzyılda İtalya faşizminin işgali altındaydı. Dünyada mevcut olan petrolün en safi ve temizine haiz olan Libya’da Kaddafi ortadan kaldırılarak iştah kabartan rezervleri ve Libya’nın yurtdışındaki milyarlarca dolar hesapları iç edilerek Trablusgarp’a “demokrasi..!” tesis edilmiştir. İsrail çıkarlarına endeksli dış politika yapan, bugün Başbakanı tarafından ülkedeki bütün karanlık iş ve ilişkilerin arkasındaki güç olarak kabul edilen “Çete Cemaat Örgütünün” başındaki zat için “başımızın üzerinde yeri var” diyen Davutoğlu bu sürece en önemli katkıyı yapmıştır. “Özgürlük savaşçıları” olarak pazarladığı Libyalı cinayet ve harami şebekelerine bavullarla dolar taşımış ve Türkiye’yi Libyalı lejyonerler üssü cenneti haline getirmiştir.

BOP!

Kıbrıs krizi dönemlerinde Türkiye’ye verdiği maddi-manevi yardımlar bir kenara, 25 bin vatandaşımıza ekmek ve umut yurdu olmuş, milyarlarca dolar yatırımlarla tüccar ve sanayicimize imkân sunmuştur. 20. yüzyıla çomak sokan ve Batı sömürge devletlerin arzuları önünde engel teşkil eden Suriye ve Türkiye’dir. Şahit olduğumuz bütün bu istihbarat operasyonları, medya yalanları, talan ve psikolojik harp senaryoları iki ülkenin teslim alınması içindir: Suriye ve Türkiye. İsrail’in bekası, Filistin meselesinin rafa kaldırılması, Kürdistan Koridorunun gerçekleşmesi, Petrol ve doğalgazın paylaşılması, su kaynakları ve barajların organik veya başka tür tarım için kullanılması, Kıbrıs’ın teslim alınması, Lübnan’ın etkisizleştirilmesi, Sünni-Alevi çatışmasının çıkması, İran’ın ablukaya alınması, Irak’ın bölük pörçük bırakılması, Rusya’nın istikrarsızlaştırılması, Çin’in uzak doğu Asya’ya hapsedilmesi ve Balkanların hantal ve işlevsiz hale getirilmesi ancak Suriye ve Türkiye’nin teslim alınması ile mümkündür. Farklı amaçlarla da olsa Suriye-Türkiye birlikteliğin yarattığı umut, huzur, enerji potansiyel ile birilerinin yüreğine saldığı korku tarih tarafından tescil edilmiştir. ABD, Güney Kıbrıs Rum kesimi ile doğalgaz ve petrol anlaşmaları imzalıyor. Rusya Suriye hükümeti ile 25 senelik enerji kaynaklarını ortak işletme antlaşması yapıyor.

Farkında bile değil!

AKP, Y-CHP, MHP ve BDP yönetim kadrosu bu sürecin taşıdığı ehemmiyetin idraki içinde değil. Üstlendikleri özel görev gereği sadece verilen emirleri yerine getiren memurlar olmayı yeğlemiş de olabilirler. Suriye’de tükürdüğünü yalamak istemeyen, bu yüzden Suriye devleti ile temas için halen ayak sürten mahlûklarda olabilirler. Ya halkımız bu partilere sırtını dönecek onları sallayacak ya da bu partiler çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine kilit vuracaklardır. 20. yüzyılda dökülen kan, talan edilen mekân ve yaşanılan trajediler yetmez 21. yüzyılda aynı göreve devam diyen zamane Deccallara dur demenin vakti gelmiştir.

Mehmet YUVA  - 19 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar