deniz yildirim tutuklu gazeteci225

100'süz aydınlar bildirisi!

Her gericiliğin altında imzası olanlar

gerçekte yolsuzluğa karşı mücadelenin öznesi olamazlar. Çünkü rüşvet ve yolsuzluk onların sisteminin kaçınılmaz sonucudur.

Geçen hafta "Yolsuzluğu da Ergenekon'u da aklama" başlığıyla 100 "aydın"ın imzaladığı bildirinin Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) tarafından organize edildiği yazıyordu Zaman gazetesinde. "Yolsuzluk soruşturmasının inanılmaz bir hızla Balyoz ve Ergenekon davasından ceza yiyen darbecilerin yeniden yargılanması tartışmalarına bağlandığı" belirtilmiş metinde. Baskın Oran, Cemal Uşşak, Ferhat Kentel, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Roni Margulies, Cengiz Aktar'ın aralarında olduğu, kendine 'aydın' diyen yüz kişinin imzasını taşıyor.

KCK soruşturmasında, Başbakan'ın danışmanları sayesinde polisin elinden ve tutuklanmaktan kurtulan Prof. Dr. Ferhat Kentel; "Ergenekon'dan medet ummak tehlikeli", Roni Margulies "HSYK değişmesin, darbecilerin hapisten çıkarsa hepimizin hayatları tehlikeye girer" diyerek imza vermişler.

Özgürlük karşıtı aydın olur mu?

İmzaları toplayan DSİP, 2010 referandumunda "evet" diyerek, HSYK'nın cemaate teslim edilmesini desteklemişti. Bu sayede Tayyip Erdoğan'ın balkon konuşmasında övgülere mazhar olan "devrimci" partiydi hatırlayacaksınız.

Cemaatinden, Kürt milliyetçisine; liberalinden, sözde solcusuna böyle bir cepheyi bir araya getiren bildirinin, yolsuzlukla mücadele perdesiyle piyasaya sürülmesi oldukça "manidar" bulunabilir. Ancak hedefinde özgürlükler var.

Toplama kampları davam etsin!

Bu "aydın"larımız aslında neye imza attılar!

- Sahte delille, ayarlanmış savcı ve hâkimle insanlar tutuklansın.

- Sadece gizli tanık ifadesiyle yıllarca hapis cezaları verilsin.

- İsimsiz ihbar mektuplarıyla gece yarısı evler basılsın.

- Terörle Mücadele Yasası'nın ucu açık maddeleriyle gazeteci, yazar, siyasetçi, asker tutuklansın.

- Kumpas kurulsun ama yeniden yargılanma hakkı tanınmasın.

- HSYK cemaatte kalsın.

- Toplama kampları davam etsin.

- Muhalifler bu yollarla sindirilsin ve meydan "liberal kafadarlara" kalsın.

Maskeyi çıkardılar!

Gladyonun "aydın"ı tabiki paralel yapıya inanmayacak. Kendisi de o derin örgütlenmenin düşünsel parçası. Dolayısıyla emniyet ve yargı içine yuvalanan o çetenin cezaevlerinde tuttuğu yurtseverlerin çıkması, bu sözde aydınlarımız için ciddi tehlike görülecek. Orhan Bursalı'nın deyişiyle "yarı özgür ülkenin okumuş ama özgür olamamış beyinleri" bir yandan örtülü soygun düzeninden beslenirken diğer yandan demokrasi maskesi takmışlardı. Şimdi maskeyi çıkardılar. Yazdıkları gazetelere, yaptıklara işlere bakmak bu kanaat için yeterlidir.

Endişe ve panik!

Hiç gerçek bir muhalefet gördünüz mü bu 100 "aydın"dan? Yolsuzluğun üzerine Tuncay Özkan'dan daha mı fazla gittiler? Daha doğrusu bu güne kadar tek satır yazdılar mı bu çürüyen rüşvet çarkını?

Sistemin kalemleri için, yolsuzluğun örtülmesi, bahanedir. Yeniden yargılama meselesindeki bu paniğin sebebi; şimdiye kadar Gladyo'yu gizleme eylemlerine attıkları imzalardır. Arşivler ortada. Yazdıklarından, söylediklerinden utanacakları bir süreç yaşayacağız. Danıştay, Hrant Dink, Santoro, Zirve cinayetlerinin ve sahte delil üreten çetenin polis içindeki paralel izlerinin ortaya çıkması ve aydınlanması korkusu var bu bildirinin arkasında. Özenle inşa ettikleri harami düzeninin yıkılıyor olmasıdır asıl endişe...

Deniz YILDIRIM - 30 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar