deniz yildirim tutuklu gazeteci225

Mahkemeler ‘kumpas’ın neresindeydi?

Oğlu darbeci ve terörist ilan edilip tutuklanmıştı.

Silivri’den canlı bağlantı yapan Samanyolu TV’nin haberlerinde “millete komplo kuran, hükümeti devirmeye çalışan cunta yargı önünde” derken sayılmıştı adı. Oysa yıllardır vatanı için her fedakârlığı görev sayan, ülkeye hizmeti her şeyden önde gelen Mustafa Kemal’in askeriydi onun oğlu. Bu iftiralara daha fazla dayanamadı. Yaşlı kalbi durdu. Tarihler 30 Temmuz 2011’i gösteriyordu. Albay Hulusi Gülbahar’ın annesi, tutuklamanın ertesi günü yaşamını yitirdi.

“Kumpas” kurulan birçok kişinin yakınlarının, bu davaların doğrudan ve dolaylı sonucu olarak hayatını kaybettiği gibi...

Sanık yapılan Kuddusi Okkır, Ali Tatar, Türkan Saylan, Uçkun Geray, İlhan Selçuk, Kaşif Kozinoğlu, Erhan Göksel, Aydın Engin, Abdülkerim Kırca, Teoman Koman’ın katili bu davalardı.

Şener Eruygur, Fatih Hilmioğlu, Levent Ersöz, Yusuf Erikel ve onlarcası sağlığını yitirdi. Ölümle mücadele ediyorlar.

İsmail Yıldız’a 6 buçuk yıl tutukluğunun yanında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastanesi’nde bir ay işkence ettiler. Kirasını ödeyemeyecek hale geldi. Çocukları ortada kaldı. Eşi, dikiş işleriyle çocuklarını okutmaya çalışıyor.

Tutuklu hastaları, hastaneye göndermediler

Mesleğini, evini, işyerini kaybedenler...

Hayatlardan çalınan yıllar ve dile kolay binlerce gün...

Altı buçuk yıl süren bir insanlık suçundan bahsediyoruz bu gün, “davalar yeniden görülsün mü?” diye tartışırken.

‘Hukuk güvenliği’

Türkiye Barolar Birliği, Meclis’teki partilerin yapamadığı bir inisiyatifle sürece müdahale etti. Yasal değişiklikle Özel Görevli Mahkemelerin tamamen kaldırılması, 5 Temmuz 2012’den itibaren verdikleri kararların ve hükümlerin geçersiz sayılması mücadelesinde sonuç alıcı bir girişimde bulundu. Barolar Birliği sadece Ergenekon, Balyoz, KCK davalarındaki yargılamalar için değil tüm yurttaşların hukuk güvenliği açısından çok önemli bir çabaya imza attı. Metin Feyzioğlu ve yönetimine herkes adına teşekkür ederiz.

Hiç bir şey olmamış gibi!

Şimdi haklı olarak soruyoruz; altı buçuk yıldır altını imzaladıkları tutuklama kararlarına ve hükme gerekçe yazamayan, hiçbir zaman da yazamayacak olan mahkemeler bu kumpasın neresindeydi? Orduya ve muhalif aydınlara, siyasetçilere, gazetecilere kurulan tuzakların, mahkemelerdeki uzantıları ne olacak?

Diyelim ki davalar alındı başka mahkemelere gönderildi. Bu insanlık suçunu yaşatan sözüm ona ‘yargı’ mensupları hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edebilecek mi?  

Suça imza atanlar!

‘Yeniden’ yargılanması gerekenler Silivri, Hasdal, Maltepe tutsakları değil, paralel çetenin imamları ve yargı içindeki müritleridir.  Yurtseverliği mahkûm etmek isteyenler,  milletin vicdanında mahkûm oldular. Şimdi Cumhuriyet hukuku tarafından da hüküm giyecekleri bir süreç başlıyor. Bu insanlık suçunun altında imzaları olanlar yargılanmadan bu davalar bitmeyecek!

Deniz YILDIRIM - 09 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar