ufuk soylemez225

Vurun TSK'ya!

Türkiye'de "sözde" demokrasi adına sergilenen ortaoyununun aktörleri,

iktidar ve muhalefetiyle hep bir ağızdan Milli ordumuza sövmeyi, ona ayar vermeyi, haklı- haksız itham etmeyi, ucuz demokrasi şovları yapmayı koro halinde sürdürüyorlar.

Çünkü bunlara, laiklik karşıtı odak olan bir partinin iktidarda olduğu rejime nasıl demokrasi dersiniz, sizde hiç utanma-sıkılma yok mu diye soran yok.

Modern demokrasi tarihinin gördüğü en vahşi ve kanlı bölücü terör örgütünün ağzıyla milletin bağrından çıkan ordumuza nasıl ve ne hakla laf söylersiniz diyen yok. CIA-NED bağlantılı Soros parasıyla, TSK'ya demokrasi ayarı vermek size mi kaldı diye konuşan yok.

Ne var? Vurun abalıya var, "Askeri vesayet" demogojisi ve yaygarası var.

Son yıllarda TSK; itibarına-kimliğine, varlığına, Teğmeninden Genelkurmay Başkanı'na kadar yetişmiş kahraman mensuplarına kurulan alçakça tuzak ve tezgâhlara rağmen, demokratik hukuk devletine olan inancı ve bağlılığını vurgulamaktan ve vakarını muhafaza etmekten başka bir şey yapmış değildir. Bizim de katıldığımız kendisinin ve silah arkadaşlarının hukukunu ve itibarını korumakta yetersiz ve pasif kaldığına ilişkin haklı eleştirilerimize rağmen, TSK itiraz ve düşüncelerini yetkili makamlara (Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Güvenlik nda) açıkça ortaya koymak ve kayda geçirmekte ısrarla yetinmiştir.

Bugün, şüpheli TIR'ı aratmayanlar dün, TSK'nın kalbine kozmik odasına girebilmişlerdir. TSK ağzını açtığında "askeri vesayet" yaygarası koparanlar, HSYK konuştuğunda "demokrasi" diyebilmişlerdir. MİT Başkanı yargılanmasın, diye özel yasa çıkaranlar, GenelKurmay Başkanı'nı terörist iftirasıyla tutuklayabilmişlerdir. Geçmişte ABD'nin direkt - dolaylı isteği - desteği ve yönlendirmesiyle yapıldığı aşikar olan 12 Eylül, 12 Mart, gibi hadiseleri referans alarak, TSK'yı müebbeten böyle fiillerin potansiyel faili olarak göstermek ve baskı altına almak, itibarını - hukukunu ve giderek Cumhuriyetimizi koruyamaz hale getirmek psikolojik savaşı yürüten odakların vazgeçmediği bir silah olmayı sürdürüyor.

Yeni bir Milli 'askeri strateji gerekiyor'

Bu şartlar altında,artık TSK'nın da yeni bir milli askeri stratejiyi hayata geçirmesi ve kamuoyuna açıklaması gerekiyor bence.

TSK; Anayasamızın değiştirilemez - değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan başlangıç hükümlerine tüm Türk yurttaşları gibi, kalben bağlı olduğu ve bağlı kalacağının altını çizerek bir duruş ortaya koymalıdır

Yani, laik - demokratik - sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin ulus devlet ve üniter yapısına, Başkent'in Ankara, resmi dilinin Türkçe olduğuna dair kurucu değerlerinin sahibi ve koruyucusu olduğunu açıkça söylemekten kaçınmamalı ve asla çekinmemelidir.

Yanısıra, TSK, kendi itibarını, varlığını ve kahraman mensuplarının hukukunu korumanın ve kollamanın en asli ve ahlaki görevi olduğunu açıklayarak, bu konudaki duruş ve söylemlerinin "askeri vesayet" olarak tanımlanamayacağını da kamuoyu ile paylaşmalıdır.

TSK, PKK'nın ekmeğine yağ süren 4. Yargı paketine sokuşturulan düzenlemeler yüzünden terörle mücadelede elinin kolunun bağlandığını, operasyon yapılması için Valillerden izin alma gereği yüzünden teröristlere anında müdahale etmeye yetki ve imkanının bırakılmadığını da açıklamalıdır.

PKK paçavralarını asarak bölücü şov yapan teröristlere ve destekçilerine bu düzenleme nedeniyle yasal müdahale imkanının ellerinden alındığını söylemelidir. Atatürk Cumhuriyetine, Anayasa ve Demokrasiye bağlı milyonlarca Türk yurttaşının, TSK'dan beklediği milli duruş böyle olmalıdır. Kimse, TSK'nın günlük siyasete karışmasını, müdahalesini arzu etmiyor ama Cumhuriyetin kurucu değerleri ile kendi kimliğine ve hukukuna sahip çıkmasının da "askeri vesayet" olarak görülemeyeceğinin artık anlaşılması gerekiyor.

TSK, Uludere olayında, sınır ötesinden PKK'nın bölgedeki karakollara yönelik eylem yapmasının beklendiği yer ve tarihe denk gelen, yasadışı yollarla silah ve mal kaçakçılığı yaptığı bilahare anlaşılan şüpheli bir gruba yönelik bombalama olayının, nasıl da kendine yönelik bir suçlama, kötüleme ve karalama kampanyası malzemesi olarak kullanıldığını görmelidir.

Yanlış yerde, yanlış zamanda olan ve hepimizi üzen, aralarında çocuk yaştakilerin de bulunduğu sivillerin bombalanması hiç birimizin arzu edeceği ve bilinçli olarak isteyebileceği bir sonuç değildir.

TSK bu bölgede, terörle mücadelede öğrenebildiğim kadarıyla 600'ü aşkın sınır ötesi bombardıman yapmış buna rağmen böyle elim bir olaya sebebiyet vermemiştir.

Bırakın sivilleri, tek bir peşmergenin bile bu bombalardan zarar görmediği açıktır.

TSK'yı, Türk milletinin peygamber ocağı olarak gördüğü Milli ordumuzu, (her türlü eksik ve hatasına rağmen) düşmanca bir yaklaşımla suçlamak, itham etmek, itibarına ve birliğine zarar vermek, sadece ve sadece Atatürk Cumhuriyetine ve Türk Milletine düşman olanları olanları sevindirir.

"Askeri vesayet" nakaratından artık usandık. TSK; Atatürkçü - Cumhuriyetçi, vatanı ve milletine bağlı milyonlarca yurttaşımızın 10 Kasımlarda, 29 Ekimlerdeki o muhteşem duruşundan ders almalı, tarihi, milli, Anayasal görev - sorumluluk ve misyonuna - (her türlü fitne - fesat saldırısına rağmen) kararlılıkla ve cesaretle sahip çıkmalıdır!

Ufuk SÖYLEMEZ - 14 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar