mehmet yuva225

Dünyanın kalbi Hatay’da atar!

Stratejik önemi yüksek olan İskenderun coğrafyası ve körfezi, önümüzdeki yerel seçimlerde Erdoğan-Davutoğlu iktidarı tarafından muhakkak alınmak istenen Hatay’daki ilçelerimiz arasında liste başıdır.

Barzani sermayesinin ve yabancı müteşebbislerin İskenderun ve Mersin bölgelerine özel bir ilgisi var. İskenderun, Şam coğrafyasının (Anadolu, Suriye, Lübnan ve Irak) kalbidir. Batı ve İsrail’in uzun zamandır arzuladıkları, yurtsever-devrimci Kürt kardeşlerimizin onurlu tarihi ile bağdaşmayan, İkinci İsrail “Büyük Kürdistan” Projesinin merkezinde İskenderun vardır. Kurulması planlanan “İkinci İsrail”in dünyaya açılan penceresidir. Bu bölge çok zengin petrol ve doğal gaz yatağıdır. Suriye ve Irak’ta mevcut olan tekfiri dini-dar terör gruplarını silah, uyuşturucu ve harami cinayet şebekeleri ile besleyen ana güzergâhtır.

İskenderun limanı özelleştirildi. LimakPort holding tarafından işletiliyor. TCDD İskenderun Limanı’nın işletme hakkının, Limak tarafından 30 Aralık 2011 tarihinde 36 yıl süreyle devralınmasının ardından, LimakPort İskenderun, Doğu Akdeniz’in en büyük en önemli konteyner limanı olacak. Limak Holdingin başında “başarılı” bir müteşebbis var: Nihat Özdemir, 1950 Diyarbakır doğumlu. Koç burcundan. Limak AŞ’yi 1976’da kurdu. Yani henüz 26 yaşındayken.

Ben de Koç burcuyum. Bu yaşıma geldim, beş yabancı dil ve dört kıtada üniversite okudum, okuttum, amma ve lakin AŞ’yi ancak reklam panolarında görebildik. Tabi ki, Allah’ın işine karışılmaz. Kimine para, kimine ilim verir. Öyle de kazın ayağı öyle değil.

Barzani ve İsrail bağlantısı!

Limak Holding aynı zamanda İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın hissedarlarından. Nihat Özdemir 17 sene Fenerbahçe Kulübünün başkanvekilliği görevini yaptı. 25 Ağustos 2011’de bu görevinden istifa etti. 2002-2004 yıları arasında Türkiye Müteahhitler Birliği’nin başkanlığını da yapan Nihat Özdemir, uluslararası alanda ve ülkemizde faaliyet gösteren derneğin aktif üyesi.

Nihat Özdemir medya sektöründe de zuhur etti. Akşam Gazetesi ve SKY 360 televizyonunu Kolin-Cengiz ortaklığı ile birlikte satın aldı. Türkiye’nin en değerli gazete markalarından sayılan Akşam, Alem FM ve SKY için biçilen 60 milyon doların çok düşük bir rakam olduğu iddialarına ise Nihat Özdemir, “Valla bana çok pahalı geliyor” karşılığını vermişti. AKP iktidarı ile birlikte “Yürü ya kulum” mübarek söyleminden nasibini en çok alanlardan olmuştur.

Yerel kaynaklar, Nihat Özdemir Bey’in holdingleşme serüvenini Barzani ve İsrail bağlantılarına borçlu olduğunu iddia etmektedirler. İskenderun hassas bir bölge ve komplo teorilerine yol veren gerekçeler yığınladır. Sayın Özdemir’in bu husus ve iddialarla alakalı yapacağı açıklama çok yararlı olacaktır. Barzani ve İsrail ile ortak yatırımları var mıdır? Var ise, bu yatırımlar hangi alanda ve hangi bölgelerdedir? Özelleştirmeden sonra, İskenderun limanı Libya bandıralı silah kaçakçılığı yapan “İntisar” adlı gemiye de ev sahipliği yapmıştı. Geminin Suriye’deki terör gruplarına her türlü silahı ve militanı taşıdığı iddia edilmiş, gemi daha sonra Marmara Denizi’nde silah yüklüyken polisimiz tarafından el konulmuştu.

Bütün bunlar hasıl olurken İskenderun’da en önemli siyasi aktör olan CHP’yi besleyen mahalle ve büyük beldeleri İskenderun merkezinden ayırıp Arsuz belediyesine bağladılar. Ağırlıklı olarak AKP oylarının bolca olduğu uzak köy ve beldeler İskenderun merkeze bağlandı.

Liman yeniden kamulaştırılmalı!

Bu önemli ilçemizde limanımızın özel konumundan çıkartılıp tekrar devletin kontrolünde çalışıp denetlenebilmesi için bölgenizin farklı siyasi aktörleri, CHP, MHP, İşçi Partisi, TKP, ÖDP, HKP, SP, DSP, HEPAR ve sivil toplum örgütleri güçbirliği yapmalıdır.

Bu yapılmaz ise kaybeden sadece İskenderun olmayacak. Kaybeden bölgemiz olacak. Genelde Hatay’da, özelde İskenderun’da mevcut olan tekfiri, dini-dar oluşumların bölgemizden kovulması ve Hatay’ımızın geleneksel barışı, huzuru ve kardeşliği için bu güçbirliği muhakkak tesis edilmelidir.

4. Yüzyılda yaşamış Antakyalı Libanius, “Melekler, tekrar yeryüzüne inmeye karar verirlerse, Antakya’ya inecekler” demişti. Asıl adıyla Michel de Nostredame (14 Aralık 1503, Saint- Rémy-de-Provence - 2 Temmuz 1566, Salon), yani babasının ataları İsaşar adlı Yahudi kabilesinden gelen “kâhin” Nostradamus’un Amik Ovası’nın kan gölüne dönüşeceğini öngördüğünü iddia edilir. Herhalde su yerine kanla dolsun diye Amik Gölü’nün suyunu bunun için boşalttılar. Kahinin öngörüsü yerini bulsun diye mi, onlarca ülkeden Amik Ovası’na en harami, en cani mahlukları topladılar? Kim bilir, belki de Reyhanlı’yı bunun için kana buladılar.

Benim de naçizane kehânetimdir. İskenderun, bütün bu şerleri def etme gücüne sahiptir. Ve İskenderun tekrar yeryüzüne indiklerinde meleklere ev sahipliği yapabilecek kadar huzurlu ve bereketli olabilir. Amik Ovası kanın değil suyun bereketiyle tekrar göl olur. Ve artık burayı güzergâh olarak kullanamayan gökkuşağı renklerinde kuşlar belki tekrar gelebilir.

Mehmet YUVA - 29 Eylül 2013 - Aydınlık

Son Yazılar