bessam abdullah225

Şam'dan Türkiye'ye kapı aralandı!

Şam ve Ankara arasında tekrar Muaviye'nin açık kapı diplomasisini ihya etmek mümkün müdür?

Külün örttüğü ateşin altında halen alev alabilecek cemre var mıdır? Bu soruya iki ülkenin stratejik güvenliği ve iki halkın ulvi çıkarları çerçevesinde cevap aramalıyız. Yaraya tuz basarak ama unutmadan, dersler alarak ama inat ve kibirden uzak durarak bu sorunu çözmek zorundayız:

'Poposu ile inat eden donuna yapar'

1-Türkiye-Suriye sınırlarında kaim olan keşmekeş ve şiddet durdurulmalıdır. Mevcut haliyle sınırlarımız her iki ülke ve bölge güvenliğini çok ciddi tehdit etmektedir. Suriye tarafı olarak bu durumdan dolayı halkımız çok büyük bir bedel ödedi, halen ödemektedir. Türkiye'nin milli güvenliği tehlikededir. El Kaide ve türevleri hakiki bir tehdit oluşturmaktadır. Bunların içinde "ılımlılar" var diyenler büyük bir yalan pazarlamaktadır. Münafık ve savaş tüccarıdır. Suriye'nin Kuzey bölgesinde elinde silah tutan bütün "dinci" gruplar kökten dincidir. Çağdaş Medeni devlete, demokrasiye ve özgürlüklere itibar etmez. Erdoğan hükümeti kibir ve inatçı tavrını terk etmelidir. 'Poposu ile inat eden donuna yapar' bu unutulmamalıdır.

Teröre karşı ortak mücadele!

2-Hudutların kontrol altına alınması Türkiye ve Suriye'nin çıkarınadır. Hududun zapturaptı Suriye topraklarından Türkiye içine bu serseri mayınların girmesine mani olur. Suriye, toprakları üzerinde yeniden güven ve istikrarı sağlar.

3-Türkiye-Suriye arasında yeniden bir askeri ve istihbarat işbirliği, İran-Türkiye-Suriye üçlü ortak işbirliği ile BM Güvenlik Konseyi 1373 sayılı ve 7 numaralı karara binaen teröre karşı ortak mücadelenin alt yapısı oluşmalıdır.

İran-Türkiye olursa herkes kazanır!

4-Diplomasinin bütün parametreleri kıstas alındığında tam bir fiyasko olan Davutoğlu'nun kışkırtma kokan, barış uğruna yapılan faaliyetleri baltalayan davranış ve açıklamalarına son verilmelidir. Perde arkasında yürüttüğü faaliyetler her şeyden evvel Türkiye'nin güvenliğini tehlikeye atmakta ve Türkiye'yi olup bitenden yegâne sorumlu tutmak isteyen merkezlerin ekmeğine yağ sürmektedir. İran-Türkiye arasında tesis edilecek güven köprüsü Suriye meselesine olumlu yansıyacak, herkesin kazanacağı yeni siyasi iklim koşullarını yaratacaktır.

İlk etapta yapılması gerekli olan bu hususlar mevcut kalın ve sert buzların erimesi sürecine hiç şüphe yok ki yardımcı olacaktır.

'Çekilen acıyı örtbas etmez'

Ancak bu açıklamalarım, Erdoğan-Davutoğlu rejiminin Suriye sahasında yarattığı tahribatı, teşvik ettiği talanı, akan kanın boyutunu, çekilen acıyı örtbas etmez. Ama ve lakin mevcut durum, Türkiye-Suriye başta olmak üzere bütün bölgeyi onarılması zor bir felakete sürüklemektedir. Suriye'ye dışarıdan yapılan her müdahale Suriyeliler arasında tesis edilmesi gereken barış ve huzuru bozmakta, daha çok kanın dökülmesine ortam hazırlamaktadır. Üç senedir ısrarla sürdürülen düşmanca eylem ve söylem hiç kimseye özellikle de Türk halkına yarar sağlamamıştır. Bu politikalar hududumuza binlerce El Kaide mensubu ve dünya cinayet ve harami şebekelerini getirmiştir.

Esad'ın açık kapısı!

Şam, başından itibaren bu politikaların yanlışlığına dikkat çekmiş ve bugünler için uyarılarda bulunmuştu. Bütün tehdit, aşağılama, karalama, yalan ve kullanılan seviyesiz dile rağmen Suriye Cumhurbaşkanı Esad Türkiye'nin kazanılması için her daim açık kapı bırakmıştır. Türkiye'nin milli güvenliği, istikrarı, huzuru ve büyümesi isteyenler bu kapıdan içeri girmek için adım atmalıdır.

Bessam Abu ABDULLAH - 07 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar