erol ertugrul225 

Mısır sizi neden böyle korkutuyor?

Mısır’da, Mursi’nin düşürülmesinden sonra Bay Erdoğan sürekli olarak aynı şeyi söylüyor: “Darbeler kötüdür.” Darbeler kötüdür de, şeriat iyi midir? Darbeler kötüdür de, sivil bir baskı yönetimi iyi midir?

Halkına saldıran destan değil alçaklık yazmıştır!

Seçim kazanarak göreve geldiniz.Bir süre sonra, devlet olanaklarını yakınlarınıza, yandaşlarınıza peşkeş çektiniz. Sizi eleştirenleri, size karşı olanları cezaevlerine doldurdunuz. Basını susturdunuz. Üniversiteleri susturdunuz. Kendi dünya görüşünüzü, tüm ülkeye kabul ettirmeye çalıştınız.Bunun için yasalar çıkardınız. Seçimle geldiniz diye bunları yapabilir misiniz? Seçimle geldiniz diye, bunun adı demokrasi midir? Halk, bu yaptıklarınıza karşı çıkarak alanları doldurursa, ordu, halkın çağrısına kulak verirse bunun adı darbe midir? Mısır’da olanlar budur. Halk, ordu ile birleşerek devrim yapmıştır.

İlk çağlardan beri, hukuk dışına düşen yönetimlere karşı, adaletsizlikler yapan yönetimlere karşı, halkın direnme hakkı vardır. Ve bu hak kutsal bir haktır. Mısır’da dinci ve baskıcı yönetime karşı halk alanları doldurdu, Mısır Ordusu, halkın yanında yer aldı. Başbakan Bay Erdoğan, Mursi seçimle geldi diyerek, duruma tepki gösteriyor.Başbakan, Suriye’de Esad’ın düşmesi için her türlü desteği verdi. Mısır’da Mübarek düşerken ellerini ovuşturdu.Mursi için ise tepki gösteriyor.

Öyle ki, Erdoğan’ın söyledikleri karşısında Mısır yönetimi “İçişlerimize karışma” demek zorunda kaldı. Bay Erdoğan’ın Mursi’yi desteklemesinin nedeni onun kendisi gibi dinci ve baskıcı birisi olmasıdır. Belli ki Mısır da olanlar AKP’yi ve Başbakan’ı korkutuyor.Bay Erdoğan, Mursi gibi yapıyor. Seçimle geldim diyerek her şeyi yapabileceğini sanıyor. Cumhuriyet’i dönüştürmeye çalışıyor. Kendi inançlarına göre bir düzen kurmak istiyor. Ülkeyi bölmeye çalışıyor. Kendisine karşı çıkan vatanseverleri cezaevlerine dolduruyor.

Mısır Ordusunun göstericilere ateş açmasına tepki gösteren Başbakan, Türkiye’de polisin Gezi direnişçilerine plastik mermi ile biber gazı ile saldırmasını görmezden geliyor.Beş gencimizin yaşamına kıyan, on iki gencimizin gözlerini çıkaran, altmış beşi ağır yaralı on binden fazla insanımızı yaralayan polislere hiç utanıp sıkılmadan “Sizler destan yazdınız” diyor.Kendi halkına saldıran polis destan yazmış olamaz. Alçaklık yapmış olur.

Halk Atatürk ile yolunu çizmiştir!

Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk ile yolunu çizmiştir. Bu yol aydınlık, tam bağımsız ve özgür bir yoldur. Hiç kimse,seçimle geldim diyerek Türk Ulusunu, bu yoldan geri döndüremez. Bay Erdoğan, gençlerin haklı direnişleri karşısında şaşırıyor, onları polis saldırıları ile korkutup sindiremeyeceğini görüyor.Bu kez “Gençlerimize geleneklerimizi öğretemedik” diyor. Kendi yaşam biçimini,kendi inançlarını, gençlerimize geleneklerimiz diyerek dayatmak istiyor.Başbakan’ın gelenekleri, Türk Gençliğinin gelenekleri olamaz.

Gençler her yerde “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağırıyorlar. Onlar, Atatürk’ün “Gençliğe Söylevini” , “Bursa Söylevini” yol gösterici olarak alıyorlar. Gezi ile başlayıp, tüm Yurdumuza yayılan direniş ile görüldü ki Mustafa Kemal’in askerlerinin ellerinde taş yok, bıçak yok, silah yok. Yalnızca kırmızı karanfiller var. Şarkılar, türküler var. Kendisini RTE’nin, AKP’nin askeri olarak görenlerin ellerinde ise sopalar, bıçaklar,palalar var. Üstelik bu saldırganlar polis tarafından kollanıp korunuyorlar. Ulusumuzun seçimi silahlı, sopalı, palalı bir baskı yönetimi olamaz. Ulusumuzun seçimi faşist bir baskı yönetimi değil, Mustafa Kemal’in aydınlıkçı, özgürlükçü,tam bağımsızlıkçı yoludur.

Erol ERTUĞRUL - 13 Temmuz 2013 - Aydınlık

Son Yazılar