rte kabadayi225 

Rüzgâr eken fırtına biçer!

Gazetecileri, yurtsever aydınları, Genelkurmay Başkanını “darbeci” diye yaftalayarak kafalarına göre cezalandıranlar, ülke tarihinin en büyük faşist darbesini gerçekleştirdiler...

Ve okyanus ötesinin bu topraklardaki maşalarıyla kurduğu çarpık düzen, o kara günde tümüyle çöktü.

İçerideki şerefli insanlar özgürdür ve dışarısı karanlık ve büyük bir hapishanedir artık.

Dışarısı yok...

Kafalarındaki zindanlara tıkmak için özgürlüklerin peşine düşmüş gölgelerin ülkesindeyiz.

Hukuk, adalet, vicdan sustu...

Beş sene önce verilen karar beş Ağustos’ta açıklandı.

Atatürk’ün Başkomutan olduğu günün yıldönümünde...

Cezaevi içinde kurulan mahkeme dekorunda biçilen cezalar müebbet hapisten çok daha ağır aslında.

Daha aydınlık ve daha özgür bir Türkiye’nin ilk tomurcukları olarak esareti yaşayan o insanlar, genel bir afla, bebek katilini de serbest bırakmanın hesaplarıyla rehin tutuluyorlar.

Yandaş medyanın ülkede bir adalet faciası yaşanmıyormuş gibi olağan yayınlarını sürdürmesi beklenen bir rezillikti tabii...

Genelkurmayın açıklaması “ateşe benzerdin, küle dönmüşsün” tadında, buruk bir dönüşümün özetiydi.

Ve bizler, böyle bir haksızlık felaketini yaratanların gönül ferahlığıyla ortaya çıkıp “içimiz rahat, doğru kararlar verdik” diyebildiği bir karanlık dünya kuytusunda yaşamanın acısını çekiyoruz.

Onlar için hiçbir sorun yok...

Ruhlarını huzursuz edecek bir nebze vicdan sahibi olsalar bunlar yaşanmazdı zaten.

Önümüzdeki aylarda, yıllarda bu derin uyku devam edecek mi?

İnsanların hayatlarını, hürriyetlerini, değerlerini çalanlara oylar yağacak mı tekrar?

Açıldıkça kapanan, değiştikçe bozulan, yenilendikçe tarih öncesine dönenlerin geceleri uzayıp gidiyor...

Ve hiçbir koşulda pes etmeyecek, umutlarını yitirmeyecek, susmayacak insanlar da var.

Ne pahasına olursa olsun haklılık ve özgürlüğü asla terk etmeyenlerle güce yapışanların birbirinden ayrıştığı turnusol günlerdeyiz.

Atatürk bugünleri önceden biliyordu...

O yüzden “Ey Türk Gençliği” diye seslenmişti gençlere.

Boğucu karanlığın amansız saldırısı aydınlık ruhları derinden sarsıyor...

Uyuyor zannedilen toplum uyanıyor.

Çağdaş gençliğin özgürlük tutkusu asla önleyemeyecekleri devasa bir dalgaya dönüşecek.

Rüzgâr ekenler fırtına biçecek.

Durmadan sandıktan söz edenler, hiç beklemedikleri bir “halk tokadı” yiyecek.

Mavi gökyüzüne kara bir ahtapot gibi çökenler gidecek...

Özgür ve çağdaş bir ülke yeniden güneşi görecek.

Kendileri gibi düşünmeyenleri en kaba muamelelerle yok sayanları...

İnsanları elma gibi ortadan ikiye bölenleri...

Hürriyet korkulu hesaplaşmalar peşinde kendi ülkesine bunca kötülük yapanları tarih affetmeyecek.

Işık ve sevgiyle...

İlhan İREM - 16 Ağustos 2013 - Aydınlık

Son Yazılar