mehmet yuva225

Suriye savaşları ve Dürziler!

Modern tarihte Dürzilerin Şam coğrafyasında (Suriye, Lübnan, Filistin (İsrail), Ürdün) sahasında tekrar ehimmiyetli konuma geldikleri dönem,

Birinci Cihan Harbi esnasında bölgeye musallat olmaya başlayan İngiliz-Fransız işgali sürecinde daha net ortaya çıkmıştır. Şam coğrafyasına dayatılan bölünme neticesinde Dürziler dört ayrı parçada farklı sultalar altında yaşamak zorunda kaldılar.

İngiliz kaması!

Filistin Şam coğrafyasından koparılıp, İngiltere'nin mutlak kontrölünde İsrailleşirken, Dürziler'in Filistinliler ile dayanışma içinde olmamaları için siyasi imtiyaz paketi sunulur. Buna binaen önce İngiliz koruması ve desteğine haiz olacakları yönünde garantiler verilir. Küçük bir bölüm İngilizlere karşı Arapların yanında "kurtuluş savaşına" katılmış, amma ve lakin büyük bir kesim Dürzi dini otoritenin talebi üzerine bu çatışmada "tarafsız" bir tutum içinde olmuşlardır. Filistin sahasında etkili olmaya başlayan "Yahudi" sermayesi ve siyasi-askeri nüfuzu Dürziler ile yakın ilişkiler kurmuşlardır. "Dürzilerin Arap kökenli olmadıkları ve kendilerine has inançları ile İslami topluluğun parçası olmadıkları" ve hatta "Yahudiler ile akraba oldukları" yönünde propaganda çalışmaları hız kazanmıştır.

İsrail kullanmaya çalışıyor!

1948'de ilan edilen İsrail devletinin Araplara karşı sistematik "soykırım ve zorla göç" politikaları Dürziler'i kapsamamıştır. Tersine, İsrail onlara geniş imtiyazlar tanımış ve "Yahudi topluluğu dışında en imtiyazlı" toplum statüsünde kabul etmiştir. İsrail ordusunda görev almaları ve önemli merkezlere gelmeleri sağlanmıştır. Şubat 2007 tarihinde Dürzi asıllı siyasetçi Majalli Wahbi Cumhurbaşkanlığı makamını vekaleten temsil edebilecek yetkiye bile haiz olmuştur. İsrail'in Araplarla yaptığı savaşlarda, İsrail'in desteklenmesi için çalışmalar yapan Dürzilerin varlığına rağmen konunun hassasiyetinden dolayı diğer üç parçada yaşayan Dürziler bu çağrılara sıcak bakmamışlardır. İsrail dün olduğu gibi bugün de Dürzileri istihbarat alanında etkili kullanmaktadır. Bölgenin fizyolojik ve sosyolojik yapısına benzemeleri, Arapça ve İbraniceyi çok iyi bilmeleri, diğer üç parçada yaşayanlarla akrabalık veya itikadi bir alaka içinde olmaları onları bu iş için çok uygun potansiyel aday yapmaktadır.

Siyonist politikaya karşılar!

Bütün bu gerçeklere rağmen, İsrail'in özellikle Lübnan ve Suriye düşmanlığına prim vermeyen, İsrail'in ırkçı, mezhepçi ve yayılmacı zihniyeti ile kavgalı "İsrailli" Dürziler mevcuttur. Halen devam eden Suriye krizinde Suriye Dürzileri ile Suriye'den 1967 de işgal edilen Golan bölgesinde halen yaşayan Dürzileri Suriye devletine karşı isyan etmeleri için teşvik etmesine rağmen Suriye Dürzileri bu isteği ret etmişlerdir. İsrail'de bugün takriben 150 bin Dürzi yaşmaktadır. İsrail'in işgali altındaki Suriye Golan bölgesinde varlıklarını sürdüren Dürziler İsrail vatandaşı olmayı ret etmiş ve bütün imtiyaz ve baskılara rağmen Suriye vatandaşları kalmakta ısrar etmişlerdir.

Lübnan'da Hizbullah'ın yanında!

Lübnan 1926 Fransız işgali döneminde Fransa'nın dayattığı yeni Lübnan anayasası ile Şam coğrafyasından siyasi olarak koparıldı. Anayasanın en önemli özelliği, toplumu etnik ve mezheplere göre tanımlaması ve siyasi nizamı buna uygun tanzim etmesidir. Lübnan Dürzileri genelde Suriye ile dostane ilişkiler içinde yer almış, "sosyalist ve sivil" siyasi mücadelenin öncülerinden olmuşlardır. Bu alanda en önemli çalışmalar Velid Canbolat'ın babası Sosyalist İlerici Parti kurucusu ve lideri Kemal Canbolat tarafından ortaya konulmuştur. Lübnan Dürzilerin en etkin iki ailesi ve lideri Velid Canbolat ile Talal Arslan dır. Her iki kesim uzun bir dönem Lübnan Hizbullahı ve Suriye ile ittifak halinde olmuşlardır. Irak işgali ile başlayan yeni süreçte Velid Canbolat cüzdan politikaları ve kanaatince "yükselen yıldızlar" mecrasına uygun davranmaya başlamış, bundan dolayı Hizbullah ve Suriye ile hilafete düşmüştür. Bu aşamadan itibaren sürekli "kaypak" ve "annemi alana amca derim" Arap sözüne uygun hareket etmiştir. Bu durum Lübnan Dürzilerinin ezici çoğunluğunda büyük bir rahatsızlık yaratmış ve Canbolatlara kıyasla daha az nüfuzlu Lübnan Demokrat Parti lideri Talal Arslan'nın siyasi arenada güçlenmesinin önünü açmıştır. Suriye savaşında Lübnan Dürzilerinin ezici çoğunluğu Hizbullah ve Suriyenin yanında yer almaya devam etmektedir.

Fransa'yı reddettiler!

Suriye Dürzileri Şam, Humus, İdlib ve Halep kentlerinde yoğun olarak yaşamalarına rağmen, ezici çoğunluk Suriye'nin Güney bölgesinde Cebel el Arap (Arap Dağı) olarak bilinen mıntıkada Horan ovasında yer alan Sveyda vilayetinde mevcut olan bir topluluktur. Kültürel ve dini haklarını rahat ve özgürce yaşamaktadır. Siyasi vatandaşlık hukukuna uygun olarak diğer Suriye vatandaşlarının hak ve sorumluluklarını paylaşmaktadır. Birinci Cihan Harbi sonrasında Şam'a musallat olan Fransızların 1921 tarihinde sundukları "Dürzilere özerk yönetim" teklifini kabul etmişlerdir. Lakin, Suriye genelinde başlayan ve özellikle "Türkmen" kökenli Suriye Savunma Bakanı Yusuf Azma, Alevi Şeyhi Salih Ali, Hristiyan kökenli İbrahim Hananu ve Sünni kökenli Fevzi Kavukçu ve Kürt kökenki yurtsevelerin Fransız işgaline karşı Suriye için verdikleri bağımsızlık savaşı, Suriye Dürzileri üzerinde etkili olmuştur. Buna binaen, 1925-26 yıllarında Dürzi lider Sultan Paşa Atraş Fransanın "böl ve yönet" politikalarını reddetmiş ve bağımsızlık savaşı için Suriye cephesinde yer almıştır. Bunda dolayı Fransız hava kuvvetleri evine bir saldırı tertip etmiş ve bombalamıştır. Tesadüfen orada bulunmayan Sultan Paşa kıl payı suikastten kurtulmuştur. Bu tarihten itibaren Suriye Dürzileri her daim Suriye'nin birliği ve dirliği için mücadele etmiştir.

Bugün de, Suriye ve Suriye'den işgal edilmiş Golan bölgesinde yaşayan Dürziler, önerilen "imtiyaz ve menfaatlere" rağmen, Suriye ordusunun içinde ve yanında yer almaya devam etmektedir.

Mehmet YUVA - 01 Aralık 2013 - Aydınlık

Son Yazılar