mehmet yuva225 

Dürziler! (Derziler)

Ülkemizde bol keseden telaffuz ettiğimiz tabirler muhtevalarına en az vakıf olduğumuz terimlerdir.

Suriye-Türkiye Akademik İlişkiler genel Koordinatörü sıfatım ile 2002 tarihinde Suriye Yüksek Eğitim Bakanı Prof. Dr. Hassan Rişe ile Türkiye'ye resmi bir ziyaret yapmıştık. Türkiye'deki özel üniversiteleri yerinde incelemek ve bu alanda ülkemizin elde ettiği olumlu ve olumsuz tecrübeleri özel üniversite yasasını tartışan Suriye parlamentosu ile paylaşmak ziyaretin amacıydı. Heyette farklı fakültelerden dekan düzeyinde Suriyeli meslektaşlarım da vardı. Ziyaretimize refekat eden bir de "dürzi"(derzi) mezhebinden bir dekan arkadaşımız vardı. Bakanın Suriyeli olması hasebiyle ve Hassan adını taşıması bizimkilerin zihninde "kesin Müslümandır" algısını yaratmış ve Bakanı Cuma namazına davet etmişlerdi. Hâlbuki Bakan Hristiyan'dı ve diplomatik bir dille davetiyeye icabet etmemişti. İkinci vaka, kaldığımız misafirhanede vuku bulmuştu.

Önyargı!

Her fırsatta rahmetli Kemal Sunal'ın rol aldığı filmleri izlemeyi severim. Filmde Kemal Sunal sıkça kızdığı şahıslara küfür mahiyetinde "Dürzü" diyor, bu da "Dürzü" arkadaşımızın dikkatini çekmiş olmalı ki, kulağıma doğru eğilip: "Hocam Türkiye'de Dürziler var mı?" diye sordu. "Eğer Kemal Sunal'ın kastettiği biçimdeyse evet sayıları az değil, ama senin ait olduğun mezhebi kast ediyorsan ondan hiç yok" dedim. Dürzi meslektaşım çok kızdı. Dakikalarca söylendi durdu.

Bugün en çok Suriye, Lübnan, İsrail ve Ürdün'de varlıklarını sürdüren Dürziler, Venezuela ve Brezilya'da da önemli bir topluluk olarak hayatlarını daim ettirmektedirler. Suriye ve Lübnan Dürzilerinin büyük çoğunluğu ülkelerine bağlı, yüksek derecede misafirperver ve vatan sevdalısı olarak bilinirken, İsrail Dürzileri ile alakalı tedavülde olan malumatlar olumlu değildir. İsrail ordusunun önemli bir kolu olan "Golan Birliği" Dürzilerin yoğun olarak görev yaptıkları bir askeri güç ve Filistinlilere karşı "acımasız" olmalarıyla ünlenmiştir. Genelde İslam akımları arasında "İslam dışı" olarak telakki edilir. Egemen "Sünni" yaklaşım, dışındaki mezheplere ama özellikle Dürzilere karşı önyargılı ve hakikatle bağdaşmayan yaftalar yapıştırmıştır. Şam'a ayak bastığım ilk yıllarda ben de Dürzi toplumunu yakınen tanıma fırsatı bulmuştum. Bana anlatılan bir öykü de Dürzilerin "dana" ya taptıkları, bundan dolayı "dana" etini yemedikleri yönündeydi. Bunun hurefe olduğunu yaşayarak öğrenmiştim. Peki, kimdi bu Dürziler? İnanç değerleri nedir? Özetle ortaya koyalım.

Fatimiler!

7., 8. ve 9. yüzyıl düşünce ve yorum itibariyle İslam tarihinin müşahade ettiği en yoğun "ideolojik" tartışma dönemlerin başında gelir. Muhammed el Habib bugün Suriye'nin Homs vilayetinde bir İslam inanç önderi olarak zuhur etmiştir. Emevi karşıtı olan bu şahıs, Ehlibeyt mensuplarına sahip çıkıyor ve Alevi-İslam anlayışının egemen olması için çaba harcıyordu. Hac mevsiminde Mekke'ye gönderdiği müritleri vasıtasıyla yakın ve uzak diyarlardan gelen Müslümanları etkilemeye çalışıyordu. Onun bu düşüncelerinden en çok Tunuslu Müslüman kabileler etkilendi. Tunus'ta güç kazanmaya başlayan bu düşünce akımı, zamanla büyük bir askeri güce dönüşüp Kuzey Afrika ülkelerinin tümünü saflarına katmayı başardı. Emevilere karşı Mısır'da büyük bir askeri zafer kazanan bu hareketin yeni lideri Ubeydullah bin Muhammed el-Habib ve ünlü komutanı Sicilyalı Cafer, Hz. Muhammed'in kızı ve Hz. Ali'nin eşi Hz. Fatima'ya atfen ve muhabbeten yeni devletin adını Fatimiler olarak isimlendirir. Kahire kenti ile el-Ezher üniversitesini Fatimiler, Batı Arap coğrafyası (Kuzey Afrika), Filistin, Lübnan, Suriye, Ürdün ve Toroslara kadar olan geniş bir coğrafyaya nüfuz etmişlerdir. Fatimiler, halife El-Hakim bi Emrullah ve veziri Hamza bin Ali bin Ahmed döneminde zirveye ulaşmıştır. Bu başarıyı "ilahi" bir tecelli olarak dillendiren Fars diyarından Mısır'a gelmiş ve esas işi terzilik olan Nuştekin el-Derezi (Terzi) işte bu dönemde ortaya çıkar. Halife ve vezirini "Allah'ın yeryüzündeki zuhuru" olarak lanse eder. Halifeyi mest etse de, halkın büyük bir kesimi bu düşünceyi tasvip etmez. El-Derezi'nin bu yorumuna katılanlar zamanla "Derezi" taraftarları anlamına gelen "Dürziler" olarak bilinmişlerdir. Esas inanç, 1021 tarihinde, bazılarının el-Dereziyi onayladığı için öldürüldüğü, bazılarının ise "ortadan kayboldu ve bir gün mehdi olarak dünyaya geri dönecektir", dedikleri halife el-Hakim'in "ilahi" bir vasfa sahip olduğuna inanılmasıdır.

Birleştiriciler!

Mezopotamya, Suriye, Anadolu ve Mısır uygarlıklarının inanç değerleriyle Farisi ve Yunan felsefesi ve dini ritüellerini bağrında yaşatan "Dürziler" ayrıca Musevilik, Hiristiyanlık ve İslam dininin önemli metinlerinden "yeni" bir itikat yaratmışlardır. Alkol, tütün ve domuz tüketimini yasaklayan, (lakin alkol ve tütün dindar sınıfın dışında, yaygın olarak tüketilmektedir) tek eşliliği teşvik eden, kadınların "Dürzi" toplumu dışında evlenmelerini, istisnai de olsa, ölümle cezalandıran, eline, diline ve beline prensiplerini benimseyen, ölen cesetten ayrılan ruhun yeni bir bedende tekrar doğduğuna (reenkarnasyon) inanan, zeka(yeşil) , ruh (kırmızı), kelime (sarı), gelenek (mavi) ve içkinlik (beyaz) olarak sembolize edilen beş ana yıldızın (ilke) temsilcileri Ukkal yani "akıllılar" tarafından Resail el-Hikma (Hikmet Risaleleri) olarak bilinen kitabın ihtiva ettiği ve halen büyük bir bölümü bilinmeyen kurallar dizelgesi tarafından yönetilen "Dürziler" veya Suriye'dekilerin adlandırmasıyla "el-Muvahhadun" (tevhidçiler-birleştiriciler) zengin coğrafyamızın ilginç ama önemli bir rengi. Biraz Arap, biraz Türk, biraz Kürt, biraz Farisi, biraz Kafkas olan "Dürziler" bu toprağın binlerce yıllık geleneklerini günümüze taşıyan nadide bir varlık. Gelecek makalede Emperyalizm projelerinde "Dürziler" ve günümüzde Derezilerin bölgesel meselelerde ortaya koydukları siyasi duruşu paylaşacağız.

Mehmet YUVA - 24 Kasım 2013 - Aydınlık

Son Yazılar