mumtaz idil

HSYK'dan sonra sıra hangi kurumda!

HSYK’nın 22 maddesinde yapılan değişiklikten sonra,

AKP’nin kalan maddeleri “donduruyoruz” demesini CHP demokratik kazanım olarak gördü. Demokratik kazanım ne peki, diye CHP yönetiminden birini çevirip sorsanız, “yasayı dondurdular ya” diyecek.

Adalet Akademisi gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın gelecekteki hukukçularını yetiştirecek kurumun AKP zihniyetinde hukukçu yetiştirmesini kabul eden CHP, yasanın dondurulmasını “demokratik kazanım” görüyor, nasıl oluyor bu?

Bekir Bozdağ’ın, arka planda Recep Tayyip Erdoğan’ın isteği, hakimler ve savcıların keyfi atanmalarının sağlanması, kurulun bağımsız hareket etmesinin engellenmesi gibi konularda tek yetkili olmak istemeleriydi. HSYK 1. Dairede yaptıkları hakim değişikliğiyle bu olanağı ele geçirdiler. Artık yasanın Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp onaylanmaması da sorun değil. Cumhurbaşkanı onaylarsa, muhalefet de Anayasa Mahkemesi’ne başvurursa yasa iptal edilecek, ama bu arada Bozdağ da istediği atamaları gerçekleştirecekti. Hep ağızlarda dolaşan da, Anayasa’nın geriye doğru çalışmamasıydı. Yani atamalar atandığı yerde kalacaktı. Geri dönüşü olmayacak, artık yasanın çıkmasına da gerek kalmayacaktı. Ama arada küçük bir pürüz söz konusuydu: Ya Abdullah Gül veto ederse? Bunu engellemenin yolu yine yasa üzerinde küçük oynamalarla halledildi.

ABDULLAH GÜL'ÜN ELİNİ RAHATLATTILAR!

Şimdi artık HSYK yasasının kalan maddelerini dondursalar ne, dondurmasalar ne. Aslında dondurmakla büyük akıllılık yaptılar ve Cumhurbaşkanı Gül’ün de elini rahatlattılar. Şimdi bu haliyle köşke gidecek bir yasanın Gül tarafından veto edilmesi söz konusu bile olamaz. Sizin muhalefetiniz bunu “demokratik kazanım” sayarken, AKP eğilimli Abdullah Gül’ün yasayı veto etmesi beklenebilir mi? Muhalefete rağmen muhalif olması olabilir mi?

Zaten bu yüzden HSYK değişikliği bir temel yasa tasarısı olarak gelmedi meclise, AKP’li milletvekillerinin teklifi olarak geldi. Teklifin de temel yasa olarak görüşülmesine karar verildi. Eminağaoğlu bu konuda şöyle diyor: “Milletvekili yasa teklifini AKP donduramaz. Yöntem içtüzükte çok açık! Hükümet, TBMM'ye de mi hükmediyor! Bu Davranış TBMM'ye yönelik Bir Saldırıdır ve C. Çiçek Bu Saldırıya Dur Diyemiyor!” CHP’nin TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e bu konuyu sert bir üslupla haırlatması gerekiyor, ama boşuna beklemeyin. TBMM İç Tüzüğü’ne göre hükümet sahip olmadığı, yani tasarı olarak getirmediği teklifi geri çekemez. İç tüzük filan da mı okumuyorlar? AKP milletvekillerinin verdiği yasa teklifini temel yasa olarak görüşme kararı aldılar. Tasarı olsaydı, her madde üzerinde tek tek konuşulacaktı, ama temel yasa olması halinde 30’ar bölümler için toplam bir konuşma yapılıyor. Madde madde konuşulsa, CHP’nin Meclis’i çalışamaz duruma getirme, tıkama ihtimali vardı, ama bunu “memleketin ari menfaatleri adına” olsa gerek yapmadılar. Hiç olmazsa Danıştay’ın verdiği “eğitim yürütmenin emrinde olamaz, tek tip yargıç yetiştirilemez” kararına sahip çıksalardı.

SIRA NEREYE GELDİ!

Akıl tutulması bu.

Ya da başka şeylerin tutulması, bilinmez.

Sırada Yargıtay’da yapılacak değişiklik var. Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun söylediği gibi Adalet Akademisi’nde yapılan değişiklikle HSYK’da yapılan değişiklik bu kurumu resmen fişleme merkezi haline getiriyor.

Öte yandan bir de fezleke konusu var. Bakanlar hakkında soruşturma için fezlekeye gerek yok. Anayasa’nın 100. Maddesine göre başbakan ve bakanlar hakkında soruşturma açılması için TBMM üye tamsayısının onda birinin vereceği önerge yeterli oluyor. Yine İç Tüzüğün 107. Maddesi şöyle:

MADDE 107– Görevde bulunan veya görevinden ayrılmış olan Başbakan ve bakanlar hakkında Meclis soruşturması açılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin vereceği bir önerge ile istenebilir.

Artık bu ülkede herkes kendi hukukunu yaratma yoluna gideceği, genel hukuk kurallarına uymayanların bu davranışları içtihat kabul edileceği için, hukuk bilgilerimizi artırmakta sayısız yarar var.

Mümtaz İDİL - 26 Ocak 2014 - Odatv

Son Yazılar