yikilsin agalik225 

Güneydoğu’ da halkımız bölünme değil, toprak istiyor!

5403 sayılı yeni torba yasayla,

“Toprak Kanunu ve Arazi Kullanımı Kanununun 1 Madde si” nin değiştirilerek, toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması ve bölünmelerinin önlenmesi amacını taşıyan yasa, planlı kullanım sağlayacak esaslardan yoksun bulunmaktadır. Yine 2B ile köylünün tarım amaçlı kullanmakta olduğu yerleri satın almasiyle ilgili yasa,

Maliye Hazinesi adına tapuya tescil edilen bu alanları köylünün alabilmesinin olanaksızlıgı ve hele Güneydoğu’da ağaların egemenliği altında inleyen halkın bu arazilere sahip olabilmesi hayal bile edilemezken, birde köylünün 27 Mayıs 1960 Halk Devrimiyle birlikte çıkartılan ‘’Toprak Reformu Ön tedbirler Yasası’’ ve Ecevit’in 1978 yılındaki iktidarı döneminde yürürlüğe koymaya çalıştığı ‘’Köy-Kent Projesi’’yle; Atatürk’ün 1925 yılında ‘’Kurtuluş Savaşı’’ yoldaşı Türk köylüsüne armağan ettiği ‘’442 sayılı ‘’Köy Kanunu’’ndan esinlendiğini gösteren köylü dostu yaklaşımları, toprak dağıtması, iktidar değişiklikleri nedeniyle, ‘’sandık demokrasi’’sinin kurbanı olmuştur.

Işte gerek 27 Mayıs’yla ve gerekse, Ecevit uygulamalarıyla köylüye verilen topraklar sonradan Maliye Hazinesi’nin 2B yasaları ve takibi olanak dışı haline gelmiş ‘’torba yasa’’ satışlarıyla yeniden toprak ağalarının eline geçmiş bulunuyor. Bu arazilerin yanında hayvancılığı bitiren ‘’meralar, yaylaklar, otlaklar, harman yerleri, kışlaklar’’gibi tarım ve hayvancılığın altın madeni değerindeki toprakları, köylünün sıfir maliyetli ‘’toprak fabrikaları’’ elden çıkmış TOKI’ye geçmiştir.

cumhuriyet koyu cocuklari225

Uretim dışına itilmiş, açlığa terk edilmiş, küresel, neo-liberal vahşi kapitalist düzenle devletsiz kalmış köylü, çiftçi tek seçenek olarak kendi çözümünü kendisi üretmek durumunda kalıp baş kaldırmıştır. O, emperyalizmin kuyruğuna takılmış olan terörle degil, üretimle yaşamak istiyor. Artık kendisini degil, çocuklarını, torunlarını, geleceğini düşünmek zorunda olduğunun farkında.

5403 sayili Yasa’nin 4. maddesin de tarım arazilerinin asgari büyüklüklerini, özel ürün arazilerinde 20 dönüm, dikili tarım arazilerinde yani ürün alınan araziler de 5 dönüm, seracılık yapılan alanlarda 3 dönüm olarak belirliyor. Ancak bu büyüklükleri gerektiği takdir de arttırabileceğini belirtiyor. Bu miktarların dışında ifraz edilmesini, bölünmesini kabul etmiyor.

Önceki uygulamadaki 5 dönüm koşulunun 20 dönüme çıkarıldığı, seracılık ve dikili alanlarla ilgili bir sınıflamanın yapıldığı görülüyor. Ancak burada tarım arazilerinin asgari büyük lükleri açıklanırken, alt sınır veriliyor; üst sınıra dokunulmuyor. Oysa bu ülkenin terör sonunun en büyük nedeni olan feodal kalıntılardan bahsedilmemekte…

Binlerce dekar arazisi olan Güneydoğulu ağalardan, beş on köyü olan feodallerden eser yok. Bu nedenle Diyarbakır’ın Bismil köyünde olduğu gibi arazi kavgaları daha da tırmanarak devam eder. İktidar, topraksız yoksul köylüye mayınlı arazileri bile çok görürken, kavgaların tırmanmasını önlemenin çarelerini arar mı acaba, diye sormanın âlemi yok?

TOKİ, Belediyeler ve Özelestirme Idaresi desteği geliyor!

Tarım arazileri dışında kalan, üzerinde yapılaşma bulunan ve Maliye Bakanlığınca uygun görülen taşınmazlar, Toplu Konut İdaresine (TOKİ), Büyükşehir ve ilçe belediyelerine kentsel dönüşüm projeleri gerçekleştirmek üzere devredilebilecek. Özellikle çarpık kentleşmenin olduğu 2-B alanlarında uygulanması amaçlanan çalışma kapsamında devir, emlak vergisi metrekare birim değerleri üzerinden gerçekleştirilecek. Bu tip devirlerde, mevcut kentsel dönüşüm uygulamaların da olduğu gibi hak sahiplerine yeni inşa edilecek konutlarda daire verilecek.

Miras hakkının zedelenmesi!

Yine 5403 sayili Yasa’nin 8.maddesin de, mirasa konu tarım arazi ve işletmelerde mülkiyetin devri esas alınmış. Burada yapılmak istenen tarım arazisinin artı değer, katma değer üretmesi şeklinde açıklanabilir. ‘’Mirasçılar kendi aralarında konuyu çözemedikleri takdir de, sulh hukuk mahkemesi kanalıyla sorunun çözülmesi yoluna gidebilirler’’ diyerek, mahkemeleri işaret etmektedir. Burada öne çıkan husus “ehil mirasçı” konusudur. Bu ehil mirasçılığa kim karar verecek, ölçüyü kim tayin edecek, kıstaslar ne olacak.

Ehil görülmeyen yetimlerin, öksüzlerin, özürlülerin hak ve hukuku ne olacak, bunu kim koruyacak. Başka bir hususta çözümün, parası olanlara bırakılması… Yani tarım arazilerini “ticari bir meta” olarak görmek. Oysa halkımız; köylümüz, çiftçimiz tarım yaptığı arazisini canı gibi görür, sevgiyle, büyük bir dostlukla ona bağlıdır. 8. Maddenin c-bendinde; “Miras yoluyla devirde, kendisine devir talep eden kişi yoksa arazi satılır” demektedir.

Bu durum yoksul Türk köylüsünü, çiftçisini yalnız bırakmak, banka kıskacında eritmektir. Bu maddeyle TOKİ, Maliye Hazinesi ve Ozelleştirme Idaresi  gibi kuruluşlar öne çıkacak demektir. Bu da, Güneydoğu’da ağalık kaskatı bir düzenle sürecek anlamındadır. Oysa halkımız bunu istemiyor, emperyalist  bölücü terör kuşatmasını kırarak, üretim ve toprak istiyor.

Orhan ÖZKAYA - 17 Ağustos 2013

Son Yazılar