deniz yildirim tutuklu gazeteci225

'Zencilerin iktidarı'

Tayip Erdoğan 2007'deki ABD gezisinde şöyle demişti:

"Ülkede Beyaz-Zenci Türkler ayrımı var. Kardeşiniz Zenci Türklere mensuptur." Bunun üzerine tarikat sermayesini meşrulaştıran bir "Zencilerin iktidarı" safsatası, daha geçen yıla kadar piyasada dolaştırılmıştı.

"Beyaz Türk' Taha Akyol'a göre "daha rafine ve varlıklı elit kesimi" temsil ediyordu. Şerif Mardin için "merkez", Emre Kongar'a göre ise "devlet seçkini"ydi.

Tarifleri değişik olsa da değişmeyen iddia şuydu: "2002 yılına kadar Türkiye'yi 'Beyaz Türkler' yönetti." Safsataya göre bunların karşıtı "Zenci Türkler" oluyordu. Yani 2002'ye kadar yönetilenler... Kırsal kesim, varoşlar, devlet bürokrasisinin her daim hakkını yediği vatandaşlar, bir türlü devlete giremeyenler. AKP emekçilerin, işsizlerin ve değişimin temsilcisi, Tayyip Erdoğan da, onları iktidara kavuşturmuş oluyordu.

Sayın bakan saat kaç?

Şimdi o "zenci"lerin odalarındaki kasaları, para sayma makinelerini ve ayakkabı kutularındaki milyonları konuşuyoruz.

O zaman demiştik ki;

"Siz hiç eşine 65 milyarlık yüzük alan bir zenci gördünüz mü?

Ya da oğullarına 'gemicik' hediye edenini?

Damadını 700 milyon lira krediyle 'büyük' gazete sahibi yapanını!

'Dahi çocuklarının kısa sürede 'Karun' gibi zengin olanını.

Ya da 2 milyar dolar servet yapanı. Böylelerine 'Zenci Türk' denebilir mi?"(Aydınlık / 31 Ekim 2010)

Bu arada, çantaları binlerce euro olan sultanlarımıza "yeşiller de geldi."

Ekonomi Bakanımız, saatin kaç olduğunu öğrenmek için kolunda 700 bin lira taşıyordu.

Bu soygunu, "yeni Türkiye" diye yutturan taze yazar ve yorumculara köşkler ve köşeler bahşediliyordu.

Kapitalist ahlâkı bile yok etti!

Kendine "Beyaz Türk" diyenler ise daha düne kadar, hâkim tarikat zümresinin beslendiği en temel kaynağın komisyonculuk ve rüşvet olduğunu bilmiyor muydu?

Komisyonculukta ve rüşvette üretimin olmadığını, üretimi bitirdiğini, kapitalist ahlâkı bile yok ettiğini anlamıyor muydu?

Hortumculuğun, banka kredilerinin yandaşlara açılması ve Deniz Feneri gibi oluşumlar üzerinden vatandaşların ceplerinin boşaltılması şeklinde yürütüldüğünü?

Bir Zamanlar!

İktidar eliyle dağıtılan ihaleler tarikatların kontrolü altındaysa, sonucun "ayakkabı kutuları" olacağını da mı tahmin etmiyordu bu Beyaz Türklerimiz?

Bu "Zenci Türkler" gibi teoriler, aslında sistem açısından yeni sayılmazdı. 1930'larda sistemin sosyologları, Hitler'e de böyle yakıştırmalarda bulunmuşlardı. Faşist rejimler halka ve yoksullara hep "zenci" maskeleriyle dayatıldı. Hitler'e küçük burjuvazinin hatta işçi ve işsizlerin temsilcisi demişlerdi. Hitler, partisine "Ulusal Sosyalist Alman İşçi Partisi" (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei) adını vermişti. Tarihin en kanlı diktatörlüğü bu maskeyle inşa edilmişti. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bedellerle kurtuldu insanlık bu beladan.

Haziran 2013'e kadar!

Beyaz Türklerimiz de korkudan ne yapacaklarını, ne yazacaklarını şaşırmışlardı Haziran 2013'e kadar. "Zencilerin iktidarı" kavramı aslında Cumhuriyet ve demokrasi geleneğine açılan savaşın ideolojik ve kültürel parolasıydı. Teslimiyetleriyle bu yıkıma ortak olmuşlardı. Direnenler önce Silivri'den Taksim'e, oradan bütün ülkeye yayıldı. Maske düştü yeşiller göründü.

Ertuğrul Özkök bunlara hâlâ, "ülkenin zencileri" diyor mu acaba?

Deniz YILDIRIM - 04 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar