deniz yildirim tutuklu gazeteci225

Nurjuvazi 'laikliği' keşfediyor!

Yandaşlar AKP-cemaat kapışmasında uzlaştırıcı bir 'çimento' arıyorlardı ki, tartışma temelden başladı.

Daha önce toplumsal işleyişi ve yasaları dinden ayıran "laiklik", aynı zamanda "dindar"lar arasındaki çatışmayı sonlandırmak için geçerli bir kavram mıdır?

'Ne hale geldik'

Star gazetesi "ideologların-dan" Sibel Eraslan tartışmayı şöyle açtı: "Barışa ve uzlaşmaya dair tüm çabalarımız sonuçsuz kaldı. Cemaat/Ak Parti çatışması 'laiklik' hakkında daha ciddi düşünmeye davet ediyor bizi. Şimdiye kadar süren klasik laik/dindar çatışmasından farklı bir şeyle karşı karşıyayız. Dindarlarla/dindarlar arasında gerçekleşen siyasi alan ve güç kavgası yeni bir "hakem" arayışına zorluyor." Eraslan, bir yanıyla da sorunu "dünyevileşme" olarak tarif etti. "Çatışma tarafları daha dünyevi halde birbirine benzeştiriyor maalesef. Neredeyse laiklik işte bunun için gerekirmiş diyecek hale geldik." diye yazdı. (6-8 Aralık Star)

Ardından Taha Akyol tartışmaya katılarak "çözüm"ü gösterdi: "Çağımızda 'hakem' demokratik, laik hukuk düzenidir" dedi. (10 Aralık Hürriyet) Destekledikleri AKP iktidarının kırıntısını bile bırakmadığı bir düzeni tarif ederek...

Cemaate 'laiklik' tarikatlara 'ihale'

Ali Bayramoğlu daha somut ifadelerle, iplerin kopmasını "cemaatin iktidardan pay istemesiyle, 'dindar varlığı'nı ifade etmekten 'grup eylemi'ne geçmesi"ne bağladı. Aynı gazeteden Murat Aksoy'da benzer şekilde "Cemaate bağlı bürokrasi personeli, bireysel değil cemaatsel dayanışma içinde siyasal bir tutum olduğu için AK Parti'nin hedefidir. Yapılması gereken, devletin tarafsızlaştırılması, laikleşmesi..." diyerek devam etti. (13 Aralık / Yeni Şafak)

İktidarın kalemleri, Gülen cemaatine karşı gazetelere ilanlar vererek hükümete şükreden tarikatlar koalisyonuna tek kelime karşı çıkmazken, o tarikatların mensuplarının devlette "birey" olarak hareket ettiğini mi düşünüyorlar? Tabiî ki hayır. Tarikatların bizatihi kendisi "dünyevileşme" ve dinin özel veya grup çıkarları için araç haline getirilmesi olduğunun farkında değiller mi? Elbette farkındalar. Buradaki kritik mesele; hangi tarikatın kimin çıkarına olduğuna ilişkindir. İktidar koalisyonundan ayrılmaya teşebbüs eden cemaate "laiklik" diğerlerine "ihale" verecekseniz bu tartışmayı boşuna yapmayın.

Ayrıca sistemin devamı için kraldan çok kralcı olan kalemler, tarikat ve cemaatin olduğu yerde bireyden bahsetmenin mümkün olmadığını bilmiyorlar mı? "Mürit" kavramının, eşit haklara sahip "yurttaş"ın yerine geçtiği bir toplumsal yapıda akıldan ve demokrasiden söz edilebilir mi? Çatışmayı bitirmek istiyorsanız tartışmaya bu sorulardan başlamalısınız. Öncelikle bu günün iktidarını hangi tarikatlar oluşturuyor? Bunun cevabını verin!

'Uslu durun laiklik gelir'

İşte bunun içindir ki, Atatürk laikliği "din ve dünya faaliyetlerinin" ayrılması olarak tanımlamıştı. Dinin insan vicdanı dışında, hiçbir dünyevi yapıya hâkim olmaması gerektiğinin altını çiziyordu.

Sizin laikliğiniz ise kapışmanın hakemi ve tarikatların koalisyonu olarak görüldüğü sürece çatışma kaçınılmazdır. Aslında iktidar kalemleri için "laiklik" toplumsal gelişmenin bir gereği değil, kendi aralarındaki çıkar çatışmasını dengeleyebilecek sözde bir korkutmaca örneğidir. Özetle "uslu durun laiklik gelir" diyorlar. Bir arayışın tartışması değil okuduklarımız.

Deniz YILDIRIM - 19 Aralık 2013 - Aydınlık

Son Yazılar