deniz yildirim tutuklu gazeteci225

Kirli savaş ve denklemleri!

İktidar cemaate kasetlerden ve paralel devlet örgütlenmesinden yükleniyor.

Oysa cemaat, özellikle Gül'ün cumhurbaşkanı olmasından sonra AKP'nin derin devleti olma görevini kabul etmiş, iktidarla birlikte muhaliflerin sindirilmesi ve ülkenin yeniden dizayn edilmesi için "kumpas"ları yönetiyordu. Emniyet ve yargı cemaate armağan edilirken "kurban olduğum, verdikçe veriyor" denerek 'kutsal ittifak' yüceltiliyordu. Bu işbirliği sayesinde "Askeri vesayetin bitirilmesi" adı altında Kürdistan ve yobazlık eşgüdümlü olarak meşrulaştırılmıştı. Ancak zaferini ilan edemedi. Hatta 'siyasal İslam' tarihinin en büyük yenilgisi ve iflasıyla karşı karşıya kaldı. Hâl böyle olunca o derin yapı kontrolden çıktı. 'Yargı'daki elemanlarını kullanarak AKP'nin bilinen yolsuzluk öyküsünü iddianamelere dönüştürüyor. Olmadık yöntemlere başvuruyor, gerektiğinde bel altı vuruyor ve yok olmamak için yok etmeyi tercih ediyor.

Çözümsüzlük!

Ortalık yangın yerine dönerken denklemler de yeniden kuruluyor.

CHP, yapılan operasyona dayanarak AKP hükümetinin oylarının mümkün olduğu kadar düşürülmesini hedefliyor. AKP, Genelkurmay da dahil cepheyi genişletip bu savaştan mümkün olan en az hasarla çıkmayı hedefliyor. Örnekleri yazmaya bile gerek yok. Herkesin gözü önünde bir medya muharebesi yürüyor. BDP kendi "bölgesini" ve taraftarlarını dikkate alarak öncelikle cemaatin doğu bölgelerindeki etkinliğinin kırılması için bu kavgada iktidara örtülü destek veriyor. İmralı görüşmeleri ve dershanelerin kapatılması, ittifakı neredeyse kader birliği haline getirmiş görünüyor.

Ancak bu denklemlerin hepsi çözümsüzlüktür. Türkiye'yi anlamamaktır. Çünkü bu denklemlerde halkın gücü küçümsenmiştir. Oysa 'savaş' bizatihi halkın Haziran isyanının sonucudur. Hazirandaki talepleri dikkate almayan, oy ve çıkar savaşları yeni Haziranları yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Daha önemlisi Türkiye'nin artık sadece bu hükümetle değil bu parlamento ile de yönetilemeyeceğinin görülmesi gereğidir.

Bağımsız çizgi!

Başta Aydınlık gazetesi olmak üzere tüm yurtsever cephenin üzerine gitmesi gereken gerçek bu denklemlerin çözümsüzlüğüdür. Bu kirli savaşta bağımsız çizgiyi korumak ve haziran ayaklanmasının taleplerine düzgün cevaplar üretebilmek başarının önkoşuludur. Büyük acıların yaşandığı, bedellerin ödendiği ve büyük bir enerjinin ortaya çıktığı bu koşullarda cemaatin operasyonlarına angaje olmadan, AKP iktidarından kurtulma ve bugunkü parlamento denklemlerinin geçersiz olduğu gerçeğiyle hareket edenler ipi göğüsleyebilir. Bu ince bir çizgidir. İktidarın yolsuzluklarını ilk kez bu soruşturmayı yapan savcı Zekeriya Öz'den öğrenmedik. Hatırlanacaktır, yolsuzluklara ilişkin Aydınlık'a ve tüm gazetelerin Ankara temsilcilerine ulaştırılan telefon kayıtlarını 2009'un Ekim ayında yayımlamıştık. O zamanlar, şimdi yürüttüğü soruşturma ile kendini kahraman ilan eden savcı Zekeriya Öz'ün talebi üzerine tutuklandık. Aradan dört küsür yıl geçti. Bugün gazetelerde, TV'lerde millete, orduya, aydınlara kumpas kuruldu iddiasıyla bağıranlar ve kendini aklamaya çalışanlar, akçeli işlerini korkusuzca yayınladığımız için düğmeye basanlardan farklı kişiler değildi. Diğer yandan "yargı"daki çeteyi de yaşayarak gördük. Onu da hükümetten öğrenmeyeceğiz. Sonuçta bu ortaklık her düzlemde hesabı millete verecektir.

4Y ile mücadele!

Bu gün yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklara birde yüzsüzlükle mücadele eklenmiştir. Ülkenin ve halkın geleceğinin değil, dar ve günlük siyasal çıkarlarının peşinde koşanların artık zaferler yazması mümkün değildir. Çünkü ayakkabı kutularına sığdırılan çürümüş sistemin içindeki her 'dayanak' yüzsüzlüğe dahildir.

Deniz YILDIRIM - 02 Ocak 2014 - Aydınlık

Son Yazılar