kim bu kilicdaroglu3

Y-CHP’nin yeni yöneticileri!

Fethullah gericisini bilge ilan edenler,

tekke ve zaviyelerin açılmasını isteyenler, üniter devlete soğuk bakanlar, BDP ağzıyla konuşanlar, Atatürk’ü katliamcı ilan edenler, ‘Türklük’ kavramını tartışmaya açanlar, ‘Cumhuriyetin bekçisi değiliz’ diyenler ve benzerleri... Hepsi ama hepsi orada, Kılıçdaroğlu’nun en yakınındaydılar.

Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı görevine “CHP’de korku imparatorluğunu yıktık” diyerek başlamasını çok yadırgamış olmakla birlikte, pek fazla önemsememiş, bir tür “dil sürçmesi” deyip geçmiştim.

kilicdaroglu ricciardone sevgisi

YCHP liderinin, daha sonraki söylem ve eylemleri, olayın “ dil sürçmesi” kavramııyla açıklanabilecek kadar basit olmadığını gösterdi.

Kılıçdaoğlu’nun 2011 seçimi öncesinde kurultayın kendisine tanıdığı kendi kadrosunu oluşturma yetkisini, CHP’yi başkalaştırma amacıyla kullandığı görüldü.

YCHP lideri, bir yandan CHP’lileri partisinden tasfiye ederken, öte yandan CHP’ye ve kurduğu Cumhuriyete soğuk bakan kişileri, CHP üst düzey yönetimine getirdi. CHP’yi CHP’li olmayan yöneticilerle doldurdu.

YCHP’nin yeni yöneticileri!

YCHP’nin yeni yöneticileri arasında kimler yoktu ki?

Fethullah gericisini bilge ilan edenler, tekke ve zaviyelerin açılmasını isteyenler, üniter devlete soğuk bakanlar, BDP ağzıyla konuşanlar, Atatürk’ü katliamcı ilan edenler, “Türklük” kavramını tartışmaya açanlar, “Cumhuriyetin bekçisi değiliz” diyenler ve benzerleri... Hepsi ama hepsi orada, Kılıçdaroğlu’nun en yakınındaydılar. İçlerinden birinin CIA ile bağlantılı Stratfor’un TR705 kod adlı elemanı olduğu daha sonra öğrenildi.

sezgin tanrikulu tr705

Başlangıçta, bu kişilerin CHP’nin oyunu artırmak amacıyla partiye alındıklarını sananlar oldu. Kendi illerinden aday olmayı göze alamadıkları için başka illerden aday gösterilmeleri, zihinlerde kuşku yarattı. Demek ki CHP’nin başına getirilen bu beyler, kendi illerinde halk desteğinden yoksun kişilerdi. İstanbul’dan seçtirilen Sezgin Tanrıkulu’nun memleketi Diyarbakır’da CHP sıfır çekti. Tanrıkulu’nun akrabalarının CHP’ye oy vermediğini Diyarbakır CHP milletvekili adayı bir basın toplantısıyla açıkladı. İstanbul’dan aday gösterilen Muhammed Çakmak’ın memleketi Elazığ’da, CHP tek bir milletvekili bile çıkaramadığı gibi oy artışı da sağlayamadı. O halde, bu kişiler CHP yönetimine hangi göz doldurucu özellilikleri nedeniyle getirilmişlerdi?

Bu işlerin içinde “bir kurt yeniği “ olduğu seziliyordu.

BOP kadrosunu CHP’ye atayan merkez!

CHP üst düzey yönetimine getirilen bu bulunmaz Hint kumaşlarının, Türkiye’nin laik düzeninin ve sınırlarının değiştirilmesini öngören Büyük Ortadoğu Projesine sıcak baktıkları, kısa sürede açığa çıktı.

Kılıçdaroğu’nun böylesi bir kadroyu, tek başına, üstelik de kısa sürede, bir yerlerden telkin ya da tavsiye almadan oluşturabileceğine inanmak gerçekten çok zor. Bu noktada akla, ister istemez, CHP’ye kaset operasyonu düzenleyen merkez ile CHP’nin yeni yönetim kadrosunu belirlemede etkili olan merkezin aynı merkez olabileceği kuşkusu geliyor.

YCHP lideri, bir Almanya gezisinde laikliğin tehlikede olmadığını söyleyerek AKP’yi akladı. “Dersim katliamı” için devlet adına özür dileyen Başbakana, “Özür dilemek yetmez, tazminat da ödenmeli” dedi. Böylece, Başbakan CHP’ye bir vururken o iki vurdu. İkisi de “isyan” sözcüğünü ağızlarına almamaya özel özen gösterdi. Onlara göre, ortada isyan misyan yok, havaya uçurulan köprüler, basılan karakollar, Seyit Rıza’nın silahlı çeteleri yok, yalnızca “katliam” vardı.

“Milletvekillerimiz salıverilmeden yemin etmeyiz” dedikten üç gün sonra tıpış tıpış gidip yemin etti, zindandaki vekillerini kendi kaderleri ile baş başa bıraktı. Hiç direnmedi, bir günlüğüne olsun Meclis’i terk etme yürekliliği gösteremedi.

muhammed cakmak chp milletvekili

Fethullah Cemaatini aklama memuru!

Cemaatin yargı üzerindeki etkisi tüm dünyaca bilinirken, “Cemaatin yargıyı etkilediğini söyleyemeyiz” diyerek Gülen Cemaatini temize çıkardı.

Bu Meclis’ten demokrasi çıkmayacağını bile bile, dinci dikta düzenini kalıcılaştırmayı ve özerklik üzerinden bölünmeye kapı aralamayı amaçlayan yeni anayasa için önkoşulsuz masaya oturdu. Direnseydi pek çok şey değişebilirdi.

2011 seçimlerinden bu yana meydana yalnızca bir kez çıktı, Tandoğan’da düzenlediği mitinge miting demeye dili varmadı, her nedense CHP bayraklarının açılmasını istemediği bu mitinge “grup toplantısı” adını verdi.

Türbana özgürlük yarışçısı!

Halkoylaması öncesinde yargı bağımsızlığının önemini vurgulayacağı yerde, Başbakanla “türbana özgürlük” yarışına girdi. Herkesten “hayır” oyu istedi, kendisi oy kullanmadı.

29 Ekim 2012 Ulus Meydanı direnişine istemeye istemeye katıldığı izlenimini yarattı. Öncü olabilecekken artçı olmayı yeğledi.

Topluma “analar ağlamasın” ambalajıyla sunulan İmralı pazarlıkları öncesinde, Başbakana bir kez daha kredi sundu, tutanaklar açıklanınca ağzını açmamayı yeğledi. Gidişin büyük tehlikeler içerdiğini söylemeye dili varmadı. Kendisi susarken Başbakana ısrarla konuş dedi.

Siyaseti Tayyip’e laf yetiştirmeye indirgedi.

Atatürk ve İnönü CHP’sini Dersim’den vurdu!

CHP’nin geçmişine yönelik suçlamalarını “Dersim katliamı”ndan Nazım Hikmet’in hapse atılmasına, Sabahattin Ali’nin öldürülmesine kadar vardırdı. Bir konuşmasında, AKP ile mücadele ederken kendini 1940’lı yılların CHP’si ile mücadele ediyormuş gibi hissettiğini söyledi. Oysa , kötülediği o yıllar, 2. Dünya Savaşının getirdiği büyük sıkıntılar dışında, ülkemiz ve CHP açısından övünç dolu yıllardı.

CHP liderinin “kendi partisinin geçmişini karalayan ilk siyasi parti genel başkanı” olarak dünya siyasi tarihine geçeceği kuşkusuzdur.

Başaramadı; başaramayacağı apaçık ortada. Kurultayı toplayıp, taşımakta zorlandığı görevi kurultay delegelerinin iradesine devrederse, çok yerinde bir iş yapmış olur ve “silik bir siyasetçi” olarak kısa sürede unutulacağına, “dürüst siyasetçi” olarak uzun yıllar takdirle anılır.

Necati CEBE (Eski CHP Milletvekili) - 26 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar