deniz yildirim tutuklu gazeteci225

Kriminal Nurjuvazi!

Abdüllatif Şener 2010 yılında Aydınlık'a verdiği röportajda bu günleri şöyle özetlemişti:

"Siyasi iktidar her ihalede önüne çıkan engel maddesini değiştiriyorsa, her ihalede bir madde sizi rahatsız ediyor, hareket alanınızı daraltıyor demektir. Bu değişiklikler bir türlü bitmiyor. Bunları basın yazamıyor.

Kapatıyor her şeyin üzerini. Bomba gibi gündeme düşmesi gerekenler satır aralarında geçiştiriliyor. Çünkü bir taraftan tehdit var. Suçlu olanlar ön kesmek için tehdit ederler. Başbakanın üslubunda ön kesmek için sürekli tehdit vardır dikkat edin. Neden? Çünkü o tartışılır konuşulur bir hale gelirse büyük günah ve kabahatler dökülmeye başlar. Dünyayı sarsar diyeceğiniz bir olayı, yolsuzluğu açıklayın hiçbir yerde yazıldığını göremezsiniz satır arasında bile yazıldığını göremezsiniz.

*** *** ***

TÜSİAD orta sınıfa dönüşür!

...Bu dönemdeki yolsuzluklar öyle büyük boyutlardadır ki; şunu samimi olarak söylüyorum bu dönemin zenginleri açığa çıktığı zaman, TÜSİAD bile orta sınıfa dönüşecektir. Türkiye'de en büyük para siyasi iktidarın kullandığı paradır. Her vatandaşın cebindeki paranın üçte birini başbakan ve bakanlar kullanıyor. Vatandaş bu paranın nereye kullanıldığını bilmiyor."

*** *** ***

Kara para nasıl aklandı?

Şener'in özetlediği bu tablo için mekanizma şöyle kurulmuştu: "Önce kamu kaynakları, birbirinden ayrı görünen ancak gerçekte 'ortak' olan şirketlere el altından peşkeş çekildi. Bu vurgunlar yurtdışına çıkarılıp, tekrar Türkiye'ye sokuldu. Çünkü yurtdışında faizler düşük olduğu için parayı katlamak pek mümkün olmuyordu. Düşük faizli yabancı kredi alan yandaş şirketler, devlete yüksek faizle borç verdi. Hükümetin ödemekle övündüğü borç aslında yandaş şirketler üzerinden alınan sözde kamu borcuydu. Asıl faiz lobisi iktidarın kendisiydi. 2009 ve sonrasında 'varlık barışı' diye milyarlarca dolar kara para bu yolla aklandı.

Mekanizma hükümet gücünü kullanarak perdelendi. Dokunulmazlıklar kalkan yapıldı. Aynı zamanda bir sansür 'yargılaması' olan Ergenekon tertibi bu noktada önemli bir işlev gördü. Medya, devlet terörüyle sindirildi. Yolsuzluk ekonomisi kurumsallaştı. Yağmalanan birikim, Türkiye'nin emperyalizm tarafından yeniden biçimlendirilmesinde kullanıldı. Cumhuriyet'in tasfiyesi bu yollarla her alanda hayata geçirildi.

İşte mafya-tarikat ekonomisinin örtülü faaliyetleri böyle yürüdü ve varlığını sürdürüyor. Kriminalleşen 'tarikat sermayesi' medyayı, polisi, yargıyı, orduyu ve tüm ülkeyi yönetiyor. Buna 'millet egemenliği' dememiz bekleniyor.

*** *** ***

Ak'lanamazsınız!

Halkla ilişkiler uzmanları; Beyaz'ın, Ak'ın, temizliğin-lekesizliğin rengi olduğu için, şaibeli liderlere, şüpheyle karşılanan olaylara, kirlilik şüphesi oluşmaması istenilen örgütlere, "beyaz" ve"ak"la ilgili önerilerde bulunurlar.

Örneğin Tansu Çiller'in hep beyaz giysileri tercih etmesi, İran Şahının kurduğu zulüm düzenini "AK Devrim" diye tanımlaması, Darbelerden sonra Beyaz Kitap'lar yayınlanması gibi.

Dünyanın en kirli yerinin "Beyaz Saray" diye tanımlanması hep bu nedenledir.

AKP'lilerin, partilerine AK PARTİ denmesini istemeleri, demeyenlere kızması gibi...

Not: Cezaevine yeni yıl kartı göndererek bize güç ve onur veren herkese teşekkürler. Bir kısmının üzerinde adres olmadığı için buradan cevap yazıyorum.

Hiç kuşkusuz haramilerin kasalarını, ayakkabı kutularını, baskıları ve zindanları değil; Cuhuriyet'in, emeğin ve özgürlüğün zaferini konuşacağımız bir yıl bekliyor herkesi. Şimdiden kutlu olsun. Yeni yılda mutluluklar, sevgi ve saygılar...

Deniz YILDIRIM - 28 Aralık 2013 - Aydınlık
http://www.aydinlikgazete.com/

Son Yazılar