kilicdaroglu abd ziyareti2

ABD ve AB’nin CHP projesi!

Kılıçdaroğlu ve CHP’nin Sosyal Demokrat liberalleri,

özellikle Obama’nın ikinci kez seçilmesinden sonra kendilerine vazife çıkardılar. Bu ‘vazife’ çerçevesinde, iktidara gelme hayalleri kurdular.

Kemal Kılıçdaroğlu ve liberal kurmayının “Ricciardone- Fethullah ipine tutunarak iktidar olma” hayali, iki teze dayandırılıyor.

1. ABD ve hâlâ denetiminde olan AB, Tayyip Erdoğan’dan vazgeçti... Tayyip’in kullanım süresi artık doldu.

2. AKP iç çelişmeleri nedeniyle son iki yıldır tek bir parti olmaktan çıktı, bir iktidar bloku haline geldi. ABD ve AB bu blokun Tayyip kanadından vazgeçiyor. Bu kanattan boşalan yeri CHP doldurabilir. Tabii ki bunun için, Tayyip’i iktidara taşıyan ve bugün de ondan vazgeçen güçleri CHP’ye şans tanıma konusunda cesaretlendirmek gerekiyor.

Açıklayalım...

Projenin dayanakları!

Kılıçdaroğlu ve kimi Amerikancı, kimi AB’ci liberal kurmaylarına bakılırsa, ABD, Obama ile birlikte BOP’dan da Türkiye ve Ortadoğu’daki BOP Eşbaşkanlarından da vazgeçti. Bu durum, Türkiye’deki Eşbaşkan Tayyip Erdoğan’ın, üstlendiği rol ya da siyasi misyonu bakımından çizgi dışına düşmesi demektir. Tayyip Erdoğan’ın Suriye cephesinde El Kaide’yi desteklemesi, İran’ın petrol satış paralarının transferine -rüşvet karşılığı da olsa- aracılık etmesi, Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) girmeye ve Çin’den füze almaya kalkışma şantajları, onun ABD ve NATO çizgisi dışına düşmesinin göstergeleridir.

Vazife çıkarma ‘başarısı’

Kılıçdaroğlu ve CHP’nin Sosyal Demokrat liberalleri, özellikle Obama’nın ikinci kez seçilmesinden sonra, yani 2013 yılının başından beri, bu tablodan kendilerine vazife çıkardılar. Bu “vazife” çerçevesinde, ABD ve onun Türk devleti içine yuvalandırılmış aletinin desteğini alarak iktidara gelme hayalleri kurmaya başladılar.

Bu hesapların sonucu olarak, 2013 yılı içinde Kılıçdaroğlu ve ekibi ile ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone arasındaki karşılık ziyaret ve görüşme trafiği yoğunlaştı. Yoğunlaşan bu ziyaret trafiğinde Ricciardone, Kılıçdaroğlu ve liberal ekibini, ABD’de görücüye çıkma ve hazır oraya gitmişken Fethullah cemaati ile aracısız görüşme konularında “cesaretlendirdi”. 2013’ün son ayında yapılan bu ziyaret, belirlenen hedeflerine vararak “başarılı” bir şekilde gerçekleşti. Kılıçdaroğlu bu gezide, ABD’nin duymak istediği mesajları, her türlü kuşkuyu bertaraf edecek şekilde üstüne basa basa verdi:

“CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ABD ziyaretinin üçüncü gününde, Washington’daki Brookings Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, Çin’den alınması gündeme gelen füze sistemlerinin Türkiye ve ABD arasında kriz yarattığı bir dönemde ‘NATO ittifakını önemsiyoruz. Türkiye ittifaklarına sadık bir ülkedir. Türkiye’nin yeri Batı’dır’ dedi.”

Kılıçdaroğlu’nu cesaretlendirme!

Ricciardone’nin bu gezi öncesi yaptığı “cesaretlendirme” nin etkisi bununla da sınırlı kalmadı. Kılıçdaroğlu ve CHP heyetinin bu geziye özel olarak götürülmüş Fethullahçı mensupları, Fethullah’ın kendisi ile değil, ama özel temsilcileri ile bir “iş yemeğinde” bir araya gelerek aracısız görüştüler. Görüşmelerden sonra CHP liderliğindeki “Yeni CHP” takımının umutları ve hayalleri daha da arttı. Özellikle Tayyip Erdoğan’ın kullanım süresinin dolması ihtimaline göre ondan boşalacak yeri doldurmaya dönük hazırlıklar ve hazırlıkların mesajını veren çıkışlar artırıldı.

Mustafa Sarıgül’ün İstanbul Belediye Başkanı adaylığına, eğer kazanırsa Kılıçdaroğlu’nu koltuğundan edeceği biline biline, bir de bu hesap sonucu razı olundu. Çünkü, Sarıgül’ün, “Gül-Gülen-YCHP” koalisyonundaki yeri, “3 Gül” projesi çerçevesinde, Kılıçdaroğlu’ndan daha önde gelmekteydi. Ayrıca, Tayyip Erdoğan modeli anımsatılarak, Sarıgül’ün İstanbul üzerinden “Ankara’yı fethedeceği” hayalinin yayılması, AKP’den kurtulmak isteyen kitleleri avlamada etkili bir propaganda aracı oluyordu.

Aslında CHP’nin “Yeni CHP” inşa eden liderliğini, “sıra bize geldi” hayali konusunda umutlandıran ve cesaretlendiren kendi teorisyenleri de var. Hatta bunlar içinde, CHP’nin geleneksel kadrolarından gelenler de var. Örneğin, Kılıçdaroğlu yönetiminin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, bir süreden beri, dünya kapitalizminin merkezlerinde, artık vahşi/başıboş serbest piyasa ekonomisinden “kontrollü piyasa ekonomisi”ne dönülmesi kararı verildiğini ve bu modelin Türkiye’deki savunucusunun da CHP olduğu tezini işliyor. Kemal Derviş de, bu “yeni” misyonun temsilcisi olarak CHP’nin ekonomi kurmaylığına davet ediliyor.

Kılıçdaroğlu ve ABDFethullah desteğinin bedeli!

Tabii ki, ABD ve Fethullah desteğini almanın da bir bedeli olacaktı. O bedel en başta, Tayyip Erdoğan’a yüklenen ve onun henüz (ya da hâlâ) yapıp tamamlayamadığı görevlerin yerine getirilmesinde rol üstlenmekti.

İkinci olarak, 1990’lardan beri devlet içinde yuvalanmakta olan ve bu yuvalanmada orantısız güç toplamış F takımına, devlet içindeki gücünü korumada güvenceler vermekti. Fethullah takımı, AKP iktidarında devlet içinde yuvalanmada büyük yığınaklar yapmıştı.

Ergenekon-Balyoz-Poyrazköy- Askeri Casusluk tertipleri sınavında parlak başarılar gösteren F takımı, bu güçlenmeden ve başarılarından aldığı cesaretle, son iki yıldır Tayyip Erdoğan’dan, Emniyet ve Yargı’dan sonra devletin yeni birimlerinin de, örneğin MİT’in de kendisine verilmesini istemişti. İki yıldır önce alttan alta süren, son aylarda ise açıktan yürütülen ve kılıçların ölümüne çekildiği kavga, Tayyip Erdoğan’ın buna razı olmaması üzerine patlamıştı.

‘Hoşgörü’nün CHP’yi iknası!

“Hizmet hareketi”, Tayyip Erdoğan’ı bugüne kadarki “hizmetleri karşılığı” tezi ile “ikna” edemeyince, çok iyi bildiği, adeta ustası olduğu ikinci “ikna” yöntemini devreye sokmada tereddüt etmedi. Balayı günlerinden beri doldurmakta olduğu Tayyip ve ekibinin “kara kutusunun” kapağını araladı. CIA eğitimli F takımının “ikna” ya da tuzağa düşürmedeki birinci yöntemi, bilindiği gibi, baldan da “tatlı” dilleri, “hoşgörü” ve “demokrasi” şampiyonluğu ve “hizmet” ya da “yardım” melekliğidir.

