mustafa kemal yuruyusu deniz gezmis225

'Maskeli Sol'un Kemalizm iftiraları! 

Her alanda olduğu gibi siyasal alanda da Türkiye bir gariplikler ülkesi.

Türkiye siyasetinde özellikle son yıllarda bir kısım çevreler tarafından sol adına, solun evrensel değerleriyle alakası olmayan fikirler ortaya atılıyor. Kendilerini sol-sosyalist olarak tanımlayan bu çevrelere göre Türkiye'de solun gelişmesinin önündeki en büyük engeli, Kemalizm düşüncesi ve Kemalist kitleler oluşturuyor.

Bu çevrelerin siyasi anlayışına göre ''Türkiye solu, Kemalist düşünceden ne kadar uzaklaşırsa, Türkiye'de sol o denli güçlenir.''

Ne hikmetse AKP iktidarından sonra sayıları hayli artan bu çevrelerin '' Kemalizm'' karşıtlığının nedenleri arasında ağırlıklı olarak şu tespitler yer alıyor :

1) Kemalizm'in bir oku milliyetçiliktir. Bu nedenle Kemalizm, sol ile bağdaştırılamaz. Çünkü sol enternasyonalisttir.

20. yüzyıl Sosyalist Devrimler ve Ulusal Kurtuluş Devrimleri çağıdır. İşçi sınıfının güçlü olmadığı Kurtuluş Savaşı Türkiye'sinde devrimin önderliğini asker-sivil-aydın zümrenin mensubu bulunduğu küçük burjuvazi yapmıştır. Bu tarihsel bir zorunluluktur ve sol açısından ilerici bir harekettir. Emperyalist Batı'nın işgaline karşı bir ülkede feodalizmin tasfiye edilmesi ve ulus-devlet inşası, sosyalizme ters değil aksine sosyalizmin şartlarını oluşturacak bir düzenin inşasıdır. Bu nedenle Kemalizm'in milliyetçiliği, ırkçı ve şoven bir anlayışı değil, ulus bilinci yaratması açısından bütünleştirici ve ilerici bir anlayışı temsil etmektedir.

2) Atatürk bir sosyalist devrim gerçekleştirmemiştir. Sosyalist değildir. Bu nedenle Kemalist düşünce sol karşıtıdır.

Dönem şartlarını tarihsel olarak iyi analiz edememekten kaynaklanan bu yoruma da sık sık rastlamaktayız. Sosyalizm koşullarının oluşmadığı bir ülkede Atatürk'ün sosyalist bir devrim yapması zaten olanaklı değildir. Böyle bir beklentiye girip eleştiri yapmak, saflıktır.

Ayrıca Kemalist düşüncenin 1923-1938 arasına hapsedilmesi Kemalizm'in devrimcilik ilkesiyle çelişmektedir. Ahmet Taner Kışlalı'nın da ifade ettiği gibi ''Kemalizm, geçmişin bekçiliği değil geleceğin öncülüğüdür.''

3) Atatürk döneminde çok partili rejime geçilmemiştir. Bu nedenle Atatürk diktatördür. Kemalizm de bu diktatörlüğü simgeleyen düşüncedir.

Kimilerince dile getirilen bu yoruma karşı Atatürk dönemindeki Türkiye – SSCB ilişkilerini örnek gösterebiliriz. Kurtuluş Savaşı'nın başından itibaren SSCB – Türkiye dostluğu Atatürk'ün ölümüne kadar sürmüştür. Dünyada sosyalizmin en büyük teorisyenlerinden SSCB lideri Lenin'in, faşist ve gerici bir lidere silah ve para yardımı yapmayacağını da düşünmek gerekir. Aksine Lenin, Mustafa Kemal'i açık bir şekilde Kurtuluş Savaşı'nda desteklemiştir. Türkiye'ye silah ve para yardımı yapmıştır.

4) Atatürk'ün yaşadığı dönemde izlediği iktisat politikaları sol için uygun değildir. İzmir İktisat Kongresi'nde alınan kararlar sol ile çelişir. Bu nedenle Kemalizm'in günümüz solunda geçerliliği yoktur.

Atatürk'ün İzmir İktisat Kongresi ile başlayan milli ekonomi politikası 1929 buhranı sonrasında Devletçiliğe yönelmiştir. Atatürk'ün ölümüne dek süren devletçi politikalar, Atatürk'ü sosyalist yapmayacağı gibi, onu sosyalizm düşmanı da yapmayacaktır. Aksine Atatürk'ün başlattığı devletçiliği, günümüzde Türkiye için kapitalist olmayan bir kalkınma yolunu açması adına yeniden geliştirmek gerekmektedir. Bu da sol ekonomi politikalarıyla mümkündür.

Bu ve benzeri tespitlerle günümüzde sol adına Kemalizm karşıtı bir karalama kampanyası başlatıldığını görüyoruz. Bilindiği gibi Türkiye'de meşru zeminde sosyalizm, 27 Mayıs'ın getirdiği 1961 Anayasası'nın yarattığı özgürlük ortamı sayesinde ortaya çıkmıştır. Bunu sosyalist çevreler hiçbir zaman inkar etmez. Cumhuriyet döneminden 1960'lı yıllara kadar illegal olarak yaşayan sosyalist hareket 1961 anayasası ile beraber yasal düzlemde var olmuştur. Bu sayede bir grup sendikacı tarafından kurulan Türkiye İşçi Partisi seçimlere katılmış ve TBMM'de ilk defa sosyalizmin temsilciliği yapılabilmiştir. Bugünün AKP merkezli karşı-devrimcilerinin 27 Mayıs ve 1961 Anayasası düşmanlığını bir kenara bırakırsak sosyalizme meşru zemin kazandırması açısından 1961 Anayasasını ilerici bir hamle olarak sayabiliriz. Bununla birlikte dönemin aydınlarının da etkisiyle Türkiye İşçi Partisi'nde zamanla iki akımın ortaya çıktığını görmekteyiz. Sosyalist Devrim ve Milli Demokratik Devrim denen bu iki akım TİP içinde şiddetli tartışmalar yaratmış ve Türkiye'de sosyalist çevrelerin ikiye bölünmesine yol açmıştır. Sosyalist devrimi savunan kadrolar Türkiye'nin Atatürk dönemi ile milli demokratik devrim aşamasını tamamladığını iddia ederken, milli demokratik devrimi savunan kadrolar ise Türkiye'nin halen milli demokratik devrim rotasında olması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Hatta sosyalist çevreler arasındaki bu teorik farklılaşma, zamanla bazı sosyalist grupların silahlı mücadele yöntemini seçmelerine neden olmuştur. Milli Demokratik Devrim tezini savunan Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan gibi dönemin öğrenci liderleri kendi silahlı örgütlerini kurarak, şiddet metotlarıyla siyasi mücadele verdiler.

Burada asıl sorgulanması gereken konu şudur. Yukarıda kısaca bahsettiğimiz Türkiye İşçi Partisi ağırlıklı ortaya çıkan Türkiye sosyalist hareketi, hiçbir zaman Mustafa Kemal'i ve Kemalizm'in ilerici rolünü reddetmemişken, bugün 2013 Türkiye'sinde sol adına bazı çevrelerin anti-kemalist propagandayla ortaya çıkmaları sol çevreyi bölmekten başka ne amaç taşımaktadır? Yoksa birileri zamanında 68 kuşağının gerçekleştirdiği Kemalist-Sosyalist ittifakın bugün tekrar ortaya çıkmasından mı korkmaktadır?

Bugünün Türkiye'sinde sosyalist kadrolar ile Kemalist kadrolarının emperyalizme karşı işbirliği yapması gerekirken, bazı çevrelerin ortaya çıkıp bu iki hareketi birbirine düşürmeye kalkması endişe vericidir.

Yine kendisini sol olarak gören bu anti-kemalist çevrelere sormak gerekir.

Başta Deniz Gezmiş olmak üzere milli demokratik devrim tezini savunan yüzlerce öğrencinin gerçekleştirdiği ''Samsun'dan Ankara'ya bağımsızlık için Mustafa Kemal yürüyüşü'' neyin göstergesidir?

Mahir Çayan'ın yazılarında sıkça Kemalizm'in devrimci milliyetçi, antiemperyalist bir isyan bayrağı olduğunu belirtmesi neyin göstergesidir? Türkiye İşçi Partisi'nin parti programında Atatürk gençliğine çağrı yapması ve Atatürk gençliğinin tarihteki ilerici rolüne atıfta bulunarak, gençliği sol mücadeleye çağırması neyin göstergesidir?

Daha binlerce örnek sayabiliriz. Türkiye'de sosyalist hareket her dönemde tam bağımsızlıkçı, emekten yana, Kemalist kadroları müttefik olarak görmüştür. Birlikte mücadele edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kemalizm'in anti-emperyalist, anti-feodal, tam bağımsızlıkçı çizgisi Türkiye sosyalist hareketinin de çizgisidir. Bu açıdan bugün anti-kemalist propaganda yapan düzen solcularına itibar etmemek, solu tarihe ve günümüz şartlarına bakarak doğru perspektiften yorumlamak gerekmektedir. Neo-liberallerin sosyalizm maskesi taktığı günümüz Türkiye'sinde, Sosyalist ve Kemalist çevrelerin bu maskeli çevrelere karşı birlikte mücadele etmeleri gerekmektedir.

Seçkin AYBAR - 21 Ağustos 2013
http://www.kemalistler.net/

Son Yazılar