mehmet yuva225

İsrail-Suudi ekseni!

İsrail, coğrafyamızı “etnik köken ve dini mezhep ayrılıkları”

temelinde parçalayacağını hiç gizlemedi. Siyonist erk, “Suriye, etnik ve dini yapısına istinaden tıpkı bugün Lübnan’da olduğu gibi birkaç eyalete bölünecek ve kıyıda Şii-Alevi bir eyalet, Halep bölgesinde Sünni bir eyalet, Şam’da kuzey komşusuna düşman olan bir diğer Sünni eyalet olacak ve Dürziler de belki bize ait olan Golan’da, ama mutlaka Horan’da ve Kuzey Ürdün’de başka eyaletler kurulacak. Bu gelişmeler uzun vadede barış ve güvenlik için garantör olacaktır” zihniyetini söylem ve eylemde yaşamaktadır. Varlığını bu stratejiye uygun konumlandırmaktadır.

Öncelik Büyük Şam coğrafyası!

İsrail’in arzuladığı barış, işgal ettiği Filistin ve gasp ettiği Suriye’nin Golan bölgesinin unutulmasıdır. Güvenlikten kastı, arzu ettiği zaman yeni yerleşim alanları kurabilmesi, Filistin toprağını yeni Berlin duvarları ile örmesidir. Tarihin en vahşi toplu katliamlarını yaparak Filistin’den zorla çıkardığı milyonlarca Filistinlinin tekrar topraklarına dönmemesidir. Bölge, terör ve yıkımla didişirken, kendisinin, tarım, yer altı kaynakları, sanayi ve bilim teknolojisi alanlarında rahat ve huzurlu ilerlemesi ve rakipsiz kalmasıdır. Bunun için özellikle Büyük Şam coğrafyasının (Filistin, Lübnan, Suriye, Ürdün, Irak ve Anadolu), iç çatışma, dış müdahaleler ve sürekli krizlerle debelleşen sorunlu ve huzursuz bir bölge olması gerekmektedir.

Vahabi-Siyonist eksen!

İsrail, özellikle Akdeniz ve Negef çölünde keşfettiği gazı bu yıl tedavüle sokacak. Enteresan olan şu ki, Filistin toprağından çıkardığı gazı, Batı Şeria’ya mahkûm ettiği Filistin yönetimine yılda 1 Milyar 200 Milyon dolar karşılığında tedarik edecek. Bilahare, Lübnan ve Suriye’de keşfedilen büyük miktarda gaz havzalarının kullanılmaması için, Suriye ile Lübnan hedef tahtasına konulmuştur. Ayrıca, Suriye’nin, Irak ve İran ile imzaladığı petrol ve gaz anlaşmalarının hayata geçmemesi için bu ülkeye karşı terör ve kirli savaş dayatılmıştır.

Suudi rejimin İstihbarat şefi Bender Bin Sultan, namı diğer Bender Bush, yeni Emevi devleti hayali, İran, Irak, Lübnan ve Suriye düşmanlığı, Suudi petrol ve gazına tehdit olarak algılanan “Şam “ alternatifi, İsrail-Suudi eksenini yaratan önemli bir unsurdur. Vahhabizm ve Siyonizm’in ortak tarihi köklere sahip olması, aralarında mevcut olan işbirliği ve muhabbeti kolaylaştırmıştır.

ABD-İran temasını engellemek için!

Rusya ve ABD’nin (Obama’nın) Suriye meselesinde yakınlaşması ve ABD-İran görüşmeleri her iki tarafı çileden çıkarmıştır. Suudi-İsrail ekseni, Washington ve Tahran arasındaki herhangi bir yakınlaşmayı rayından çıkarmak için hiçbir şeyi esirgemeyecektir. Bu sürecin, Suriye halledilmeden kesintiye uğramasının mümkün olmayacağına inancı egemendir. Bu sebeple, özellikle iki tarafın, Suriye sahasında bütün imkânları ile yer almalarını görmek ve savaşın durmaması için terörü beslemeye devam etmeleri şaşırtıcı değildir. İsrail, Suriye dışında ve içinde mevcut olan El Kaide ve türevleri terör örgütlerine istihbarat, lojistik destek, sahra hastaneler, askeri eğitim ve hassas ağır silahlar sunmaktadır. İletişim teknolojisini kullanarak Suriye ordu birlikleri arasındaki elektronik muhabereyi kesintiye uğratmaktadır. Özellikle Ürdün ve Golan üzerinden Suriye’ye sokulan tekfiri terör gruplarının daha kolay girmeleri için uydu görüntüleri ile güvenli güzergâh ve bölge tespiti yapmaktadır. Terör gruplarının yoğun oldukları mevzileri vuran top ve füze bataryalarına karşı hava saldırısı düzenlemektedir.

rumsfeld suudi istihbarat sefi bender

Bender Bush milyarlarca dolar bütçeyi, istihbarat, silah, medya, fabrikasyon çekimler için Hollywood stüdyoları, intihar saldırıları, suikastlar ve din tüccarların finanse edilmesi için harcamaktadır. Onlarca ülkeden devşirilen binlerce genç ve nafakalarından sorumlu olanların başıdır.

Dini-darların yükselişi!

Bugünkü “Müslüman” toplumların en belirgin özelliği hamasi söylemler ile hareket etmesi, hâsıl olacak daha büyük tahripkâr neticeleri hesaba katmadan ancak “Basra harap olduktan” sonra misali davranmalarıdır. Maalesef, Suudi-İsrail ekseni, nihai amaçları için yalnızca dini-dar “Müslüman” kimlikli grupları değil ama özellikle dini-dar “Filistinlileri” de çok etkin kullanmaktadır. Bir sonraki makalemde, Suriye küresel kirli savaşında kullanılan dini-dar Filistinliler konusunu, üzerinden fırtınalar kopartılan Raml El-Canubi (Lazkiye) ve açlığa mahkûm edilen El-Yarmuk (Şam) Filistin kamplarını masaya yatıracağız. Bir zamanlar, Dünya ve Türkiye devrimcilerinin kampı olan Nahr El-Barad (Lübnan) Filistin kampının tekfiri dini-dar örgütlerin merkezi haline nasıl geldiğini izah edeceğiz.

Mehmet YUVA - 02 Şubat 2014 - Aydınlık

Son Yazılar