Fethullah takımının Tayyip Erdoğan’a ABD’nin izni olmadan “hodri meydan” demesinin mümkün olmayacağını bilen CHP’nin liberal liderlik ekibini, F tipi tertip ekibinin bu “hodri meydan” hamlesi müthiş heyecanlandırdı. Kendilerini Ricciardone ve Fethullah’a beğendirme bakımından ayaklarına gelen “gol fırsatı”nı değerlendirmek için harekete geçtiler. Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan ve ekibi hakkında 17 ve 25 Aralık operasyonlarını başlatan F tipi polis, savcı ve hâkimlerin avukatlığını üstlendi. F tipi kadroyu savunmada işi, Ergenekon-Balyoz tertiplerinin baş uygulayıcısı ve mesleki kariyerini bu tertiplerdeki rolüyle yapmış savcı Zekeriya Öz’ü açıktan ve kimsenin cesaret edemeyeceği kadar yüksek perdeden sahiplenmeye vardırdı.

F tipiyle ittifak ve İP’yi suçlama!

Kılıçdaroğlu ve çevresi F tipi çeteyi sahiplenme ve savunmada bu kadarla da yetinmedi. Fısıltı gazetesi yoluyla, Tayyip Erdoğan’ın ayyuka çıkmış yolsuzluklarına karşı mücadelenin, F tipi çeteye karşı mücadeleyi gölgelememesi gerektiğini söyleyen İP’yi, “Tayyip Erdoğan’la ittifak” yapmakla suçladı. Böylece, yolsuzluk operasyonlarının aynı zamanda kavganın gerçek nedenlerinin perdesi olduğu gerçeğini de gizlemeye çalışan bir tutuma girdi.

Öteden beri yolsuzluklara karşı en büyük mücadeleyi kendisinin yürüttüğü iddiasında olan ve bu rolle ünlenen Kılıçdaroğlu, ne CHP’de Baykal’ın bu konudaki yardımcısı iken, ne de Genel Başkan olduktan sonra, örneğin Tayyip Erdoğan’ın “Üçe kapatın” yolsuzluğunu ağzına almadı. Son bir yıl içinde üstünkörü söyleyip geçtiği birkaç kez de konuyu Meclis’e getirmek, bir soru önergesi vermek veya verdirmek konusunda parmağını oynatmadı. Üstelik, tam da bu yolsuzluğu kamuoyuna duyurdukları için Ergenekon tertibine dahil edilerek 4 ve 2 yılı aşkın süredir esir tutulan Aydınlık eski Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım ile Ulusal Kanal eski Genel Yayın Yönetmeni Turan Özlü’nün de tahliye olmalarını sağlayacak Metin Feyzioğlu girişimini baltalayan çıkışlar yapıyor.

1 Milliyet, 3 Aralık 2013 (Washington muhabiri Pınar Ersoy’un haberi) ve aynı tarihli diğer gazeteler.

2 Faik Öztrak: “Sıcak para hükümetleri dönemi bitti- Şimdi yeni paradigma, kontrollü piyasa ekonomisi... Bu modelde üretim ve paylaşım önemli... İyi örgütlenmiş işgücü piyasasına da önem veriliyor. Artık bu yeni paradigmaların iktidarları dönemi başlıyor... Çin gibi değil, Almanya gibi olacağız”, 22 Eylül 2013, Aydınlık (Mustafa Ketenoğlu söyleşisi).

3 Bkz: 10 Ocak 2014 tarihli gazeteler: “Kılıçdaroğlu’ndan Zekeriya Öz’e destek”:”Partisinin Bursa belediye başkan adaylarının tanıtımında konuşan Kılıçdaroğlu, yolsuzluk operasyonları konusunda hükümeti eleştirirken, ‘Zekeriya Öz, uzun yıllar devlete hizmet vermiş bir savcı, yalan söylemesine gerek yok. Zekeriya Öz, Başbakan iki kişiyi gönderip beni tehdit etti diyorsa, büyük bir olasılıkla doğrudur’ dedi.”

YARIN: ABD’nin Tayyip’e seçenek planında YCHP’nin yeri!

(İP Genel BaşkanYardımcısı)
Arslan KILIÇ - 24 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar