mehmet yuva225 

Kaynağın başı: Rasulayn!

Rasulayn (doğru telaffuzu Ras el-’ayn) “Kaynağın Başı” veya “Kaynağın Gözü” anlamındadır.

Bölge Kuzey Doğu Halep vilayeti ile Kürtlerin daha yoğun olarak mevcut olduğu ve zengin petrol bölgesi olan Hasake vilayeti arasında önemli bir güzergahtır. Buna ilaveten, Rakka vilayetine açılan kapı konumundadır. Rakka vilayeti Suriye’nin en önemli barajının bulunduğu mıntıkadır. Ayrıca zengin petrol ve doğalgaz bölgesidir.

Bunun yanı sıra, Fırat nehrine ve Irak’a komşu, petrol ve doğalgaz açısından çok zengin kent olan Deyr El Zor kentine açılır. Mardin vilayetimize bağlı Nusaybin ilçesinin hemen karşısında olan Kamışlı, Haseke vilayetinin bir ilçesidir. Kamışlı veya Kamışlo bölgesi tarihi bir Süryani kentidir. Dicle nehrimizin Suriye topraklarına giriş yaptığı, Irak, Türkiye ve Suriye’yi birleştiren nokta Maliki kentidir. Bu topraklar Botan veya Cezire (Ada) olarak bilinir. Bir suikast sonucu öldürülen Suriyeli Şeyh Ramazan El Boti,soyadından anlaşılacağı gibi Botanlıdır. Rasulayn Suriye’nin Türkiye sınırına sıfır noktadadır. Urfa vilayetimize bağlı olan Ceylanpınar ilçesinin komşusudur.Söz konusu mıntıkayı kontrol eden kuvvet, stratejik önemdeki bu üç bölgeye kolay sarkabilir.

El Nusra’nın yenilgisi!

El Kaide’nin Suriye kolu olan El Nusra ve benzeri örgütler, Türkiye’ye sıfır noktadaki bu kenti kullanarak, Türkiye üzerinden silah ve militan sevkiyatını organize ediyorlar. Rasulayn’da tutunamamaları önemli bir askeri yenilgi anlamına gelmektedir. Kentte askeri üstünlük sağlayan PYD ve benzeri Kürt oluşumlar askeri bir başarıya imza attılar. PYD ve benzeri oluşumlar bazen Suriye kuvvetleri, bazen ÖSO ile bazen de El Nusra tipi dini-dar oluşumlarla işbirliği veya anlaşmalar içinde olmuşlardır.

Durumdan vazife çıkartma ve konjonktüre uygun davranarak konumuna nüfuz ve kuvvet katma arayışı içindedir. PYD konum, düşünce ve amaç bağlamında El Nusra tipi yapılarla uzun süre işbirliği yapamazdı. PYD, aslında Suriye devleti ile hareket etmekten yanadır. Özellikle Suriye kuvvetlerinin “Kuzey Fırtınası” adı altında Halep, İdlib ve Rakka’da başlattığı operasyonlar, Suriye Kürtlerinin El Nusra ve ÖSO’ya karşı moral bulmasını sağlamış ve karşı çıkışı tetikleyen önemli unsurlardan birisi olmuştur. Amma ve lakin, PYD bu batıni işbirliğini önemli bir tarihi fırsata dönüştürmek ve askeri kazanımlarına siyasi-iktisadi bir üstyapı oluşturmak arzusundadır.

Fırsatçılık işe yaramaz!

Suriye devleti, PYD’nin El Nusra ve benzeri oluşumlara karşı savaşını desteklemektedir. Bu desteği bazen zahiri bazen de batıni yapmaktadır. Suriye’nin,AKP iktidarının uluslararası cinayet ve talan şebekelerine verdiği desteğe karşılık, Türkiye sınırına sıfır noktada mevcut olan Kuzey Suriye Kürtlerine askeri alan oluşturması, “satranç oyununda” tehlikeli bir adımdır.Bu tarz hareketin çok hayırlı veya çok zararlı neticeleri olabilir. Buna mukabil, PYD, bu aşamada, Barzani veya PKK’nın desteğinin ve yardımlarının yeterli olmayacağını çok iyi bilmektedir.Ayrılıkçı veya etnik söylemlerin Suriye Kürtleri için bölgede etkin ve yararlı bir netice yaratmayacağının idraki içindedir.

Bunun iki ana sebebi vardır: Bölge yoğun Arap kabileleri ve köklü ve kalabalık Süryani topluluklarıyla doludur.Ayrıca az miktarda da olsa Türkmen ve Çerkez toplulukları vardır. Bir başka önemli husus, kuzey doğu Halep bölgesinde ama özellikle Afrin kentinde yaşayan Kürtlerin ezici çoğunluğu Alevidir. Konumları itibarıyla ayrılıkçı söylemlerden uzaktırlar.

Ayrıca aleni olarak Suriye ordusunu desteklemekte ve oluşturulan “Silahlı Halk Komiteleri” içinde aktif yer almaktadır. Buda PYD’nin daha dikkatli davranmasını zorunlu kılmaktadır. KCK Yürütme Konseyinin beyanını bu çerçevede değerlendirmeliyiz: “Rojava’da (Suriye) iktidar ve güç peşinde koşmak, devrime şantaj yapmak ve bu temelde Kürtler arası gerilim ve parçalanma yaratmak, Kürtlerin çıkarına olamaz.”

Devlet savaşla kurulur!

Rasulayn’da binaya “Kürdistan” bayrağı çekmek,Türkiye’de “Suriye Kürtlerinin zaferini ve devrimini” kutlamak, geçici bir heyecan yaratabilir. Devlet kurmak, zinhar zor kullanarak toprak koparmanızı ve buraya arzu ettiğiniz bir siyasi-askeri erki tesis etmeniz için topyekun bir savaşa hazır olmanızı gerektirir.

Savaşı ve krizi istismar ederek fırsatçılık yapmak kimseye devlet sağlamamıştır. Bölge milletlerinin eli armut toplamıyor. 20’li, 30’lu, 40’lı yıllarda, Türkiye’den ve Irak’tan göç eden binlerce Kürt ailesine Suriye yurt olmuştur.

Özetle, ya Kürt kardeşlerimiz bölge halkları ile anti-siyonist, anti-emperyalist mücadelede yer alacaklardır veya emperyalizmin ve siyonizmin sinsi ve kanlı vaatlerine kurban olacaklardır. Kürtlerin mazlum konumdan zalim konuma transfer olma hakkı olamaz.Tarih not ediyor!

Mehmet YUVA - 21 Temmuz 2013 - Aydınlık

Son Yazılar