indignez vous stephane hessel225 

Demokrasi Yoksa Meşruiyet De Yoktur…

Çağdaş demokrasinin iki vazgeçilmez, olmazsa asla olmaz temel öğesi mevcut:

1.- Katılımcılık.

2.- Sınırsız itiraz hakkı…

Ünlü siyaset bilimcisi Robert Dahl böyle yazıyor…

Bir de şu unsurun koyu bir kalemle altını çiziyor: Tam enformasyon!..

Şöyle diyor demokrasinin yaşayan filozofu:

- Demokrasi, katılımcı olmak zorundadır. Eğer demokrasi, vatandaşın belirli periyotlarla sandık başına gitmesi olarak hayata geçiriliyorsa, orada demokrasi yoktur.

İkinci öğe ise, çok daha önemli. Robert Dahl şöyle sürdürüyor sözlerini:

- Demokrasinin ikinci temeli, kafa tutmak, itiraz etmek, itiraz hakkıdır… Demokrasilerde itiraz hakkı en kutsal bir haktır. İnsanların rahat bir şekilde itiraz edebilmeleri, hangi çoğunlukla alınırsa alınsın, alınan bütün kararlara özgürce kafa tutabilmeleri gerekir… Buna kısaca muhalefet etme hakkı diyebiliriz. Bu hak sınırsız bir ölçekte var olmalıdır.

Bu iki öğeyi birlikte ve aynı anda içermeyen, söz konusu hakları engelleyen hükümetler [yönetimler] meşruiyetlerini kaybederler…

İşte bu son cümle çok önemlidir.

İstediği kadar seçimle gelsin, dilediği kadar sandıktan çıktığını ileri sürsün, her türlü yönetim erki, bu iki öğeyi çiğniyorsa, meşruiyetini kaybetmiş demektir.

O ülkede veya o yörede demokrasi uygulanmıyor demektir.

O ülkede veya o yörede yönetim gücünü elinde bulunduranlar meşru yönetimler değildirler.

Ve bir de “tam enformasyon!..”

Yani halk her şeyi bilme imkânına sahip olacak.

Olayların, yaşananların bilgisine tam olarak gerçeğine ulaşma olanağını elinde tutacak…

Yönetenlerin yapıp ettikleri, kamusal politikalar konusunda tam ve gerçek bilgiye ulaşma özgürlüğüne ve serbestîsine sahip olacak.

İşte bunun adı demokrasi!..

İşte bunun için demokrasiyi savunuyoruz.

Bu öğelerden bir tanesinin, şu ya da bu nedenle eksiltilmesi demokrasiyi rayından çıkarır ve halkın kandırılmasına, anlamsız bir sürü gibi güdülmesine ve özgür iradesini ülkenin yönetimine egemen kılamamasına neden olur.

Daha kısa bir ifade ile bu durumda uygulanan rejim, halkın egemenliğinin dışında oluşan bir yönetim şeklidir.

Ulusal egemenlik ancak, sözünü ettiğimiz bu olmazsa olmaz öğelerin mevcudiyeti halinde vardır.

Bu öğelerin dışı, despotluktur, diktatörlüktür.

Bir başka ifade ile, meşruiyetin tükendiği noktadır.

Ortada meşruiyet yoksa, demokratik esaslar yok edilmişse ve pratik hayat içine yansıtılamıyorsa, yapılacak tek şey, o ülke veya yörede demokrasiyi tüm ilke ve kurumları ile yeniden tesis etmek için mücadele etmektir.

Bu mücadele ulusal çapta da olabilir, yerel ortamlarda da…

Gezi direnişinin sloganı bu anlamda üzerinde yeniden düşünülmesi gereken bir slogandır:

- Her yer Taksim, her yer direniş…

İşin özü bizce şöyle özetlenebilir:

- İster ulusal planda olsun, ister en küçük yerel ortamlarda, sözünü ettiğimiz demokratik ilkeler yaşama geçirilemiyorsa, o ülkede demokrasi mücadelesi mutlaka sürdürülmelidir.

- Kimi yerde gaz/cop/pala/plastik mermilere rağmen… Kimi yörede ise, düşmanlık üretenler, kendi bildiğinden şaşmayanlar ve her eleştiriyi kendilerine yönelik bir saldırı olarak algılayan anti-demokratik kişi, küme, unsur ya da yapılanmalara karşı….

Faruk HAKSAL - 23 Temmuz 2013
http://www.soruyusormak.com/

Son Yazılar