bessam abdullah225

Seçim kutusu ile ayakkabı kutusu arasındaki Erdoğan!

ABD'nin BOP'unda görev üstlendiğini itiraf eden Sayın Erdoğan,

ABD'nin bölgemizi yeniden tanzim planında BOP'un önemli bir ayağı olan "Ilımlı İslam" projesinde de görev kabul etmişti. Erdoğan-Davutoğlu rejimi bu proje üzerinden etnik ve mezhepsel ayrıştırmayı yaratmak amacı ile 'Truva atı' misali Arap ve İslam âleminin içine sokulmuştu. Bölgemizde çok kültürlü, çok dinli milli devletlerin tasfiyesi ve emperyalizme karşı dirençlerini ortadan kaldırmaya hizmet eden bu çalışma, son merhalede ırkçı Yahudi Siyonist İsrail erkinin varlığına ve üstünlüğüne servis sunmaktadır. Ve maalesef bu projenin en önemli hedefi olan "Sünni-Alevi" fitnesini körükleyenler arasında kendilerine "Arap" ve "Müslümanım" diyen terör rejimi Suudi hanedanlığı ve bazı kanlı Petro-Dolar Körfez ülkeleri gelmektedir.

Terör örgütlerinin biat ettiği adam!

Uluslararası mahfillerin mali ve siyasi desteği ile Türkiye, Tunus, Libya ve Mısır'da hükümet olan "Müslüman" Kardeşler Örgütü partileri en az beş yüz sene bölgemize musallat olacaklarına inanmışlardı. İstanbul'u mesken edinen bu zihniyet, ABD'nin pazarladığı Erdoğan-Davutoğlu rejiminin örnek ve merci alınmasını sağladı. Bunun verdiği gaz ile Sayın Erdoğan ciddi ciddi "Sultan" rüyaları tahayyül etmeye başladı. Muhammed Mursi ve Halit Meşal, ABD ve Katar'ın emri ile, aynen "Irak-Şam İslam Devleti", "El-Nusra" veya "İslami Cephe" adı altında Suriye'de terör estiren cinayet ve harami şebekelerin emir tayin eder ve biat eder gibi, Erdoğan'a biat sunarak Erdoğan'ın daha çok umutlanmasına sebep oldular.

Suriye maskeyi indirdi!

Erdoğan'ın dış politika ve ilişkilerinden sorumlu olanlarda "Yahudi taktiği" olarak bilinen sırt sıvazlama, gaz verme ve pohpohlama taktikleri ile Erdoğan'ı uluslararası iktisadi mahfillerin amaçları için kullandılar. Erdoğan'da "bal tutan parmak yalar" misali bireysel mali menfaatleri ve siyasi sultası için onları kullandı. Direnen ve kazanan Suriye bu oyunu bozan ve yüzlerdeki maskeleri indiren ülke oldu. Uluslararası mahfillerin ve Erdoğan-Davutoğlu rejiminin tekerine çomak soktu. Suriye gerçeği bölgemize yeni bir siyasi tablo sunacaktır.

Erdoğan parladığı yerden, Suriye'den batıyor!

Suriye meselesinde kaybeden, ama kibri yüzünden bunu halen itiraf etmek istemeyen Erdoğan, onu yaratan ve kullananlar açısından miladı dolmuş bir "sorun" olarak telakki edilmektedir. Suriye sahasında halen bir kazanım hayal eden ve efendilerine İkinci Cenevre Konferansına daha iyi şartlar sunabileceğini düşünenler ve bundan dolayı Suriye terör ateşine odun taşıyanlar bu eylemlerin vebali altında kalacaklardır. Aslında Sayın Erdoğan'ın "dostları" Erdoğan'ı Suriye üzerinden pazarlayıp parlatmış ve bugün Suriye üzerinden bitirme planlarını devreye sokmuşlardır. Sayın Erdoğan'ın bunu idrak edip görememesi acayip bir durumdur. Acaba cazibesi ve basireti olmayan Davutoğlu'nun sihri ve büyüsü altında mıdır?! Erdoğan'ın bu büyüden uyanması hayrınadır.

Komploculuk Türkiye'ye yakıştı mı?

Sayın Erdoğan'ın sürekli "uluslararası bir komplo" kâbusları görmesi sorumluluklarını hafifletmez. Hatırlatalım:

Suriye'ye dayatılan terör savaşından önce, Suriye Erdoğan'ı Arap âlemine taşıyan köprü oldu. Suriye Türkiye'nin güvenlik, iktisadi ve siyasi menfaatleri için kapılarını ve kalbini açtı. Samimi olarak bütün dostları ile bir araya getirdi. Suriye sanayicisi, tüccarı ve üreticisinin zarar görmesine ve Suriye halkının buna tepki göstermesine rağmen Türk mamulleri Suriye pazarında egemen kılındı. Bütün bölge Türkiye ile bütünleşsin ilkesi benimsendi.

Erdoğan-Davutoğlu rejiminin Suriye ve bölge gelişmeleri ile alakalı analizleri başından itibaren hatalıydı. Mezhepçi yaklaşım ile bölgemiz izah edilmeye çalışıldı. Türkiye-Suriye sınırı dünyanın en cani ve en harami örgütlerinin yatağı yapıldı. Hudut kapılarında her iki "egemen" ülkenin barış, dostluk ve kardeşlik sembolleri olan milli bayrakları yerine El Kaide ve türevlerin çaputları asıldı. Hudut kapıları karanlık ilişkilerin güzergâhı yapıldı. Bizi bu hale getiren Erdoğan-Davutoğlu taşeron zihniyeti ve basiretsizliği değil midir? "Komplo ve kumpas" bunun neresinde? Suriye ve bölgemize bu komplo ve kumpasları bu zihniyet dayatmadı mı? Mal bulmuş mağribi misali cinayet ve harami şebekeleri yeniden paketleyip ÖSO olmadı IŞİD, o da olmadı şimdi "İslami cephe" verelim diyen zihniyet Türkiye'ye yakışıyor mu?

Erdoğan dizayn ediliyor!

Lübnan El Sefir gazetesine mülakat veren Lübnanlı akademisyen Prof. Dr. Muhammed Nureddin: "Türkiye uluslararası ve bölge dengelerini doğru okuyamadı. Bunun bedelini ödüyor" dedi. Amenna da, bu dengeleri doğru okuyabilmeniz için bağımsız bir milli iradeniz olmalı. Erdoğan-Davutoğlu rejimi milli iradeyi değil uluslararası iktisadi-siyasi mahfillerin iradesini temsil etmiştir. Bugün bu iradeye uyum sağlamada zorluk çektiği, başarısız olduğu ve "her daim uysal bir memur" görüntüsü veremediği için Erdoğan dizayn edilmektedir.

Erdoğan-Davutoğlu rejimi Rusya'nın Suriye ve Akdeniz'deki (sıcak denizler) ulvi çıkarlarını doğru okuyup Rusya'nın tavsiyelerini dinleyeceğine, Rusya'nın 2008'de Gürcistan müdahalesinden ders çıkaracağına, Rusya'ya birilerinin "taşeronu" olarak "ikna" turları düzenlemiştir.

Erdoğan-Davutoğlu rejimi, en ölümcül hatayı, Türkiye'yi terör gruplarına açması, silah ve her türlü askeri mühimmat sevkiyatının üssü haline getirmesi ile yapmıştır.

Her fırsatta "milli irade" ninnisi söyleyen Sayın Erdoğan'ın Türkiye'de milli iradenin Suriye hassasiyetini hiçe sayması büyük bir hataydı. Kamuoyunu dinlemeyen, Suriye politikalarını eleştirenleri tehdit edip karalayan, gazetecileri, subayları, İşçi Partisi liderini ve yardımcılarını, avukatları komplo ve kumpaslarla içeri tıkan, malı ayakkabı kutuları ile götürenleri halen aklamaya çalışan zihniyetin tıp biliminde bir adı olmalı.

Erdoğan-Davutoğlu rejimi birden fazla duvara toslamış ve yüzündeki maske düşmüştür. "Ilımlı Müslüman", "demokrat", "adil", "özgürlükçü" imajı ile pazarlanan bu rejim bölge ve dünya halkları nezdinde ciddiyetini yitirmiştir. Bu "komploların" üstesinden gelmek istiyorsa kendini top-yekûn tazelemeli. Zinhar, hiçbir seçim kutusu bu kadar ayakkabı kutusunun imajını silemez.

Bessam Abu ABDULLAH - 09 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar