apo hangi orgutun sirdasi225

Paris cinayetleri ve PKK'da MİT açmazı!

Paris'te bir yıl önce örgütün dernek binasında öldürülen

PKK'lı üç kadın cinayetiyle ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor. Cinayetin katil zanlısı olarak olayın hemen ardından tutuklanan Ömer Güney'e ait olduğu iddia edilen ses kaydı ve bir gün sonra MİT'e ait olduğu iddiasıyla servis edilen belge, Ankara'da olduğu kadar PKK içinde de kafa karışıklığı ve tartışmaya yol açmış durumda.

Ses kaydı ve belge, eğer doğruysa, Ömer Güney'in MİT elemanı olduğunu ve Teşkilat'ın talimatıyla cinayetlerin işlendiğini ortaya koyuyor. MİT, konuyla ilgili açıklama yaptı, fakat “belge bize ait” demedi. Tam tersine, MİT içinde konuyla ilgili soruşturma başlatıldığı belirtilen açıklamada, “Söz konusu yayınların, Çözüm Süreci’nde aktif rol üstlenen Teşkilatımızı yıpratmaya ve bu süreçte görev alan personeli deşifre ederek görevlerini yapamaz hâle getirmeye yönelik bir operasyon olduğu değerlendirilmektedir” ifadesi daha fazla kafa karıştırdı. Sözkonusu belgede Ömer Güney ile irtibatlı gösterilen 4 MİT görevlisinin adı vardı.

PKK çevreleri ise, ses kaydının Ömer Güney'e ait olduğunu kesin olarak teyit ettiklerini açıkladı.

PKK yönetimi, MİT'i değil Cemaat'i suçluyor!

Olayın ilk günlerinde örgütün yayın organlarında okun sivri ucunu Fethullahçılara yönelten yazılar ayınlanmıştı. Cinayetlerin faili olduğu ileri sürülen Ömer Güney'in ortaya çıkan ses kaydı ve MİT belgesinin ardından ise, çelişkili değerlendirmeler dikkat çekiyor.

Abdullah Öcalan, olayın ardından ilk günlerde Fethullahçıları suçlayan ve Hakan Fidan ile MİT'i savunan açıklamalar yaptı: “Sterk (PKK'nın televizyonu), ‘MİT kaynaklı’ demiş. Mümkün değil ama düşüneceksin. Milyonda bir de olsa düşüneyim, MİT var mı? MİT de şaşırdı. Demek ki darbe (7 Şubat 2012'de Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılmasını kastediyor) hâlâ devam ediyor.” (Milliyet, 28 Şubat 2013, İmralı Görüşmesi tutanağı).

Öcalan'ın bu değerlendirmesi nedeniyle bütün PKK/BDP yöneticileri MİT'i aklama yarışına girdi. Gültan Kışanak, “Paris cinayetini paralel devlet işledi, MİT üzerini kapattı” diye yorumluyor. (ANF, 8 Ocak 2014).

Ortaya çıkan ses kaydı ve belgeden sonra da aynı tutumun dikkat çektiği görülüyor. Selahattin Demirtaş ise, “Ömer Güney Türkiye ile bağlantılıdır. MİT içerisinden bir kanatla da bağlantılı olabilir. Destek almadan yapması imkansızdır. Ama bu mevcut müsteşarın bilgisi dahilinde yapıldı mı? Bu konuda emin değiliz” diyor. (Aydınlık, 16 Ocak 2014)

PKK'nın Avrupa'daki yayın organı Yeni Özgür Politika'da Hüseyin Ali imzasıyla “Paris Katliamı AKP-Fethullah ortaklığında yapıldı” başlığıyla yayınlanan yazıda şöyle deniyor:

“Bu katliamın içinde Fethullahçıların da olduğu, MİT’in bu planlamada yer aldığı, hükümetin de bilgisi, kararı ve onayıyla olduğu doğrudur. Ancak Fethullahçılar siyasi sorumluluk ve karar mercinde olmadığı için bu çatışma içinde AKP’yi daha fazla sıkıştırmak için bu ses kaydı ve bilgileri sızdırmışlardır. Bu olayla ilgili gerçeği böyle görmek gerekmektedir.” (ANF, 17 Ocak 2014)

“Çözüm sürecini hedefleyen hamleler”

Belge ve ses kaydı ilk çıktığında ise, PKK çevrelerinde popüler yazarlardan Cahit Mervan, kuşkuyla yaklaşmıştı. Mervan, ses kaydı ve belgenin Fethullahçılar tarafından servis edildiğini savunuyor ve bunun amacını “Gülen cemaati ses kasetlerini ve bazı ‘belgeleri’ dolaşıma sokarak Kürtleri Roboski ve Paris katliamları üzerinden hükümetin karşısına dikme ve savaştırmak için kendince ‘akıllı’ hamleler yaptığını düşünüyor” diye yorumluyor. (ANF, 16 Ocak 2014)

Mervan, yazısı boyunca Fethullahçıları hedef alıyor ve esas kaygısını şöyle ifade ediyor:

“çözüm sürecini hedefleyen yeni hamleler kapıdadır. Paris cinayetine ilişkin ses kaydını pazara sürenler, hiç kuşkunuz olmasın yarın, öbür gün İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile devlet heyeti arasındaki görüşmenin ses veya görüntü kayıtlarını sızdırtabilirler.”

Özgür Politika: “Olayı MİT'in üzerine yıkmıyoruz”

PKK yayın organlarında Paris cinayetleriyle ilgili çıkan yazılarda esas olarak bu yaklaşımın hakim olduğuna dair birçok başka örnek verilebilir. Bunlardan birisi de, 2011'de Devrimci Karargah davasından yakalandıktan sonra MİT görevlisi olduğunu açıklayan ve serbest kalan Murat Şahin'in anlatımları hakkındaki değerlendirmeler. Şahin, serbest kaldıktan sonra yaşadığı İsviçre'ye gitmişti. Paris cinayetlerinin hemen ardından PKK'nın televizyon ve ajansına konuştu ve Ömer Güney'in kendisiyle aynı birimde çalıştığına dair açıklamalar yaptı. Şahin, Ankara'da MİT'in sol örgütlere bakan tepe yöneticisi olduğunu iddia ettiği “teyze” kodlu bir kadının kendisine Ömer Güney'in fotoğrafını gösterdiğini iddia ediyordu. Şahin'in bu anlatımlarını Yeni Özgür Politika gazetesi şöyle yorumluyordu:

“ (Murat Şahin) 'Teyze”nin Ömer'i bir şekilde tanıdığını, MİT’in bir biriminin Ömer’i bildiğini ama ilişkilerinin nasıl, ne düzeyde olduğunu bilmediğini söylüyordu. Eğer biz de Türk basını gibi olsaydık bunu bir fırsata dönüştürüp olayı MİT, devlet vb. üzerine yıkma çabasına girerdik.
Gazetem de biz de bu konuda çok dikkatliyiz. Zira işin içinde çok farklı şeylerin çıkabileceğini, özellikle yönlendirmelerden uzak duracağımızı kararlaştırmış durumdayız.” (Ali Özşerik, 2 Şubat 2013)

PKK'ya sorular!

Öcalan'ın talimatıyla bütünüyle “çözüm süreci” adını verdikleri Erdoğan (Hakan Fidan)-Öcalan görüşmelerine angaje olmaları, PKK yöneticilerine Sakine Cansız ve arkadaşlarının infazıyla ilgili çelişkili açıklamalar yaptırıyor. Paris cinayetleriyle ilgili PKK'nın yanıtlaması gereken çok soru var. Ancak şimdilik şu üç soruyu soralım:

PKK yöneticilerinin olayın ardından yaptıkları açıklamalarda, Ömer Güney'in, Kurtlar Vadisi hayranı, BBP taraftarı veya Fethullahçı eğilimi gibi özellikleri vurgulanıyor. Güney bu özelliklerine rağmen, PKK'nın Fransa'daki en önemli derneğinde en kilit noktalara girebilecek bir üye statüsü nasıl kazanmıştır? (Bilinmiyordu denemez, çünkü ev arkadaşı da aynı dernekten ve olayın ardından PKK yayınlarında çıkan açıklamalarında bu tür özelliklere sahip olduğunu vurguluyor. Güney'in bu özellikleri, Öcalan'ın eski karısı Kesire Yıldırım'ın MİTçi olduğu iddia edilen babasıyla ilişkisini açıklarken yaptığı “Biz MİT'i kullandık, MİT de bizi kullandı” sözlerini hatırlatıyor.)

Paris'te öldürülenler için tantanalı gösteriler düzenleyen PKK, kendi mekanında işlenen bu cinayetler için topu neden sürekli olarak Türkiye ve Fransa'ya atıyor? PKK, kendi araştırmasında elde ettiği bulguları kamuoyuyla neden paylaşılmıyor?

Sakine Cansız'ın örgüt içindeki konumu ve Erdoğan-Öcalan görüşmelerine itiraz ettiği yönündeki iddialar konusunda neden herhangi bir açıklama yapılmıyor?

Öcalan'ın “Hakan Bey'i yalnız bırakmamak gerekir” değerlendirmesi, Paris cinayetleri için de mi geçerli?

Fikret AKFIRAT - 20 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar