eren erdem225

Postmodern diktatörlüğün tezleri...

Efendim biz darbelere karşıyız.

Peki neden 12 Eylül darbesinin “anafikri” olan seçim barajına karşı değilsiniz? E çünkü biz “istikrar” istiyoruz. Nasıl yani?

İstikrar bahanesiyle, kitlelerin seçim ve tercihlerini programlamak “diktatörlüktür”. Efendim, koalisyon mu istiyormuşuz? Hani söz milletin idi? Koalisyon ise koalisyon. Siz milletin iradesine nasıl ket vurursunuz? İnsanların tercihlerini nasıl belirlersiniz?

Seçim barajı, faşizmin en temel dayanakları bunlar. Bu dayanaklar etrafında propaganda yürütüyorlar. Seçim barajı istikrardır. Seçim barajı koalisyonlara karşıdır gibi.

Ne hikmetse, Kenan Evren de böyle düşünüyordu. Kenan Evren’in ideolojisinin halen iktidarda olduğunu görmek, ne kadar büyük bir kandırılmışlıkla aldatıldığımızın resmi değil mi?

Bu baraj kalkacak! Kalkmalı! Bu demokrasinin işlevselliği açısından hayati bir durumdur.

Geniş temsiliyetli meclis!

Seçim barajı demek, “oylar bölünmesin saçmalığı” demektir. Oylar bölünmesin diye AKP’ye giden oyların yanı sıra, baraj altı kalan partilerin sandalyelerinin gasp edilmesi demektir. Milletin iradesini tümüyle yansıtmayan bir iktidar, nasıl millet adına anayasa yapabilir? Böyle bir iktidar gayri meşrudur. Anayasa yapamaz.

Seçim barajı kesinlikle kalkmalıdır. Tümüyle sıfırlanmalıdır. Her siyaset mecliste temsil edilmelidir. Eğer bu bir koalisyonu zorluyorsa, siyasetler böylece müzakere etmeyi öğreneceklerdir. Siyasetlerin müzakeresi, toplumsal müzakereyi beraberinde getirecek, barış tesis edilecektir.

Keza bunun olabilmesi için her siyaset temsil edilebilmeli, geniş temsiliyetli bir meclis kurulmalıdır. Bunun tek yolu “seçim barajının kalkmasıdır”.

Seçim barajı kalkmadığı sürece, AKP’nin anayasa girişimleri mutlak manada mutlakiyetçi bir totaliterizm olarak algılanmalı ve karşı çıkılmalıdır. Anayasayı kurucu meclisler yapar. Kurucu meclis; halkın meclisidir. Halkın meclisi olabilmek için, barajı kaldırmak gerekir. Halkın kendi tercihleriyle orada olmasının önü, mutlak manada açılmak zorundadır. Aksi takdirde, postmodern diktatörlük, karşısında halkı bulmaya devam eder!

İktidar hedefi!

Bu barajın kalkması talebi, Gezi direnişinin en etkin ve demokratik talebidir. Nesneldir, gerçekçidir, uygulanabilirdir. Dolayısı ile bu talep gündeme oturtulmalıdır. Böylece, Gezi direnişinin “bileşenleri arasındaki” politik tartışmalarla harcanan vakitten kurtulup, esas zemine; parlamenter zemine yürümek ve tartışmaların orada gelişmesine katkı sunmak gerekir.

Keza, forumlarda yürüyen tartışmalar; iktidar gücünü hedeflediği ölçüde değişim üretebilir. Aksi takdirde, müspet bir netice alınamaz.

Bu manada, demokratik zeminde en nesnel talep; “12 Eylül darbesinin anafikri olan seçim barajının kaldırılmasıdır”.

Bu baraj mutlak manada kaldırılmadıkça, muktedirin “diktatörlüğüne itiraz” en doğal haktır.

Komikleşmeyelim, darbeci diye andığınız Gezi direnişçileri; “demokrasi istiyor”. Katılım ve temsiliyet istiyor. Demokrat diye andığınız İktidar ise, 12 Eylül mirasına sığınarak rejimini oluşturuyor. Bu tehlikeli otoriter istibdat rejimine itiraz, en demokratik hak ve eğilimdir. Bu gerçekliği, nefesle söndüremezsiniz ey AK süvariler.

Evde, sokakta, okulda, sanal ortamda...

Her yerde gündemde tutmalı;

12 Eylül despotizminin seçim barajı kaldırılsın! Gerçekten demokratik Türkiye için, halkın iradesine saygı!

Haftasonu Mersin ve İzmir’deydim. Mersin ve İzmir halkının sıcaklığı ve samimiyeti nedeniyle, kendilerini en içten duygularla selamlarım. Tekrar görüşmek temennisi ile.. Esenlik olsun.

Eren ERDEM - 17 Eylül 2013 - Aydınlık

Son Yazılar