bessam abdullah225

Krallığı sarsan film!

Bugünkü makalem siyasetten ziyade siyaset ile yakinen alakalı bir film üzerine olacak.

'Kumların Kralı' adı ile sinemaseverlerle buluşacak olan bu yapıtın yapımcısı meşhur Suriyeli rejisör Necdet Anzur. Film Suudi Hanedanlığın kurucusu Kral Abdülaziz'in hayatını anlatmaktadır. Abdülaziz'in gençliğini İtalyan oyuncu Marko Fushi, yaşlılık dönemlerini ise İtalyan oyuncu Fabio Tisiti canlandırıyor. Filmde Türk, Suriyeli ve Lübnanlı oyuncular da rol aldılar.

Kral çıplak!

Filmin en önemli özelliği, bugüne kadar Arap Kralları üzerine yapılan "propaganda" filmlerin aksine, bir 'Arap Kral'ın' hayatını bütün çıplaklığı ile perdeye yansıtma cesareti göstermesidir. Suriyeli rejisör Necdet Anzur film üzerine yaptığı açıklamada: "Bazı devletler özellikle de Körfez ülkeleri engel olmaya çalıştı. Üzerinde durmamam gereken konuları, kırmızı çizgileri hatırlattılar. Bu girişimler beni daha çok kamçıladı. Filmin yalın ve şeffaf olması için daha çok istekli oldum. Bana önemli bir sanat tecrübesi kazandıran bu filmin mutlak açık bir yapıt olması için ciddi tehditlere rağmen elimizden geleni yaptık. Suudi Hanedanlığın itimat ettiği değerler ve Kral Abdülaziz el-Suud'un hayatını tüm çıplaklığı ile anlatan tarihi bir film oldu. Onun özgeçmişini okuduğumda bu filmi mutlaka yapmam gerektiğine kanaat getirdim" dedi.

Suudiler tehditle engellemeye çalıştı!

Filmin ön gösterimi (galası) 11 Eylül 2013 tarihinde Londra'da yapıldı. Anzur 11 Eylül tarihini bilinçli olarak seçmişti. Suudi Hanedanlığı filmin galası ve Avrupa, Amerika ve Arap dünyasında gösteriminin engellenmesi için onlarca avukat vasıtasıyla İngiltere'de mahkemeye müracaat etti. Filmin Kraliyet ailesini teşhir ettiğini ve aile mahremine saldırdığını iddia edildi. Suudi hanedanlığını temsilen avukatlar İtalyan oyuncu Fabio Tisiti'yi özel olarak tehdit ettiler. Onu bir cinayet davası ile şantaj kurdular. Milyonlarca dolar rüşvet takdim ettiler. Geri adım atmayan rejisör Anzur ve İtalyan oyuncular kendi avukatları vasıtasıyla resmi olarak Suudi hanedanlığı avukatlarına bu tehdit mesajları ve şantajları mahkemeye sunacaklarını bildirdiler. Bu aşamadan sonra konuyu kapatmak zorunda kaldılar.

Esad'tan yardım istediler!

Bu yazının yayınlandığı tarihte (12 Aralık 2013) film Şam Opera salonunda özel olarak gösterime girecek ve Suriyeli seyirci ile buluşacak. Suriye'nin bütün kentlerinde sinema seyircisi ile buluşacak olan film, Suudi hanedanlığında derin bir rahatsızlık yaratmış. Suudi Kral Abdullah'ın üvey kardeşi, milyarder Velid Bin Talal'ın babası Prens Talal Bin Abdülaziz özel twitter hesabında yayımladığı mesajında, Suriye halkının vicdanına seslenmiş. Vicdan diyen bu şahıs ağza alınmayacak küfürlerle filmin rejisörü Necdet Anzur'a tehditler ve hakaretler yağdırmış. "Suudi hanedanlığın defalarca bu tür ağır ve haksız propagandalara medya ve sinemada maruz kaldığını" ifade etmiş. "Ancak bu tür saldırılar Suudi Krallığın Arapların, İslamiyet'in ve Uluslararası kamuoyunun nezdindeki itibarı ve makamını sarsamaz" diye yazmıştır. Mesajında en dikkat çekici husus Suriye devlet başkanı Beşar Esad'ı "Ekselansları Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad" tan film'in engellenmesi için yardım dilemesidir. "Ekselansları Devlet Başkanı Beşar Esad, Kral Abdülaziz'in Suriye için yaptığı fedakârlıkları ve iyilikleri unutmamış olduğunu umuyor ve Ekselanslarından konuya müdahale etmesini temenni ediyoruz" demiştir. Bu latif sözlerin Esad'ın, Suudi Krallığını Suriye'de teröre maddi-manevi teşviki dışında Suriye'ye Suudi militanları göndermesinden dolayı sert eleştirmiş ve "Suudi Krallığı ile savaşıyoruz" açıklamasını yaptırmıştı. Bu Suudililer garip ve acayip mahlûklar. Suriye'de "demokrasi" ve "özgürlük" için savaşı bile göze alanlar, bir filme bile tahammül edememektedirler. Suudi hanedanlığı Suriye vicdanına hitap ediyor. Suudi hanedanlığının, istihbaratının besledikleri cinayet ve harami şebekelerinin katlettiği talebeler, masum cesetlerini parçaladıkları çocuklar, tecavüz ettikleri kadınlar, kestikleri, astıkları yaşlılar, gençler, tahrip ettikleri camiler, kiliseler, makamlar, yakıp yıktıkları medreseler, hastaneler, talan ettikleri fabrikalar, katlettikleri umutlar ve on binlerce şehidin kanı dökülürken bu Suudi vicdanı uyuyor muydu? Ülkelerinde, resmi televizyonlarında mezhep fitneciliği yapan, öldürün, kesin diyen salyalı şeyhleri her türlü insanlıktan ve merhametten yoksunken, bu Suudi vicdanı seyahatte miydi? Milyarlarını vicdan ve rahmet terbiyesine harcayacağınıza, dünyanın en cani ve harami katillerini finanse etmeye ve her türlü sofistike silahla desteklemeye harcarken vicdanınız Londra ve Washington'da alış verişte miydi?

Bu tehdit ve mesajlara tokat gibi cevabı filmin rejisörü Necdet Bey verdi: "Bu film ülkem Suriye'yi yıkan herkese cevaptır. Bu filmi Suudililerin milyarları dâhil hiçbir kuvvet satın alamaz. Bu film şehitlerimizin anısına yapıldı. Şehitlerimizin kanı değerli ve satın alınamaz. Bu film silahım ve ondan başka bir silahım yok."

Suudi hanedanlığı "vicdansızları" para ile satın alabileceklerini ve susturabileceklerini biliyorlar. Susturamadıkları zaman, daha önce yaptıkları gibi kiralık katillerini kullanıyorlar. 'Suudi Hanedanlığı Tarihi' kitabının yazarı Suudili Nasır Sait'i 1979 tarihinde sürgünde yaşadığı Beyrut'ta kaçırmışlar ve uçaktan atarak katletmişlerdi. Nasır Sait, Suudi hanedanlığın Arap ve Müslüman olmadıklarını, Vahhabi dininin kurucusu Muhammed Bin Abdulvahhab ile birlikte Yahudi bir nesebe ait olduklarını belgeleri ile ortaya koymuştu. Sait, Suudi hanedanlığın, İngiltere, ABD ve İsrail ile yaşadıkları derin ilişkilerin temelinde bunun yattığını iddia etmişti. Nasır Sait'in eşi Um Cihat 34 senedir "kocamın katili Suudi hanedanlığıdır" demesine rağmen hiçbir tahkikat yapılmıyor.

90 dakikalık bir film Suudi hanedanlığında müthiş bir korku ve tedirginlik yaratmışsa, binlerce saat Suriye'ye karşı propaganda filmleri, diziler, sinema filmleri, stüdyo görüntüleri ve binlerce yalan haber ve makale yaptıranlar, yıkmak istedikleri küfür ettikleri Esad'tan medet umar hale geldilerse, bu filme boşuna "Kumların Kralı" adı verilmedi. Krallıklarını kum üzerine bina edenler kum gibi dağılmaya mahkûmdurlar.

Bessam Abu ABDULLAH - 12 Aralık 2013 - Aydınlık

Son Yazılar