deniz yildirim tutuklu gazeteci225

Kumpas gazeteciliği ve Hüseyin Çelik!

Özel Yetkili Mahkeme’lerin kaldırılması ve yeniden yargılama üzerine Barolar Birliği Genel Başkanı Metin Feyzioğlu’nun önerisiyle başlayan tartışmanın tarafları netleşti.

İktidar kalemleri içinde “ben zaten bu davalarda haksızlık yapıldığını şu tarihlerde yazmıştım. Bakın bu da kanıtı.” diyerek geçmiş yazılarına gönderme yapanlar olduğu gibi; ‘kumpas’ üzerine kurulu eserlerine sahip çıkan bir kısım ‘cemaat direnişçisi’ ve ‘ortak’ları da utangaç ve kısık sesle sürece karşı çıktılar.

Genç yobazlar rahatsız!

Önce devşirme ‘yorumcu’ Melih Altınok, Kanal 24’te “Ergenekon ve Balyoz’a toptan kumpas demek haksızlıktır.” şeklinde oldukça iddialı bir çıkış yaptı. Ardından Zaman yazarı Mustafa Ünal gözyaşı yüklü yazısında, “Kim derdi ki gün gelecek AK Parti Hükümeti Balyozcuları kurtarmak için harekete geçecek. Hüzünlenmemek mümkün mü? 10 yılın finali böyle olamamalı.” dedi.

TBMM Cemaat Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün; “darbe suçunun da cezasız kalma ihtimalini içeren bir süreç görüyorum.” açıklamasını yaptı.

Şamil Tayyar tık tık tivit yazdı: “ Hayırlı olsun... Feyzioğlu CHP’ye, Ergenekon bize... Yazık oldu.”

Bu arada Kürt siyasetçi ve yazar diye tanıtılan İbrahim Güçlü ile Taraf yazarı Hüseyin Çakır ve bir kaçı daha, aynı kalemden çıkmış gibi: “Eski Türkiye ve Kemalistler AKP’yi kendine benzetti” şikâyetini dile getirdi.

Destek Çelik’ten!

Bu piyasa şahsiyetlerinin yerle bir olan fikirlerini ve imajlarını kurtarma görevi ise Cemaatin AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik’e verildi. Basın toplantısında: “Hasan bey (Cemaat muhabiri) sizi rahatlatmak için söylüyorum. Ergenekoncu ve Balyozcularla ilgili düşüncemiz aynıdır. O davanın müdahiliyim. Herkes çıkacak diye bir kamuoyu oluştu. Böyle bir niyetimiz yok.” dedi ve  “Ne zamandan beri tutuklu ve hükümlülerle hukuk pazarlığı yapılıyor?” diye sordu, Öcalan’la yaptıkları işi unutarak.  

Çelik, ‘inlerine gireceğiz, tabanımızı ayıracağız.’ diyen Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın aksine ‘Ergenekon dururken ne kumpası, ne çetesi... Birbirimize düşmeyelim.  Feyzioğlu ile bu iş yürümez’ demeye getirdi. Tıpkı F tipi yayın organlarının hedef aldığı gibi...

‘Çete açığa çıkacak’ korkusu!

Cemaatin ve ortaklarının, Feyzioğlu’nun önerisine direnmesinin asıl nedeni; sürecin ‘kumpas’ın kaynağına yönelmesindendir. Doğrudan çete suçlarının açığa çıkacağını bildiklerinden ‘davaları külliyen yok sayamayız. İstiyorlarsa af çıksın” önerisini dillendiriyorlar.

Yeniden ve doğal mahkemelerle ortaya çıkmasını istemedikleri her gerçek şimdiye kadar ortaya çıktı. Ürettikleri sahte delilleri, kurdukları tuzakları, kasetleri, şantajları, polis, savcı ve hâkim müritleri... Korkuları Ergenekon’da ‘yeniden yargılama’nın ötesinde bizatihi kendilerinin yargılanmasıdır.

Bir numaralı delil!

Paralel devlet soruşturmasının bir numaralı delili Fethullah Gülen’den çıktı. Cumhurbaşkanı’na yazdığı mektupta, Emniyet ve yargı içinde tasfiye yapılmamasını isterken aynı zamanda o kurumlarda nasıl örgütlendiklerini de ikrar etmiş oldu. Yoksa Amerika’da yaşayan emekli bir vaiz ‘emniyet ve yargıdaki atamalarla’ neden ilgilensin. Cumhuriyet’in savcıları Gülen’in ıslak imzalı mektubunu bu gözle okumalıdır. Soruşturmaya başlamak için başka bir delile ihtiyaç yok.

Bu açıdan kimin kimi affedeceği de henüz belli değil.

Deniz YILDIRIM - 11 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar