tahrir meydani haziran2013 19 225 

İhvan iç savaş çıkaramaz!

Halk, Tamarrud adı altında muazzam bir imza kampanyası açtı. 25 milyondan fazla imza toplandı.Bu gerçek bir sayı.

Milletin büyük çoğunluğu Mursi’nin istifasını istedi. Ordu tabii ki darbe yapmadı, sadece Mursi’yi görevinden aldı. Çünkü halkın büyük çoğunluğu bunu istedi.

Akıtılan milyarlarca dolara,Müslüman Kardeşler’in büyük olanaklarına rağmen, bir-iki milyondan fazla insan seferber edemediler. Denildiği gibi iç savaş tehlikesi yoktur. Dengeler tamamen Müslüman Kardeşler’in aleyhinde. Müslüman Kardeşler bozguna uğradı.

*** *** ***
Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, Birleşmiş Milletler’e başvuruda bulunarak, Mısır Ordusu’nun “seçimle gelmiş meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye darbe yaparak devirdiğini” iddia etti ve önlemler alınmasını istedi.Türk medyasının hemen hemen bütünü de milyonlarca Mısırlının harekete geçmesinden sonra Mursi’nin cumhurbaşkanlığından indirilmesini “darbe” olarak nitelemeyi sürdürüyor.

Dünyaca ünlü Mısırlı Marksist bilim adamı Samir Amin, Mısır’daki gelişmeleri nasıl değerlendiriyor acaba? Darbe mi yapıldı, yoksa devrim mi oldu? Amir ile yaptığımız telefon röportajına bu soruyla başladık

Aydınlık >>> Mısır’daki son olaylara ilişkin olarak darbe mi, devrim mi tartışmaları yapılıyor.Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Samir AMİN >>> Bu ne bir devrimdir, ne de bir darbe. Çok geniş çaplı bir halk haraketidir.

Mursi’nin seçilmesi çok şaibeli. Ama tabii sonucunda muazzam bir oyla geldi. Bir yıllık yönetiminin ardından, halk artık son derece bıkmış bir vaziyetteydi.

Sadece Hüsnü Mübarek’in gerici, hatta ultra gerici sayılabilecek neoliberal politikalarını uygulamakla kalmadılar,ondan da kötü bir şekilde halk sınıflarıyla karşı karşıya geldiler.

Mursi, aynı zamanda, giderek artırdığı bir diktatörlük modeli benimsedi. Hiçbir düşünceyi dikkate almadı, kendi buyruklarına göre hareket etti.

İşte bu, halk arasında muazzam bir imza kampanyasına yol açtı: Tamarrud.

Bu kampanyada 25 milyondan fazla imza toplandı. Bu öyle hayali bir sayı değil, gerçektir.Bu milletin büyük çoğunluğudur ve bu insanlar Mursi’nin istifasını istemekteydiler. Bu harika bir harekettir.

Ordu tabii ki darbe yapmamıştır. Bu koşullarda buna darbe diyemeyiz. Onlar sadece Mursi’yi görevinden aldılar. Çünkü bu halkın büyük çoğunluğu tarafından talep ediliyordu.

“Mursi içsavaş bayraklarını açtı, iç savaş kışkırtıyor” deniyor. Bu büyük bir yalandır. Çünkü 3 Temmuz günü 20 milyondan fazla insan onun istifası için sokaklara döküldü.

Akıtılan milyarlarca dolara, Müslüman Kardeşler’in büyük araçlarına, olanaklarına rağmen, birkaç milyon, bir ya da iki milyondan fazla insan seferber edemediler. Dolayısıyla denildiği gibi içsavaş tehlikesi bile yoktur.

Çünkü dengeler tamamen Müslüman Kardeşler karşıtlarının lehinde. Müslüman Kardeşler şu an ülkede neredeyse hiçbir şeyi temsil etmiyor. Tamamıyla bozguna uğradılar. Ordunun kurmayları bunu görebilecek kadar zekiler. Onun için onu indirdiler.

Aydınlık >>> Peki ordunun ABD ile ilişkileri?

Samir AMİN >>> Tabii zeki derken,şunu da vurgulamak lazım.Ordunun en üst kurmayları Sedat,Mübarek ve Mursi dönemlerinde 30 yıl boyunca,Körfez paraları, CIA paraları, Amerikan yardımları vs ile sistematik bir şekilde yozlaşmıştır. Bu şekilde bu zümreyi zenginleştirip,Mısır komprador burjuvazisinin bir parçası haline getirmişlerdir.

Ancak, şuraya dikkat! Ordunun yalnızca üst düzey kurmaylardan ibaret olmadığını dikkate almalısınız! Ordu aynı zamanda ABD, İsrail ve Körfez ülkelerine tamamen boyun eğme politikalarını tartışacak düzeyde milliyetçi olan subaylardan da oluşmaktadır.

Dediğim gibi, ordu kurmayları da durumu anlayacak kadar zekiler ve dolayısıyla Mursi’yi görevden alacak kararı verdiler.Yani bu halkın büyük zaferidir. Ama tabii ki nihai zafer değildir.

Çünkü, ordunun da her zaman ordu olduğunu aklımızda tutmalıyız ve daha sonradan ordu kurmaylarının tek taraflı bir yönetim modelini kurmaya yönelebileceği ihtimalini de aklımızda tutmalıyız.

Aydınlık >>> Böyle bir ihtimal var mı?

Samir AMİN >>> Bu çok zor bir ihtimal tabii. 60 yıl öncesinde yaşamıyoruz ve iki yıldır gün geçtikçe daha da siyasileşen,her şeyin farkında olan insanlar çoğalmaktadır. İki yıl önce insanların kafasında birçok yanılsama vardı. Halk, son iki yıl içinde Mısır komprador burjuvazisi, siyasi İslam,gerici Müslüman Kardeşler ve ordunun kurmayları hakkında kafalarındaki yanılsamalardan kurtuldu. Bunun sonucunda halkın lehine olan yeni bir denge oluştu.

Aydınlık >>> Hangi partiler var bu ayaklanmanın arkasında?

Samir AMİN >>> Tamarrud hareketi, Arapça’da “başkaldırma”, ya da “reddetme” anlamına geliyor.Belki Türkçe’de de aynı kelimeyi kullanıyorsunuzdur?

Aydınlık >>> Yok bizde farklı...

Samir AMİN >>> Türkçede Arapçadan birçok sözcük var; o yüzden dedim... İşte “Tamarrud” kelimesiyle anılan bu hareket, çok geniş kesimlerden siyasi partileri, örgütleri, hareketleri, fikirleri biraraya getirdi. Bunların arasında son derece etkin olan Komünist Parti, Sosyalist Parti ve sendikalar var.

Ayrıca kaybettikleri topraklar için mücadele veren yoksul köylülerin örgütleri, sosyalist ya da komünist olmayan orta sınıfın demokratik kitle örgütleri ve partileri de var. Avukatlar, tıp doktorları, mühendisler, öğretmenler, üniversite çalışanları vb. Çok güçlü ve son derece etkin olan kadın hareketleri de katıldılar.

Bunların iki modeli var: Birisi eğitimli orta sınıftan kadınları örgütlüyor, diğeri de alt halk sınıflarının içinde etkin. Çünkü yoksulluğu en iyi bu insanlar biliyor. Onlar herkesten daha çok çekiyorlar.

Aydınlık >>> Her kesimden insan ve akım var yani...

Samir AMİN >>> Çok geniş bir yelpazede insanlar biraraya geldi. Özetle siyasi olarak merkez sağdan merkez sola, oradan da sola doğru açılan bir yelpaze... Tabii oportünist nedenlerle Mursi hükümetine yakın duran kesimden sağcılar da son anda katıldılar.

Çünkü bunun Mursi’den kurtulmak için bir fırsat olduğunu gördüler ve bir ihtimalle hareketi kendi çıkarlarına çevirebileceklerini hesapladılar.

Aydınlık >>> Liderler tam olarak kim?

Samir AMİN >>> Çok lider var. Bilirsin, ufak örgütlenmeler var, büyükleri var. Şehir mahallelerinden örgütler var, bunların da kendi eylemcileri var. Bazıları aşağı yukarı lider sayılabilir. Yani çok geniş bir kesim var.

Dolayısıyla tek bir liderden bahsedemeyiz. Ama halk tarafından bilinen güçlü bir isim var: Hamdin Sabbahi. Seçimlerde resmi olarak üçüncü sırada yer almıştı. İlk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk dört sırada yer alanların aşağı yukarı her birinin 5 milyon oyu vardı.

İşte Hamdin Sabahi’ye oy veren bu 5 milyon seçmen, en eğitimli kesmi oluşturuyor.Yani diploma anlamında söylemiyorum, en politize olmuş ve tahlil etme yeteneği en gelişmiş kesim...

Tabii ki bunlar sayısal olarak azınlıktalar,ancak çoğunluğu arkasında sürükleyebilecek özelliklere sahipler. Mursi’ye oy veren 5 milyon kişi ise parayla satın alınmış kesimi oluşturuyordu.
 
Aydınlık >>> Mursi iktidara nasıl geldi? Gerçekten seçimleri meşru bir şekilde mi kazandı?

Samir AMİN >>> Hayır, kesinlikle büyük bir düzenbazlık vardı.Çünkü ABD’den ve Körfez ülkelerinden milyarlarca dolar özel olarak Müslüman Kardeşler için aktı. Bu şekilde yoksul Mısırlı aileler için sadaka sandıkları hazırlayabildiler. İçine bir kilo yağ, bir kilo şeker, bir kilo pirinç, hatta bir kilo et koydular.Her aileye verdiler bu sandıklardan. Toplam 30 milyon sandık dağıtıldı. Seçim bürolarının işgalini örgütlediler ve başkalarının içeri girip oy kullanmasını imkansız hale getirdiler.

Hatta öyle bir düzeyde müdahale oldu ki, normalde seçim bürolarını denetlemek için orada bulunması gereken yargıçları, devrimci olsun olmasın engellediler ve seçim bürolarından ayrılmak durumunda bıraktılar. Bazıları beş dakika içinde ayrıldı, bazıları iki saat içinde ve çıktıklarında hepsi, “Biz bu seçimi tanımıyoruz” dediler.

Ama ne yazık ki, çoğunlukla Avrupalılar tarafından seçilmiş olan uluslararası gözlemciler, herhangi bir usulsüzlük ya da gariplik görmediler. Çok komik değil mi?

Ama onlar dışında herkes gördü. Dolayısıyla “Mursi meşru bir şekilde seçilmiş bir cumhurbaşkanıdır” demek kesinlikle doğru değil. Hayır, gayrı meşrudur! İnsanlar bunu ilk andan itibaren defalarca söyledi.

*** *** ***

samir amin

Samir Amin kimdir?

Prof. Dr. Samir Amin, 1931 Mısır doğumlu Arap Marksist iktisatçı ve teorisyen.Samir Amin’in bir kısmı Türkçe’ye de çevrilmiş olan otuzdan fazla kitabı var. En tanınmış kitapları arasında Kaynak Yayınları’ndan Türkçe çıkan “Emperyalizm ve Eşitsiz Gelişme”, “Maoizmin Geleceği”, “Kaos İmparatorluğu-Yeni kapitalist küreselleşme” ve “Doğu Uygarlığının Yükselişinin Tarihsel Nedenleri” var.

1947-1957 yılları arasında Paris’te Siyaset Bilimi (1952), İstatistik (1956), İktisat (1957), bölümlerini bitirdi ve aynı yıllarda Fransız Komünist Partisi’ne (FKP) katıldı. Ancak Sovyetler Birliği’nin yeni bir emperyalist güç olma yolunda ilerlediğini savunarak, “Sovyet kuyrukçuluğu” yaptığı gerekçesiyle FKP’den uzaklaştı.

Öğrencilik yıllarında “Sömürgecilik Karşıtı Öğrenciler” (Étudiants Anticolonialistes) adında bir dergi çıkartmaya başladı.1957 yılında,dünyaca ünlü Fransız iktisatçı François Perroux danışmanlığında,azgelişmiş ekonomileri yaratan mekanizmayı teorik olarak açıklayan, özgün adıyla “Azgelişmişliğin Kökenleri-Dünya Ölçeğinde Kapitalist Birikim” başlıklı tezini kabul ettirdi.

Amin, 1957-1960 yılları arasında Nasır döneminde, Mısır Ekonomik Yönetimi Kurumu’da araştırmacı olarak çalıştı.1960-1963 yılları arasında Mali Planlama Bakanlığı başdanışmanı oldu. Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Kalkınma ve Planlama Enstitüsü’nde (IDEP) çalıştı. 1970 yılına kadar Poitiers, Dakar ve Paris Vincennes üniversitelerinde profesörlük yaptı. 1970-1980 yılları arasında IDEP Müdürü oldu. 1980 yılında Dakar’daki Üçüncü Dünya Forumu’nun başkanı oldu.

Yarın : Türkiye ve Suriye değerlendirmesi!    

Söyleşi (1) : Şafak TERZİ - 13 Temmuz 2013 - Aydınlık

Son Yazılar