bessam abdullah225

Erdoğan'a sürpriz: Esad kalıyor!

Suriye'ye dayatılan kirli savaşın ilk gününden itibaren,

Sayın Erdoğan ve Hariciye Nazırı Davutoğlu'nun sakız gibi çiğnedikleri en meşhur ibare: "Esad'ın günleri sayılı. Hemen bırakmalı" sözüdür. Bu sözü Obama ve Batılı dostlarından ödünç aldılar. Batı'nın kudretine secde etmiş olanlar, Libya, Tunus ve Mısır örneklerinin Suriye için uygulanabileceğini sandılar. Kriz bölgelerinde meselenin "kişiselleştirilmesi", halkın önderlerinin sistemli bir saldırıya maruz kalmaları, halkın iradesini kırmak ve teslim almak için bilinçli olarak tedavüle sokulan bir psikolojik harp yöntemidir. Burada en bariz mesaj şudur: Liderinizden feragat etmez onu desteklemekten imtina etmezseniz, o zaman ağzı salyalı, hipnoz olmuş 'mücahitlerin' satırlarına maruz kalırsınız, evleriniz talan edilir, namusunuz kirlenir, ülkeniz tahrip edilir...

'Basra harap olduktan sonra...'

Bu hususu Milosoviç (Yugoslavya), Saddam (Irak), Bin Ali (Tunus), Mübarek (Mısır), Ali Abdullah Salih (Yemen) ve Kaddafi (Libya) örneklerinde çok net yaşadık. Nihai amaç "diktatör" olarak tecrit ettikleri lideri saltanattan uzaklaştırmak ve ülkeyi arzu ettikleri gibi talan etmektir. Lider'i bertaraf ederken kullandıkları "demokrasi", "reform" ve "ekonomik refah" ülkeyi yağmalamak için kullanılan etkili araçlardan ibaret olduğunu, "Basra harap olduktan sonra" misali geç idrak ederiz. Bu tamahlarını gerçekleştirmek için Batı, dünyanın en sefil, en ahlaksız, en anti-demokratik ve en harami şahıs, parti ve hükümetleri kullanır.

Bu kirli savaşta kullanılan ikinci etkili yöntem, her şeyden Lider'i sorumlu tutmak ve olanı olmayanı sırtına yüklemektir. Yani 'Lider'i' "şeytanlaştırma" üslubunu tedavüle sokmaktır.

Suriye halkı sahip çıktı mı...

Suriye sahasında Batı ve mahalli uşaklarının bu yöntemleri fayda sağlamadı. Bunun tek sebebi, Esad'ın muazzam bir halk desteği ve sevgisine sahip olmasıdır. Suriye ordusu, polisi, güvenlik kurumları ve sivil devlet bürokrasisi Esad'ın liderliğini canı gönülden desteklemektedir. Milli irade Esad için çelikten kalkan olmuştur. Bu sebepledir ki, yıllarca dünyanın en cani ve harami şebekeleri, hükümetler, en gelişmiş silahlar, askeri eğitim, üs, lojistik destek ve istihbarat desteğine rağmen dayatılan bu uluslararası kirli savaşı kaybetmişlerdir. Esad'ın kalması veya gitmesi Obama, Hollande, Erdoğan, Suudi Kralı veya şürekâlarının iradesinde değildir. Suriye halkını kimin yöneteceği ancak onun kararı ile olur. Suriye'nin varlığını garanti eden en önemli unsur bağımsızlığı, egemenliği ve özgür iradesidir. Arzu ettiği ülkelerle karşılıklı muhabbet ve çıkar temelinde ilişki ikame eder. Ancak dostlarına karşı latif ve yumuşak, her daim onların yanında duran ama kendisine ve dostlarına ihanet ve düşmanlık edenlere karşı keskin kılıç gibidir. Suriye'ye dayatılan kirli savaşın Rusya gücünün yükselen bir döneminde hâsıl olması Suriye'ye ayrı bir kuvvet kattığı gibi Suriye'de Rusya'nın uluslararası gücüne güç katmıştır.

Tek çözümü askeri çözüm olarak görmedi...

Esad'ın akıllı ve diplomasi lideri olduğunu gösteren en önemli delil iç politikada her alanda askeri kuvveti çözüm olarak görmemiş olmasıdır. Altı kez genel af ilan ederek, her daim diyalog kapısını açık tutarak ve bu zor istisnai koşullarda bile reformlar yaparak ülkeyi daha büyük yıkım ve kaoslardan nasıl koruyabileceğini bilen bir lider olduğunu da göstermiştir. Dediğim dedik, mağrur, kibirli ve fodul bir "lider" olmadığını ispat etmiştir. Cesareti, basireti ve aklı-selim tarzı dost ve dürüst muhalefetin saygısını kazanmasını sağlamıştır. Suriye Halkı "devrimciler" olarak piyasaya sürülen cinayet ve harami şebekeleri ile efendilerinin Suriye için hayır arzulamadıklarını idrak etmiştir.

Vicdanla verilecek cevaplar meseleyi çözer!

Suriye'yi çok iyi tanımayan ve bu ülke ile alakalı bilgilerini Erdoğan medyasından alanlar için Esad "ülkesini kana bulayan, kan dökmekten zevk alan" bir "diktatör" ve ona karşı savaşanları "kanatsız melekler" olarak telakki edebilir. Bu tablo külliyen yalan ve palavradır. Suriye'ye bir uluslararası komplo, kumpas ve kirli savaş dayatılmıştır. 83 ülkeden on binlerce cani ve harami hangi lojistik destekle getirilmiştir? Akıtılan milyarlarca doların kaynağı nedir? Hangi ülkeleri üs olarak kullanmaktadırlar? Sofistike silahları kimler temin ediyor? Suriye'ye hangi devletler ekonomik ambargo uyguladılar? Niçin? Hangi ülkeler Suriye'yi boğmaya oksijensiz bırakmaya çalıştı? Hangi ülke hükümetleri "devrim" adına Suriye'nin yağmalanması, üretim yapan bütün sektörlerinin tahrip edilmesine destek vermiştir? Hangi hükümetler, şahıslar ve kalemler "özgürlük" adına işlenen tarihin en vahşi cinayetlerine fetva vermiş, dilsiz şeytan olmuş susmuştur? Hangi hükümetler, Suriye politikalarını benimsemeyen "milli iradeyi" ayakları altına almıştır? Bu sorulara verilecek vicdanlı cevaplar Suriye'de olup biteni anlamak için yeterli olacaktır.

'Mağrur' Erdoğan'a sürpriz!

İkinci Cenevre konferansına gidecek olan Suriye heyeti başkanları Esad ile son çalışmalarını tamamladı. Ortaya her yurtseverin kabul edeceği net bir çözüm paketi koyacak. Cenevre kararları Suriye halkının referandumuna sunulacak ve halk tarafından kabul edilecek her şeye evet diyecek. Terörizme karşı ortak bir irade gösterilmesini, cinayet ve harami şebekeleri ve onlara destek verenlerin cezalandırılması istenecek. Suriye'nin yeniden imar edilmesi için gereken her şey yapılacak. Rusya ve ABD'nin talebi de bu yönde olacak.

Suriye Esad'ın yıkılması hikâyesi sona erdi. Akıllı ve vicdanlı olanlar bunu anlamaya başladılar. Esad'ı "ehveni şer" olarak görenler dâhil herkes geçmişte yaptığı hataların faturasını muhakkak ödeyecektir. Esad'ı ayakta tutan ve tarih yazmasını sağlayan Suriye halkıdır. Türk halkını dinlemeyen Erdoğan kibirli ve mağrur oldu. Saltanatın mağrur ettiği Erdoğan'a bir sürpriz var: Esad kalıyor!

Bessam Abu ABDULLAH - 16 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar