ufuk soylemez225

'Ardamarları' çatlamış ama 'Toplardamarları' maşallah!

17 Aralık'tan bugüne, ortaya saçılan yüzkızartıcı,

görülmemiş boyut ve pervasızlıktaki rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, iddianameleri, fotoğrafları, tapeleri, belgeleri vb. tüm kamuoyuna büyük bir şok yaşatıyor.

Mahdumlarıyla, bacanaklarıyla aile boyu, kabine boyu rezaletin, utanç verici ilişkilerin ve kirli para trafiğinin öznesi olanların, nasıl bir pişkinlikle zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalıştıklarını dünya alem ibretle izliyor.

10 yıldır etle - tırnak oldukları, emniyet ve yargı başta olmak üzere devlette yuvalanmasına tam destek oldukları, cemaat görünümlü F- Tipi silahlı terör örgütünü, kendi nasırlarına bastığı için feryat - figan suçlayarak bu asrın yolsuzluğundan sıyrılabilmeye çalışıyorlar.

Ne yapsalar nafile. Emperyalizmin güdümünde, her konuda gayrı milli politikalarla, bölücülüğe ve gericiliğe hizmet eden, mezhep çatışmalarına TIR'larla cephane taşıyan, partizan, kayırmacı, laiklik ve Cumhuriyet karşıtı iktidar zihniyeti, çırpındıkça batıyor, Anayasal suçları ardı ardına işlemekten kaçınmıyor.

Cemaat görünümlü F - Tipi silahlı terör örgütüne karşı ise bağırıp - çağırmaktan başka yapabildikleri tek şey, polis müdürleri ve savcıların görev yerlerini değiştirmekten, bir odadan öbür odaya tayin etmekten öteye gitmiyor, gidemiyor.

"İnlerine gireceğiz " haykırışları, 40 günden beri içi boş bir tehditten öteye gidemiyor.

Oturdukları koltukların altının pislikle, yolsuzlukla, ihanetle, işbirlikçilikle dolu olduğunu iyi biliyorlar. O nedenle yapıştıkları koltuktan ve iktidardan kalkmamak için, gözlerini kırpmadan rejimle oynuyor, devleti, parti devleti yapmaya çalışıyorlar. Yavuz hırsız misali söylemlerden hiç çekinmiyorlar.

Öyle pişkinler ki, PKK / ABD siparişi olan sözde "sivil", özde ise "bölücü" bir Anayasa yapılmadığı için bu olaylar oluyormuş gibi sıkılmadan demeçler bile veriyorlar.

Yani bölücü Anayasa yapılabilseydi, "kutulama" ve "mahdumlamalar" ortaya saçılmayacaktı demeye bile getiriyorlar.

Yani, alenen milletin zekasıyla alay ediyorlar.

Ne diyelim, pes artık!

Geçen gün hukukçu ve parlamenter olan değerli bir dostuma "bunların herhalde ardamarları çatlamış olmalı" dedim.

O da çok güzel bir cevap verdi.

"Ufuk bey, ardamarları çatlamış ama toplardamarları iyi çalışıyor maşallah"

İşte bir cümle ile bunların hali pür melalleri ancak bu kadar güzel ve özlü anlatılabilir.

Bilmem sizler ne düşünürsünüz?

MİLLİ MERKEZ ne yapacak?

Yaklaşan yerel seçimler nedeniyle, Milli Merkezin yerel seçimlerdeki tavrı ve ne yapacağına ilişkin çok sayıda soruya muhatap oluyorum.

Daha önce de yazdığım üzere, Milli Merkez, sağ - sol demeden, parti ayrımı yapmadan, "Atatürk'te Birleştik" şiarıyla bir araya gelen Atatürkçü, Cumhuriyetçi, yurtsever ve demokratların, öncülüğünü yaptığı, partiler üstü demokratik bir Kuvayı Milliye hareketidir.

Milli Merkez, yüzde yüz yerlidir, yüzde yüz millidir. Hiçbir güç ve çıkar odağıyla ilgisi yoktur. Hiçbir parti, dernek vb.'nin arka bahçesi de değildir.

Milli Merkez yönetimini oluşturan öncü aydınlar, biraraya gelerek, milli bir duruşla, ulusal çıkarlarımıza sahip çıkmanın kaçınılmaz milli bir görev olduğunu düşünmektedirler.

Milli Merkezin yönetimini oluşturan; Demokratik merkezin yani Merkez sağın Atatürkçü - Cumhuriyetçi öncüleri Sn. Hüsamettin Cindoruk'un temsiliyle, Cumhuriyetçi merkezin yani merkez solun Atatürkçü Cumhuriyetçi öncüleri Sn. Ali Topuz'un şahsında, Emek cephesinin öncüleri ise Sn. Doğu Perinçek'in önderliğinde ve olağanüstü fedakar ve sorumlu birer tutumla, biraraya gelmeyi başardılar.

26 aydır 217 il - ilçe ve beldede 200 bine yaklaşan yurttaşın gönüllü katılımlarıyla, önce bölünme Anayasası masasını deviren milliciler, şimdi de "Atatürk'te Birleşenlerin, Sandıkta da birleşmesine" gayret etmektedirler.

Siyasi tarihimizde eşi görülmemiş olan, bu milli demokratik oluşumu, rakip ya da hasım olarak gören, sabote eden ve / veya sansür edenler, hem tarihimize hem de milletimize karşı büyük bir vebal altına gireceklerdir.

Milli Merkezin seçimlerde tek bir partiyi kayıtsız şartsız desteklemesi, yerel seçimlerin doğası gereği mümkün ve kolay değildir.

O nedenle, yerel seçimlerde bölücü - gerici iktidara karşı o yerel birimde, kazanma şansı en yüksek olan Atatürkçü - millici - yurtsever adayın desteklenmesi, Milli Merkezin prensip kararıdır.

Bu adaylar CHP'den de, İP'den de, MHP'den de, DP'den de, hatta bağımsız olarak da aday olmuş olabilirler.

Önemli olan ''Atatürk'te Birleştik'' diyenlerin, sandıkta da birleşmelerini sağlayabilmektir.

Milli Merkez yerel seçimlere bu anlayışla bakmaktadır. Bu konuda gelen çok sayıda soruya da cevap vermiş olduğumu düşünüyorum.

Genel seçimlerde ne yapılması gerektiği konusu ise akılcı, yapıcı, kapsayıcı çözümler üzerinde hep birlikte konuşup, uzlaşmayı gerektiriyor. Bugün için erken.

Elbette çaresiz ya da umutsuz değiliz.

Ne demişler, ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız...

Ufuk SÖYLEMEZ - 23 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar