libanius

Yahudi Nostradamus mu Antakyalı Libanius mu?

Kuzey Kıbrıs’ta psikoloji eğitimi alan yeğenim Kübra,

annesi ile kayda değer ve yararlı bir tartışmaya girmişti. Evde hayvan beslenmeli mi? Kulak misafiri olmuştum. ‘Tek bir hayvan bile olsa onu kurtarmaya çalışman, vicdanının onun için hüzünlenmesi çok necip bir yaklaşım. Sen bir hayvanı kurtarmak için dil dökmeye çalışırken, ülkemizi yöneten basiretsiz ve vicdansız hükümetler bir gece kararı ile coğrafyamızın nadide bir gölünü kuruttular. Doğayı katlettiler, paha biçilmez antik köprüleri yıktılar ve yüzlerce tür on binlerce göçmen kuşu ve doğal konaklama yerleşkesini yok ettiler’ demiştim. Yeğenim ağzı açık, fal-taşı olmuş gözlerle beni dinliyor ama inanmak istemiyordu. ‘Bahsettiğiniz yer neresi?’ diye sormuştu. ‘Senin doğup büyüdüğün bu toprakların en verimli arazisi olan Amik Ovası (Hatay) artık bugün olmayan Amik gölünün yatağı idi’ diye yanıtlamıştım. ‘Gölün adını duymuştum. Coğrafya dersimiz de öğrenmiştik’ demişti. Evet, artık göl sadece bir varmış bir yokmuş cümlesi ile başlayan öyküler misali sadece ders kitaplarında mevcuttu. Hâlbuki daha bir müddet öncesine kadar benim yaşıtım olan herkesin hatıralarını süsleyen tarihi bir mekândı Amik gölü.

Hayat kaynağıydı!

Sözü Amik gölünün tekrar ihya edilmesi için önemli uğraşılar veren Dr. Mehmet Sılay’a bırakalım:

“Dünya coğrafyasının orijinal oluşumundan beri var olan Amik Gölü köylülere toprak kazandırmak amacıyla 1955-1980 yılları arasında kurutuldu. Takriben 400 bin dönüm genişliğindeki göl kışın yekpare, yazın ise birbirine yakın, ama jeolojik bir kum hattıyla ayrılan 4 ayrı göl haline gelirdi. Bunlar Ana Amik Gölü (Deniz), Karagöl, Sarısu Gölü ve Gölbaşıydı. Antakya-Kırıkhan-Reyhanlı Karayolu üçgeninin ortasındaydı. Kışın ovaya yayılan, yazın dört bölüme ayrılarak kendi asıl havuzlarına çekilen Amik Gölü ılık ve tatlı suyuyla Göçmen Kuş Cennetiydi. Göç yolu üzerinde bulunuyor ve kışın donmuyordu. Her mevsim, yeşil kamışlık sazlıklar göz alabildiğince uzanıyordu. Beyaz, siyah kurşuni balıkçı kuşları, pelikan sürüleri, çeltikçi kuşları, kaz, ördek ve sazlıklarda alabalık, sazan, yayın ve yılan balıkları yaşardı. Her mevsim av kuşlarımız pazarlarda satılır, gölde kurulu dalyandan kamyon dolusu balıklar avlanır ve satılırdı. Sarısu Gölü ile Karagöl, isimlerini, suların değişen renklerinden alıyordu. Gölün tabanında, asırlardır çürüyen, gübreleşen bitkilerin suya rengini vermesi yani demlenmesi ile oluşuyordu. Sazlıklar, kamışlıklar, yırtıcı memeli hayvanlar, kuşlar, sürüngenler ve balıklarla tam bir yeryüzü cenneti idi. Göçmen kuşların yolu üzerinde ve kışın hiç donmayan tatlı suyu ile bir hayat kaynağıydı.”

Afgan Ovası!

Göl yok oldu. Amik Ovası toprağından, bazı köylüler, büyük toprak rantçıları ve yurtdışından getirilen Afganlar yararlandı.12 Eylül askeri darbeyi yapan “Amerika’nın çocukları” Afganlı kardeşlerimiz için Amik Ovasına 1981’de kent kurmuştu. Topraksız Hatay halkı Çukurova’da pamuk toplama, çapa sallama, ırgatlık, yabancı ellerde işçilik, amelelik yapmak zorunda kalırken, Afganistan’dan ve diğer bölgelerden getirilen yüzlerce aileye, ev, ahır, bedava toprak, traktör, maddi yardım, bedava Hollanda inekleri dağıtıldı. Allah şahit hükümetlerimiz yabancılar için her daim cömert, fedakâr ve yardımsever olmuştur.

Roma’yı da yıktılar!

Amik Gölü’nün Asi Nehri aracılığı ile kurutulması projesi çerçevesinde, Asi’nin genişletilmesi ve yatağının taranması çalışmaları sırasında Antakya kentinin Roma Çağı’ndan beri ayakta duran ünlü taş köprüsü (ki Diocletian zamanında yapıldığı tahmin edilir), 1972 yılında yıkılmış, yerine bugünkü çirkin betonarme köprü inşa edilmiştir.

Armageddon Ovası!

Amik Gölünün tekrar ihya edilmesi için onlarca proje önerildi. Kim takar projeyi. Amik Gölü, kan Ovası olmalıydı. Nasıl mı? Tevrat ve Yahudi kâhin Nostradamus Armageddon’un Amik Ovasında hâsıl olacağına inanmışlar. Armageddon, Dünya’nın sonu geldiğinde yapılacağı kehanet edilen büyük kıyamet savaşının adıdır. Aramice kökenli olan bu terim, “Har”, yani sıcak, lav püskürten dağ, yüksek tepe ve “Majjdo”, yani zafer, başarı, utku kelimelerinden türetilmiştir. İslam inancında Melhame-i Kübra (kanlı büyük kıyamet) olarak da bilinen, kimi kesimlerce de 3. Dünya Savaşı olarak adlandırılan savaşın da burada, Amik Ovasında yapılacağına inanılır. Gölün kurutulması, dünya cinayet ve harami şebekelerinin Hatay bölgemizde Amik Ovasında toplanması (Havalimanı-Suriye sınırı ) Armageddon için önemli bir faktör kabul edilmektedir. Tesadüf odur ki, Erdoğan’ın 2007 tarihinde açılışını Amik Ovası üzerinde yaptığı Hatay havalimanı sadece bölge için gerekli olan hizmet için kullanılmamış, ilk kez Suudi Arabistan’dan direkt uçak seferleri düzenleyerek, Suriye için binlerce Suudili ve Yemenli cani ve haraminin taşınması içinde önemli bir vesile olmuştur.

Deccal Amik’te bitecek!

Armageddon’a inanan cani ve harami güruh, yaşanılan cinayet ve talanı “takdiri İlah-i” olarak satmaya çalışan deccal olabilir. Ancak bilinmesi gereken şudur: Büyük kâhin Antakyalı Libanius: “Dünyayı cehenneme dönüştürmek isteyen Deccal zuhur edecek ama Amik Ovasında yok edilecek” demişti. Suriye savaşının önemini anladınız mı? Sizce bu savaşı Yahudi Nostradamus mu, Antakyalı Libanius mu kazanır? Kızılderili cevabıdır: “Hangisini beslersen”.

Mehmet YUVA - 12 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar