ayni bagin guluyuz biz tayyip kilicdaroglu225

CHP 90 yaşında bunları bir düşünsün!

90 yıl ayakta kalabilmiş partiler dünyada azdır.

Bir ülke kuran partiler de  (bazı komünist partiler hariç) dünyada çok azdır. CHP'yi yönetenler ve parti üyeleri de hiç unutmamalı: CHP Türkiyeyi kurmuştur. Nasıl dünya siyasi tarihinde kendine özgü bir devrim yapmışsak, CHP'de kendine özgü, Türkiye'ye özgü önemde bir partidir. Türkiye Cumhuriyeti (Nam-ı diğer TC!) bir kaç küçük burjuva devrimcilerince -Arnold Toynbee'nin deyimiyle- "Batıyı taklit ederek" kurulmuş bir cumhuriyettir. Öyle batılı anlamda kendi iç dinamiğiyle, sınıfların zorlamasıyla yaratılmış bir burjuva demokratik devrim değildir. Ama müthiş, mucize bir devrimdir ve Anadolu için tanrının gönderdiği bir lütuftur.

CHP'yi bu temel üzerinden değerlendirmek gerekir.

Bir ulus kurmak kolaydır. Ama yaşatmak zordur. Bir ulusun yaşaması, hep canlı kalması için içinde hem ideolojik hem sınıfsal güçlerin demokratik olarak konumlanması ve bunların birbiriyle mücadele etmesi gerekir. İlerleme bu "ilerici-gerici" tarihsel mücadelesinin ivmesiyle -ve hep ilerici kanadın başarılı olmasıyla!- mümkündür. Bir ülkede sınıf mücadelesinin siyasal/ideolojik alandan uzaklaşması demek o ülkenin ulus olma özelliğini (Afganistan, Irak, Arabistan vs.) yitirmesi anlamındadır.

CHP bu açıdan bir laboratuvardır ve küçük burjuva devrimcileri, bu amaçla önce ülkede çağdaş sınıfları, çağdaş bir eğitim ve çağdaş bir hukuk içinde oluşturmaya, kendi kapitalizmimizi inşa etmenin temellerini atmaya çalışmışlardır.

Dünyada üç tür uluslaşma mücadelesi sürmektedir :

1- Uluslaşmasını tamamlamış (laik eğitimi, çağdaş hukuku, etnik/mezhepsel sorunlarını ve kapitalizmi bir daha geri gelmeyecek biçimde kurmayı/çözmeyi başarmış AB ABD gibi) ülkeler.

2- Uluslaşmasını tamamlayamamış (Türkiye, Mısır, İran, Ukrayna, Moğolistan, Azerbaycan vs.) ülkeler.

3- Uluslaşmayı kafalarından geçiren, ulusal devlet kurmaya çalışan halklar (Kürtler, Beluciler, Çeçenler, Abhazlar, Uygurlar vs.).

Türkiye uluslaşmaya çalışan bir ülkedir. Emperyalizm ise, darbelerle, işbirlikçi "medya" organlarıyla, elindeki tüm güçlerle sabah akşam kafamıza gözümüze vurarak bize bunun beyhude bir çaba olduğunu inandırmaya çalışmaktadır. ("Ulusalcılık" diye siyasal literatürde hiç olmayan uydurma bir kavramla küfür niyetine suçlama yalnızca bizim gibi ülkelerde -belki de yalnızca bizde!- bunun için icad edilmiştir!)

ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR'İN ANIMSATMASI!

Şevket Süreyya Aydemir, CHP'nin kuruluş yılları ve iktidar yıllarındaki heyecanı Kadro dergisinin 1932 sayılı 2. sayısında şöyle anlatmaktadır:  İnkilâp yapan ve bir inkılâp içinde yaşıyan cemiyet, durgun bir cemiyet değildir. Çünkü bir inkılâp nizamında, evvelâ cemiyetin bünyesi kül halinde bir hareket içindedir. (...) İşte, şimdi Türkiye böyle bir inkılâp içindedir. Türk cemiyetinin bünyesi kül halinde bir istihale yaşıyor. Geri teknikten, ileri tekniğe, geri cemiyet müesseselerinden ileri cemiyet müesseselerine doğru, her gün biraz daha derinleşen sert bir cidal, hiç durmadan yürüyor. Bu cidal arasında, bir taraftan eski yarı müstemleke ve kapitülâsyon rejiminin bakiyeleri, diğer taraftan eski otokratik ve teokratik müesseselerin enkazı, psikolojilerile, nazariyelerile, hülâsa bir cemiyet mücadelesinin bütün vasıtalariyle, her tarafta Yeniye, yani inkılâbın getirdiğine ve temsil ettiğine karşı, keskin bir mukavemet içindedir. Hepsi de inkılabımızın olduğu yerde donmasını ve bütün fütühatımızın inkâr edilerek, inkılâp nizamımızın bir durgun cemiyet gibi durulmasını beklerler.

EMPERYALİZMİN CHP'YE İLGİSİ!

Bugün ABD elçiliğinde CHP için özel bir masanın on yıllardır kurulu olduğunu, bu masadan her hareketinin adım adım izlenip yönlendirilmeye çalışıldığını herkes bilmektedir. CHP'nin ideolojik olarak özgünlüğünü, ulusallığını, Türkiye topraklarından çıkmışlığını kaybettirmeden, “Milli Kurtuluşçu”luktan uzaklaştırmadan, CHP'nin rızası olmadan ülkede köklü değişiklikleri yapamayacaklarını bilmektedirler. CHP tarihindeki “ortanın solu”,  “sosyal demokrat” parti gibi kaymaların nedenini fazla uzakta aramaya gerek yoktur.

İNÖNÜ'NÜN UYARISI!

1960’lı yılların ilk yarısında İsmet Paşa adeta özeleştiri gibi şunları söylemiştir:

“Daha bağımsız şahsiyetli dış politika izlenmesini istiyorsunuz. Herkes aynı şeyden bahsediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havale edeceğim. Onlar etraflı çalışmalarını yapacaklar, tekliflerini hazırlayacaklar. Yapabilirler mi bunu?... Hepsinin etrafında uzman denen yabancılar dolu. İğfal etmeye çalışıyorlar, muvaffak olamazlarsa, işi sürüncemeden bıraktırmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar. Bir görev veriyorum. Neticesi bana gelmeden Washington’a gidiyor. Sonucu memurumdan önce sefirden öğreniyorum. Böyle mi teslim ettik biz devleti…

Peygamber edasıyla ile size dünyaları vaad ederler, imzayı attınız mı ertesi günü gelmişlerdir. Ondan sonra sökebilirsen sök… Gitmezler. Ancak bu meselenin üstüne vakit geçirmeden eğilmek lazım. Yoksa ne bağımsız dış politika, ne bağımsız iç politika güdemezsiniz. Havanda su döğersiniz. Fakat zannetmeyin ki kolay bir iştir. Savuşturulan iki üç badire bunun yanında hiç kalır. Teşebbüs ettiğimizde başımıza neler geleceğini kestiremem.”

(Nevzat Üstün, Türkiye’deki Amerika, s.22–23–24).

ABD emperyalizminin bugün çok daha fazla "içselleştiği"ni söylemek için Mahir Çayan olmaya gerek yok; Mustafa Yıldırım'ı okumak yeter: Yüzlerce vakıf ve Sorosçu örgüt Türkiye'de cirit atıyor!

Türkiye'de emperyalizmin ilişkileri üzerine binlerce kitap yazılmış, binlerce devrimci bu gerçeği açığa çıkarmak için toprağa düşmüştür.

BİZİ CHP TABANI İLGİLENDİRİYOR!

Ne var ki devrim devrimdir ve bunca gerici/emperyalist çullanma, bunca darbe, bunca işkence, bunca Silivri, bunca Gezi varsa Türkiye'de uluslaşma süreci sağlıklı olarak devam ediyor, edecektir demektir. Unutmayalım ki 1879 devriminden 10 yıl geçmeden Napolyon iktidara gelmişti. Türkiye halkı bütün demokratik haklarını 1923 ve 1961 devrimlerine borçludur. Türk sağı, "demokrasi" filan bu yolla tek bir kazanımımız yoktur. "TC" -ve CHP- gerici iktidarın, karşı devrimin en örgütlü yapısının gerçek yüzüyle yeni tanıştı. AKP iktidarları döneminde -özellikle kaset komplosuna dek- en acımasız saldırıların her allahın günü "medya" bulaşıkhanesinden CHP'nin üzerine boca edilmesi, bu sonsuz, bıktırıcı kin boşuna değildir.

Hele CHP yönetimlerinde bunca oportünist tavır, bunca "arayış"a karşın "emperyalizme karşı mücadele içinde mayalanmış ve vücut bulmuş bir toplumsal kesim"in partiyi oluşturan ana kütle olarak kalabilmesi bizim için altın kıymetindedir. Türkiye'yi dibe vursa da bu toplum kesimi üzerinden yeniden ayağa kaldırmak olanaklıdır!

Emperyalist gerici kamp bu kitleyi ne kadar geride tutmaya, etkisizleştirmeye çalışıyorsa biz de o denli bu kitleyi korumalı, kollamalı ve değer vermeliyiz. Genellikle gözden kaçan bir olgu vardır: 12 Eylül darbesinin en önemli hedefi alevi yurttaşlarımızdı! Yalnızca Muzaffer İlhan Erdost'un dikkat çektiği bu nokta olan CHP-Alevi yurttaş kaynaşması emperyalizmin en korktuğu mayadır. CHP'nin 70'lerin ortalarındaki bu gücü emperyalizmin uykularını kaçırmıştı.

İşte bu nedenle ilerici, demokrat, sosyalist hiç bir kesim, CHP yönetim(ler)inin durumuna bakıp, “bize ne, beter olsunlar" deme lüksü içinde olmamalıdır. CHP'nin çok büyük bir kısmının sınıfsal konumları, kültürel ve ideolojik yapıları nedeniyle Tam bağımsız Türkiye ve demokrasi mücadelesinde yer almaları gerektiğini hepimiz biliyoruz. Halk dediğimiz, onurlu, dürüst, emekçi, yurtsever emekçi ilk elde ulaşabileceğimiz geniş kitlenin en büyük kısmını CHP’ye oy veren kesimin oluşturduğunu unutmamak gerekmektedir. O kesimin ilerici, demokrat çizgilerini koruması Türkiyenin varlığı için çok önemlidir.  

CHP TABANI CHP YÖNETİMİNDEN NE İSTİYOR!

Bizce pek fazla bir şey istememektedir. "Bunlara oy versek AKP'den farklı ne yapacak?" kuşkusunu dağıtsınlar yeter. Bunun için yalnızca dik durarak kitleye güven vermek bile yeter; mitinge onca kayıkçı döğüşü demece filan gerek yoktur.

Rahmetli Necdet Calp tavrına gereksinim vardır!

Yaşar Kemal'in müthiş anlatımıyla, "Bunu söyledi başkaca bir şey söylemedi" inadıyla,

"1- İktidara geldiğimizde tek yasa çıkaracağız: 'AKP döneminde çıkan tüm yasalar iptal edilmiştir!",

2- Sattıkları her şeyi geri alacağız!,

3- Ülkeye karşı suç işleyen herkesi yargılayacağız!" kararını yineleyip durmak Türkiyeyi ayağa kaldırır.

iktidara gelebilmek ve devrimleri sürdürebilmek için "başkaca" onca laf etmeye gerek duymayan yöneticilere gereksinim vardır.

Unutmayalım ki biz -bu gerçekler ışığında- CHP'yle ilgilen(e)mezsek, birileri CHP'yle fena halde ilgilenmektedir!

Ahmet YILDIZ - 10 Eylül 2013 - Odatv

Y   o   r   u   m   

Misafir - Nilgün - 2013-09-11 16:24:00

ABD uşağı sorosçu, fetullahçı, kürtçü, liberal bozuntularını, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarını partiden uzaklaştırmak ilk adım olmalıdır. Bunun için de CHP tabanı gerekirse genel merkez önüne çadır kurmalı ve bu hain güruh o binadan çıkarılıncaya kadar da beklemelidir! CHP ye de acilen bir "Taksim" direnişi gerek!!

Son Yazılar